Alevi Anası Fidan: Özgür olduğumuz köylere döneceğiz
- 09:04 4 Kasım 2020
- Güncel
Melike Aydın
İZMİR - Kürt Alevi kimliğinin şehirlerde evin içine sıkıştığını ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Alevi Anası Fidan Yıldız, “Hep geri dönüş olacak gibi düşünüyorum. Ama bu sefer daha bilinçli şekilde” dedi.
İzmir’in Çiğli ilçesinin Güzeltepe Mahallesi’nde üç nesil bir arada yaşayan Alevi Anası Fidan Yıldız, Kürt Alevileri’nin şehre göç ettikten sonra kültürel ve inanç olarak dışlandıklarını, devlet politikaları ile asimilasyona maruz kaldıklarını dile getirdi. Kürt Aleviliği olan Rêya Heq (Hak Yol) Aleviliğin üç nesil sonra kalmayacağından kaygılanan Fidan, köylerde daha özgür olduklarını belirtti.
‘Şehre özendik oysa köyde daha özgürdük’
İzmir’de 25 yılı aşkın süredir yaşadığını söyleyen Fidan, Erzurum Hınıs’taki köylerinden ekonomik sıkıntılar nedeniyle ilk başta İstanbul’a göç ettiğini belirtti. Burada bir süre tekstil, kimya fabrikasında çalışan Fidan evlendikten sonra eşi ve eşinin ailesiyle yaşamak üzere İzmir’in Çiğli ilçesi Güzelbahçe semtine taşındıklarını ifade etti. İstanbul’a taşınırken 17 yaşında olan Fidan, “Abim bir gecekondu yapmıştı. Sonralarda Almanya’ya gitti. Şehre özendik. Oysa şehre gidenler göründüğü gibi değil demişti. 3-4 ev birlikte İstanbul’a gittik. 1+1 ev. Şok oldum. Köydeki ev daha güzeldi. Daha özgürdük. Şimdi hayatımı geri verseler köye giderdim” dedi.
Gurbetten gurbete sürükleniş
Fidan İzmir’de eşinin annesinin de etkisiyle kendi geleneklerini devam ettirdiklerini aktardı. İzmir’deki yaşamlarında ekonomik güçlükler yaşadıklarını dile getiren Fidan, “Ne burada sen olabiliyorsun ne de siyasi olarak seni barındırıyorlar. Sürekli taciz ediyorlardı. Herkes yurtdışına gidince sendika sözcüsü olan kaynım da Avrupa’ya gitti. Avrupa’daki devletler Avrupa’da eskiden işçiye ihtiyaç vardı. Maraş olayı yaşandıktan sonra Aleviler yoğunlukla gittiler. Burada devlet dairesine sokmuyorlardı, dilini konuşturmuyorlardı. Eskiden köyden İstanbul’a gelmek gurbet demekti. Buraya geldik başka bir gurbet seçtik. Alevilere tek değil Kürtlere de aynı şey uygulanıyor” diye aktardı.
‘Göç edenler ya Kürt ya Alevi ya Kürt Alevi’
Sonraki nesillerin şehirlere göç ettiğini ifade eden Fidan, “Soma işletmelerinde çalışan babam elinden sakat olmuştu. Ama bizi getirmedi. ‘Tarlam var arazim’ var derdi. Ama sonra her birinin 3-5 çocuğu olunca topraklar bölününce problemler çıkıyor. Yetmeyince de gelindi. Devlet de patronlara hizmet eden lazım diye önünü açtı. Gecekondulara neden izin verildi? Ucuz işçi gelsin diye. Avrupa’ya da bu nedenle gitti. Fabrikalarda daha işçilik haklarını bilmiyordun ki. Bu işçiler genelde kırsaldan geliyordu. Erzurum’dan Van’dan Dersim’den gelen insanlar ya Kürt ya Alevidir ya Kürt Alevi” diye belirtti.
‘Alevi ve işçi kimliği ön plana çıkarıldı’
Göç ettikleri batı coğrafyasında Alevi, Kürt veya Kürt Alevi kimliklerinin siyasi baskı altında olduğunu aktaran Fidan, siyaseti yaşayarak öğrendiklerini dile getirdi. Fidan, “Ben Kürt Alevisiyim diyorum kimisi kabul etmiyor üstelik Zazaca konuşuyor, Kürtçe klam dengbej dinlerken kendini hissediyor ama kendine Kürt deyince değilim diyor. Bunu sistem bu hale getirdi. Sanki biz başka dünyadan gelmişiz gibi algılıyorlardı. İşyerinde namaza gidiyorlar diye korkuyoruz 'Aleviyiz' diyemiyoruz. Siyasi bilinci olan arkadaşların yanında 'kendimizi savunur' hale geldik. Ramazanda neden yemek yediğimizi soruyorlardı. 'Gider şeflere şikâyet ederiz' diyordu. Siyasi bilinç olmadan köyden geldik. Aleviyiz devrimciyiz sosyalistiz demeyi öğrendik. Ama ne demek bilmiyorduk. 'Alevi ve ezilensin işçi sınıfısın' denildi. Onlar savunduğu için onları yakın hissediyorsun çünkü işçisin” şeklinde ifade etti.
‘Bazı Alevi dedeleri Alevileri böldü’
Dede evi olduğu için taliplerin sık sık ziyarette bulunduğunu, cem tutulduğunu ancak eşinin babası vefat ettikten sonra gelenekleri eşinin annesinin farklı şekillerde devam ettirdiğini dile getiren Fidan, yaşadıkları mahallenin de Dersim, Hınıs, Maraş gibi yerlerden göç edenler nedeniyle Kürt Aleviliği olan Rêya Heq Kızılbaşlığını daha rahat yaşadıklarını ifade etti. Hızır orucunu tutuklarını, taliplerin gelmeye devam ettiğini belirten Fidan, “Çocuklara da verelim dedik ama şimdi cemevleri kuruldu güzel dedik içini dolduracağız ama baktık ki daha asimile olduk sanki. Her gelen bir post kavgası yaparsa soğur gitmem tabi. Benim kendi inancımla orada olmam lazım. Oraya gittiğimi görmesi lazım çocuğumun. Köylerde dedenin veya talibin evinde cem yapılır. Şehre gelinince en basit cenaze yıkamalarında sokakta yıkamayalım diye cemevi gerekiyor. Ama dedeler insanları böldü. Buraya kadar getirdiler ama şimdikiler bozduldu” diye konuştu.
Güzeltepe’de madde bağımlılığı yoluyla asimilasyon
Çocuklarına inancını öğretmeye çalışsalar da iki nesil sonra Alevi inancının ve kültürünün yok olma tehlikesine gireceğini söyleyen Fidan, Güzeltepe Mahallesi’nde bilinçli bir asimilasyon politikası yürütüldüğünü de sözlerine ekledi. Fidan, “Bilerek uyuşturucu madde koydular. Başkaları gelip madde sattılar. Bir çocuk 10 kişiye bedel bir zararı var. Çürümüş bir topluma çeviriyor. Ama dinin olsa da olmasa da kalmıyor. Bunun dışında kültürel yozlaşma da var. Düğünde bile bizim değil başkasının kültürünü dayatıyorlar. Kendi geleneklerimize başka geleneği koyduğun zaman bozulur. Paranın uyuşturucunun peşine düşüyorlar. Okulu bitiren işsiz. Ama kendi özümüzden kopardık” diye belirtti.
‘Hep geri dönüş olacak gibi düşünüyorum’
Fidan köylerde daha özgür olduklarını ve şehir yaşamında özlerinden uzaklaştıklarını kaydetti. Fidan, “Geldik şehre özümüzden koptuk ama buraya da adapte olamadık. İnancımızı istediğimiz gibi yaşayabiliyorduk. Buradaki yaşam alanımız telefonlar televizyonlar girdi. Okuma araştırma kültürümüz yok. Biz de onlara hipnotize olduk ve kendi kişiliğimizi unuttuk. Ama hep geri dönüş olacak gibi düşünüyorum. Bu sefer daha bilinçli şekilde. Ekonomiyi burada nasıl sağlıyorsak orada da onu sağlayabiliriz. Buradaki ev sana ait değil bile” şeklinde konuştu.







