‘Medyanın kadına biçtiği roller şiddeti tetikliyor’

  • 09:03 18 Kasım 2020
  • Güncel
VAN - Medyada kadına biçilen rolün ikincil roller olduğu, toplumsal cinsiyeti ve bununla beraber şiddeti tetiklediğini söyleyen Psikolog Gizem Koray, kadınların güçlü yönlerini açığa çıkaran yayınların yapılması gerektiğini vurguladı. 
 
Medya günümüzde birinci güç konumuna geldi. Toplumsal değişim, dönüşümde en etkili unsur oldu. Dizi, film, eğlence, haber programlarında ve reklamlarda kullanılan dil ve biçilen toplumsal roller cinsiyetçiliği, eşitsizliği tetikliyor. Bunun yanı sıra bireysel ve toplumsal şiddetti artıran, meşrulaştıran yapımlarda oldukça fazla. Medyanın kadınlar ve toplum üzerindeki etkisini değerlendiren Psikolog Gizem Koray, kadınların güçlü yönlerinin açığa çıkarıldığı yayınların yapılması gerektiğini belirtti.
 
‘Medya kadını ötekileştiriyor’
 
Medyada kadının yer aldığı rollerin önemine dikkat çeken Psikolog Gizem Koray, medyada kadınların genellikle 3’üncü sayfa haberlerde cinayet ve şiddet konularında görüldüğünü vurguladı. Gizem, “Televizyon programları, diziler hep kadınları şiddete uğrayan, küçük görülen, ‘Zavallı’ veya ‘entrikacı’, rollerde yer veriliyor. Bu rollere dizinin reytingini yükselttiği için yer veriliyor. Hep ‘Entrikacı kadın’  oluyor. ‘Öfkeli erkek’, ‘Sinirli erkek’, duyuyoruz ama  ‘Entrikacı erkek’  duymuyoruz. Dizilerde bir adamın iki kadını bir anda seve bildiğini görüyoruz. Kimi dizilerde bir erkeğin iki kadınla birlikte olduğunu görüyoruz.  Bu roller kumalığı meşrulaştırmaktır. Olağan bir durumu çok normal karşılıyoruz.  Burada genç bir kadın zengin bir erkekle aşk adı altında ikinci kişi olma yanılgısına düşmesine sebep oluyor” diye belirtti.
 
‘Şiddet sahneleri çocukların oyunlarına yansıyor’
 
Medyada şiddet ve öfke içeren yayınların çokça yer aldığının altını çizen Gizem, çocukların da bu şiddet sahnelerine maruz kaldığını söyledi. Gizem, “Çocuklar böylesi diziler gördüğünde oyunlarına bile yansıyor. Birçok danışanım çocuklarında öfke probleminin olduğunu söylüyor. Bu öfke problemleri hem toplumun geldiği noktadan hem de sosyal medyadan ya da dizilerde, filmlerde gördüğümüz şiddet sahnelerinden kaynaklanıyor.  Sağlıklı bir toplumun temeli kadının sağlıklı ortamda yetişmesi, şiddete maruz kalmamasıyla mümkün. Ancak sağlıklı bir kadın sağlıklı bir birey yetiştirebilir. Bunu yapmakta tabi ki bizim elimizde kadınlar hep birlikte bunlara karşı durmamız gerekiyor. Medyayı da bu anlamda sağlıklı bir şekilde kullanmamız gerekir” dedi.   
 
‘Kadın gücünün farkında olmalı’
 
Kadınların güçlü olduğunu fakat kendi gücünün farkında olmadığını söyleyen Gizem,  bu durumun toplumsal rollerden de kaynaklandığını kaydetti. “Yani kadınlar toplumsal olarak birçok şeyi yapacak durumda da olsa,  çaresizlik dediğimiz durumu yaşıyor çoğu zaman. ‘Ne yapalım kaderim bu’, ‘Çocuğum var katlanmak zorundayım’ ya da ‘Bu adam bana şiddet uyguluyor ama gidecek yerim yok’, ‘50 yaşındayım insanlar ne der’, bu tarz söylemlerle duruma katlanmak zorunda bırakılıyor. Toplumumuzda birçok kadın depresyon yaşıyor.   Ama ne kadarımız bunun farkında ve ne kadarı dile getirebiliyor? Kadınlar toplumsal kaynaklı iyi bir eş, iyi bir anne olma çabasına giriyor. Kime ve neye göre iyi. Ama bu kadıların ruh haliyle çok ilgilenilmiyor. Şiddete maruz kalan, aldatılan, psikolojik şiddete maruz bırakılan kadınların çoğu toplumda obsesif bozukluğu dediğimiz durumu yaşıyorlar” diye konuştu.  
 
‘Medyada ‘Namus’ kavramı sadece kadınlar için kullanılıyor'
 
Medyada,  “Namus davası” kavramının yer almasının kadın katliamlarını meşrulaştırdığının altını çizen Gizem, “Kadınlar aldatılınca bu durumlar yaşanmıyor. O zaman ‘Namus’ kavramı neden kadına yönelik oluyor.  Medyada kadın olduğunda sadece ‘Namus’ oluyor.  Bir erkek kravat takıyorsa o anda ne kadar psikopatça öldürdüğünün bir önemi kalmıyor. Bembeyaz bir gömlek giyiyor ama o gömleğin altında nasıl bir cani yatıyor biliyoruz. İyi hal indirimi alıyorlar. Kadın belki yılarca o erkeğin o iyi halini hiç görmemiştir. Bu davalarda daha hassas olmak gerekir. Kadir Şeker şiddete maruz bırakılan bir kadına yardım etmek istedi.  Ama şimdi 12 yıl caza ile yargılanıyor. Bu durumda şiddete maruz kalan bir kadına yardım edilmesi engelleniyor” ifadelerine yer verdi.      
 
‘Cinayetin şeklinin açık verilmesi yöntem sağlıyor’
 
Bireysel silahlanmanın arttığını kaydeden gizem yazılı ve görsel haberlerde kadına yönelik işlenen katliam yöntemlerinin açık bir şekilde verilmesinin doğru olmadığını vurgulayarak, “Kişilerde yöntem fikri oluşuyor. Öncelikle medyanın üzerine düşen kadınları bu rollerle sansasyonel hale getirmemesi, kadınların güçlü yönlerinin ortaya konulması, yalnız kalan bir kadının ayaklarının üzerinde durabilen rollerde göstermesi gerekiyor. Bazı reklamlar da ‘kız sözü’, ‘adam gibi’, ‘kız gibi ağlama’ gibi cinsiyetçi terimlerin, cinsiyetçi söylem ve rollerin kalkması gerekiyor. Kadınların toplumda rolleri temizlik yapmak, çocuk yetiştirmek olmamalı. Kadınların yasalarca daha iyi korunması gerekiyor.  Kadına yönelik işlenen suçların daha ağır cezalar alması gerekiyor” diye ekledi.