‘Kadınlar toprakları için direniyor, çeteler hedef alıyor’
- 09:03 30 Aralık 2020
- Güncel
Dîcle Demhat
QAMIŞLO - Kadın ve çocuğa yönelik her türlü şiddette artışa dikkat çeken İnsan Hakları Komitesi Yönetiminden Evin Cuma, “Kadınlar hem manevi hem de maddi olarak zorlanmaktadır. Ve bu alanlarda kadınlar toprakları için direndiklerinden kaynaklı çeteler tarafından hedef alınmakta” dedi.
Kadın ve çocuk başta olmak üzere halklara yönelik erkek-devlet şiddeti bu yıl koronavirüs (Covid-19) pandemisinin de etkisiyle daha fazla arttı. Erkek-devlet şiddetinin kendini gösterdiği yerlerden biri olan Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan Uluslararası İnsan Hakları Komitesi, Türkiye ve ona bağlı gruplar, Efrîn, Eyn İsa ve Gire Sipi’ye yönelik saldırılarına dikkat çekerken, uluslararası güçlerin ise sessiz kaldığı ve insan haklarına uymadığı da yıl boyunca komite tarafından gözlemlendi.
Cizre Kantonu’ndan İnsan Hakları Komitesi Yönetiminden Evin Cuma, Kuzey ve Doğu Suriye ‘de yaşanan savaş suçları, kadına ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Kadınların yüzde 25’i yaşamına son verdi’
Kuzey ve Doğu Suriye’nin geneline bakıldığında kadına yönelik şiddetteki artışa birçok etkenin yol açtığını kaydeden Evin, bu etkenleri şu sözlerle özetledi: “Elimize ulaşan belgelere baktığımızda yaklaşık 38 kadın yaşamını yitirmiştir. Birçoğunun namus, aile içi olan anlaşmazlıklar ve benzeri konuları göstererek kadınlar ya intihara sürüklenmiş ya da öldürülmüştür. Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına yönelik olan saldırılar ve Covid-19 virüsünden kaynaklı başlayan sokağa çıkma yasakları da kadına şiddet üzerinde etkili olmuştur. Sokağa çıkma yasaklarıyla beraber ev içi şiddette yüzde 14 artış yaşanmıştır. Kadınların yüzde 25’i yaşamına son verdi. Elimizdeki belgelere baktığımızda kadına yönelik şiddet eğilimleri artmakta ve buna yönelik de iyi bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Kadına yönelik şiddet eğilimleri sadece Kuzey ve Doğu Suriye’de değil, işgal alanlarında da artmış. Serekaniye ve Gire Sipi bölgelerinde savaşın başlarında kadın hedef alınmıştı. İlk başlarda 24 kadın yaşamını yitirirken, 4 kadın da alana yönelik hava saldırılarında hedef alınarak yaşamını yitirdi. 12 kadın kaçırıldı. İnsan Hakları Komitesi’nin araştırmalarına göre Gire Sipi’de savaşın ilk günlerinde Türkiye ve ona bağlı çeteler tarafından yüzde 30 kadın hedef alınmış ve tecavüze uğramış.”
‘Kadınlar yaşamın zorlu koşullarıyla yüz yüze’
Kadınların erkek-devlet şiddetine maruz kaldığı bölgelere işaret eden Evin, “İşgal alanlarında kadınların durumu çok iyi değil ve yaşamın en zorlu koşullarıyla yüz yüze kalmaktalar. Kadınlar çeteler tarafından kaçırılır, tecavüze uğrar, sonra da katledilir. Bir kadın işgal alanlarında tek başına hareket edemez, normal bir yaşam koşuluna sahip değildir. Kadın haklarının çiğnendiği işgal alanlarında kadınlar her türlü şiddete maruz kalmaktadır. İnsan Hakları Komitesi olarak elde ettiğimiz bilgiler sonucunda işgal alanlarında Efrîn, Serekaniye ve Gire Sipi gibi bölgelerde kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve diğer şiddet eğilimleri gün geçtikçe daha da artmaktadır. Diğer yıllara oranla Kuzey ve Doğu Suriye alanında da 2020’de kadına yönelik şiddet artmıştır” dedi.
‘Aile içi şiddet arttı’
Mala Jin Komitesi’ne yıl içinde toplamda bin 278 başvuru olduğunu söyleyen Evin devamında şunları dile getirdi: “Mala Jin, kadın sorunlarıyla beraber sulh komitesi ve diğer çalışmaları da yürüttüğü için bin 278 sorun sadece kadına yönelik şiddet, aile içi anlaşmazlıklar değildir. Aynı zamanda sulh, toprak paylaşımı, aşiret içi anlaşmazlıkları da içerir. Bu sorunların içinde 32’si kadına yönelik şiddet eğilimidir. Yüzde 50’si de çocuk yaşta evlendirmeler. 2020 yılında hem aile içi şiddet eğilimleri hem de savaş suçları Kuzey ve Doğu Suriye ile işgal alanlarında artmıştır. 25 Kasım gününde işgal alanlarında şiddete uğrayan, kaçırılan ve saldırılar sonucu Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşamını yitirmiş kadınların belgelerini çıkartıp ilgili uluslararası kurumlara gönderdik. Gönderdiğimiz belgeleri aynı zamanda basın yolu ile sosyal medyada da yayınladık. Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan Uluslararası İnsan Hakları Komitesi’ne de aynı belgeleri gönderdik. Kuzey ve Doğu Suriye’de insan Hakları Komitesi, gönderdiğimiz belgeler üzerinde duracaklarını belirtti.”
Eyn İsa ve Zırgan bölgesine yönelik saldırılara da değinen Evin son olarak şu şekilde konuştu:
“Bu alanlara yönelik saldırıları takip etmekteyiz. Bu temelde sivil halkın zorlandığı ve saldırıların hedefi olduğu bilgilerine ulaştık. Birçok sivil yurttaş, Eyn İsa ve Zırgan alanlarında saldırılar sonucu yaşamını yitirdi. Halk her saldırı sonucunda çocuklarının psikolojilerini ve uyku düzenleri için çaba harcadıklarını ve 2012’den beri Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına yönelik saldırılar sonucunda halk hep bir göç içindedir. Oluşan devrim süreciyle beraber rahat ve güvenli bir alanda yaşayan halk şu an tekrardan saldırılarla yüz yüze kalmış.
Kadınlar toprakları için direniyor
Artık halk göç etmek istemediğinden kaynaklı topraklarını bırakmıyor ve saldırıların hedefi oluyor. Hem maddi hem de manevi olarak zorlanmalar yaşanmakta. Bu dönemde de en çok zorlanan kadınlar ve gençler olmaktadır. Kadın hem manevi hem de maddi olarak zorlanmaktadır. Ve bu alanlarda kadınlar toprakları için direndiklerinden kaynaklı çeteler tarafından hedef alınmakta. Biz İnsan Hakları Komitesi olarak da Kuzey ve Doğu Suriye alanlarında ve işgal alanlarında kadın ve insan haklarına ilişkin yapılan suçları belgelemek, işgal alanlarında yaşananları uluslararası insan hakları mahkemelerine taşımaktadır. Bu belgelendirme çalışmalarımızı yaparken aynı zamanda kadınlar için de nasıl bir çalışma yürütülebilir, kadın şiddetini nasıl durdurabiliriz konuları üzerinde de çalışmalarımız olmaktadır.”







