Eyşe Efendi: Bir halkın Önderi tecrit altında tutulamaz

  • 09:03 7 Ocak 2021
  • Güncel
Dîcle Demhat
 
KOBANÊ - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin son bulması için direnişin ve dayanışmanın önemini vurgulayan Fırat Bölgesi Şehit Aile Kurumu Eşbaşkanı Eyşe Efendi, “Bir halkın Önderi tecrit altında tutulamaz. Uluslararası insan hakları mahkemeleri, devletlerin çıkarlarına göre hareket etmekte. Cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı insan hakları örgütleri görevlerini yerin getirmeli” dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen ağırlaştırılmış tecrit gün geçtikçe artıyor. İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 21 yıldır tutulan Abdullah Öcalan, bugüne kadar sayısı hak ihlaline maruz bırakıldı. Abdullah Öcalan’a en son verilen 6 aylık avukat görüş yasağının ardından 10 Ekim’de de bir sefer tek kullanabildiği telefon hakkına da 6 aylık yasak getirildi. Tecrit tüm dünyada “insanlık suçu” olarak kabul edilmesine rağmen, Türkiye’de her geçen gün daha da derinleşerek sürdürülüyor. PKK ve PAJK’lı tutsaklar ise tecridin son bulması ve cezaevlerindeki ihlallere karşı 27 Kasım’dan bu yana süresiz-dönüşümlü açlık grevindeler. 
 
Tecride ve cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı 9’uncu grup ile 42’nci gününe giren açlık grevlerine Kuzey ve Doğu Suriye’de, Maxmur’da ve Yunanistan’da da destek eylemleri devam ediyor. 
 
Fırat Bölgesi Şehit Aile Kurumu Eşbaşkanı Eyşe Efendi, Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı başlatılan açlık grevleri, Kürt halkına yönelik baskılarla beraber son dönemde yaşanan gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi. 
 
‘Kürt halkı kendi tarihini yeniden yazıyor’
 
Ortadoğu tarihinde Abdullah Öcalan ile beraber Kürt halkının kendi tarihinin yeniden yazmak için verdiği direnişe dikkat çeken Eyşe, şunları söyledi: “Bugün Önderlik Ortadoğu halkları ve dünya halkları tarafından tanınmıştır. Özellikle halkların baharı ya da Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmadan sonra Önderliğin felsefesi temelinde Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan halklar önderliği iyi tanımıştır. Rojava’da oluşan sistemle beraber halklar Önderliği sahiplenmiş” dedi.  
 
‘Önderlik felsefesiyle bugünlere geldik’
 
Uluslararası mahkemelerin onayı ile Abdullah Öcalan’ın kitaplarının bastırıldığını kaydeden Eyşe, “Bütün devletler Önderliğin felsefesini tanımış. Önderlik net bir şekilde kendisini ve felsefesini kitaplarında anlatmakta. Önderliğin Ortadoğu üzerindeki projeleri açık ve bütün halkları kapsamakta. Önderliğin projeleri hegemonik devlet sistemlerini yıktığı için hegemonik devletler tarafından Önderliğe ağır bir tecrit uygulamakta. Kürt halkı Önderlik felsefesiyle mücadele alanlarını genişletti ve artık eski Kürtler devletlerin karşısında bulunmamaktaydı. Kürtleri soykırımdan geçirmek için Önderlik şahsında Kürt halkına saldırılar gerçekleşti. Önderlik üzerindeki tecritle halkı Önderlikten koparmaya çalışılmakta. Biz Önderlik felsefesiyle bugünlere geldik. Eksiklerimiz olabilir fakat Önderlikle aramıza mesafe koyamazlar. Bir halkın Önderi ağır tecrit altında tutulamaz. Her tutuklunun hakları varsa Önderliğe de o haklar verilmelidir. Eğer bugün devlet sistemleri adalet, hukuk, eşitlik ve demokrasiden bahsediyorlarsa bir halkın Önderini hangi haklarla tecrit altında tutmaktalar? Siyasi tutsakların hakları nelerdir? Cezaevlerinde hak ihlallerinin yaşanmaması için tutsaklar hangi haklara sahiptir? Bu haklar Önderliğe tanınmalı”  sözlerini kullandı. 
 
‘Sadece özgürlük için direnenler adaleti yerine getirir’
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlattığı açlık grevi eyleminden sonra PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alındığını ve CPT’nin de bu süreçte Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdiğini hatırlatan Eyşe, şöyle devam etti: “CPT, Önderlikle görüştü fakat doğru dürüst bir şey aktarmadı. Uluslararası insan hakları örgütleri, Önderlik üzerindeki tecride karşı sessiz kalmışlar. Herhangi bir insan hakları örgütü tarafından Önderliğe ve İmralı Adası’nda yaşanan tecrit ve hak ihlallerine karşı bir çalışma yürütülmemiştir. Şu anda var olan insan hakları örgütleri, uluslararası insan hakları mahkemeleri, görevlerini yerine getirmemekte ve devlet çıkarlarına göre çalışmaktalar. Uluslararası devletler ve dünya genelinde üst düzeyde bir adaletsizlik yürümekte. Sadece özgürlük için direnen insanlar adaleti yerine getirmekteler.” 
 
‘Alanlarda sesler yükselmeli’
 
Kuzey ve Doğu Suriye’de her kesimden halkların yaşadığını kaydeden Eyşe, “Kuzey ve Doğu Suriye alanlarında Kürt, Süryani, Asuri, Ermeni, Çerkez, Türkmen ve Arap halkları bir arada yaşamakta. Bu halklar Önderliği sahiplenmiş ve Önderlik felsefesi temelinde yaşamakta. Önderlik için yapılan her eylemde yer almaktalar. Önderlik felsefesiyle belirli bir düzeye gelmiş Arap kadınları ve halk, yapılan bu tecride karşı sessiz kalmamalı. Ortadoğu üzerinde yapılan plan ve projelerin içinde sadece Kürtler değil, Araplar da yer almakta. Birçok Arap devletlerle görüşmelerimiz olmuştur. Artık Arap halkı ve diğer halklar da Önderlik için alanlara inerek seslerini yükseltmeliler” dedi. 
 
‘Yurtdışında olanlar bu eyleme sahip çıkmalı’
 
Abdullah Öcalan için başlatılan eylemlerin amacına ulaşana kadar aralıksız bir şekilde devam edeceğinin altını çizen Eyşe, yapılacak görüşmelerin de resmileşmesi gerekliliği üzerinde durdu. Eyşe, “Birçok defa Önderlik için hamleler ve eylemler oldu. Her eylemden sonra halkı bir şekilde susturmak için bir iki defa Önderlikle görüşmeler gerçekleşti. Fakat yapılan görüşmeler resmileşmedi. Son görüşmelerden sonra Önderlik üzerindeki Türkiye cezaevlerinde olan direnişe karşı istenen bir düzeyde destek verilmemiş. Özellikle yurtdışında olanlar bu eyleme sahip çıkmalı. Nasıl ki Leyla Güven döneminde herkes tek bir sesle sahiplenmişse şu anda da tek bir sesle sahip çıkmalı ki direniş amacına ulaşsın” diye belirtti. 
 
Tecridin kırılması için direniş devam ediyor’
 
Halkların Demokratik Partisinin (HDP) 2014 yılındaki yönetiminde yer alanlara yönelik tutuklamalara değinen Eyşe, son olarak şu şekilde konuştu: “Kobanê direnişinde dört parça Kürdistan’da özellikle de Kuzey Kürdistan’da büyük destekleri oldu. Günlerce halk sınırında nöbet eylemleri tuttu. Binlerce Kuzey Kürdistanlı genç sınırları kırarak Kobanê direnişinde yer aldı. Şu an Türkiye’de HDP’li vekiller Kobanê direnişi için tutuklandı. Biz Kobanê halkı olarak da Kuzey Kürdistan’da yapılan saldırılara karşı ayakta olacağız. Hiçbir zaman Kuzey Kürdistan halkını yalnız bırakmayacağız. Özellikle kadın olarak Leyla Güven’in sergilediği direnişi selamlıyorum ve bütün kadın iradesini Leyla Güven bir kez daha mücadelesiyle ortaya koydu. Şu anda da cezaevlerinde Önderlik üzerindeki tecridin kırılması için direniş devam etmekte. Bizler bu mücadelenin takipçileri olacağız.”