Ceylan Deniz: 20 yıldır babamın geleceği günü bekliyoruz
- 12:59 30 Ocak 2021
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 20 yıl önce kaybedilen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için adalet taleplerini yineledi. Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz, “Biz bir mezar taşından bile mahrumuz. Tam 20 yıldır babamın geleceği günü bekliyoruz ve kaç yıl geçerse geçsin babamızı aramaktan, faillerin yargılanmasından vazgeçemeyeceğiz” dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılmasını talep etmek amacıyla, “Failler belli, kayıplar nerede” sloganıyla her hafta düzenledikleri eylemlerinin 827’ncisini bu hafta da pandemi dolayısıyla sosyal medya hesapları üzerinden online olarak gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde 25 Ocak 2001 tarihinde gözaltında kaybedilen Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve yönetici Ebubekir Deniz’in akıbeti soruldu.
‘Fail Levent Ersöz’dür’
Açıklamada konuşan Serdar'ın babası Şuayip Tanış, kanlarının son damlasına kadar vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Kemiklerine veyahut mezarına ulaşıncaya kadar vazgeçmeyeceğiz. Olayın faili bellidir. Birinci derecede sorumlu olan Şırnak İl Jandarma Komutanı Levent Ersöz’dür” dedi.
Serdar'ın annesi Rabia Tanış da şöyle konuştu: “20 yıldır oğlum kayıp haber alamıyoruz. Oğullarımızın davasından vazgeçmiyoruz. Kemikleri ya da mezarı neredeyse onu soruyoruz, sormaya devam edeceğiz.”
’20 yıldır babamın geleceği günü bekliyoruz’
Ceylan Deniz de babası Ebubekir'i aradıklarını fakat tüm aramaların sonuçsuz bırakıldığını belirterek, “Babamın bir gün döneceği hayali ile büyüdüm. Büyürken babamıza hasret bırakıldık. Herkesin yaşama hakkı vardır bu bizim babalarımızdan alındı. Babalarımızın ne bir taziyesi kuruldu ne bir mezarı var. Biz bir mezar taşından bile mahrumuz. Tam 20 yıldır babamın geleceği günü bekliyoruz ve kaç yıl geçerse geçsin babamızı aramaktan, faillerin yargılanmasından vazgeçemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
827’nci hafta basın açıklamasını ise Cumartesi İnsanları'ndan Hülya Demir Duru okudu. Türkiye’nin yasalarında yer alsa da hiçbir zaman hukuk devleti olmadığını söyleyen Hülya, “Hukukun üstünlüğüne, demokratik hesap verebilirliliğe ve adalete kapalı bu sistemde bireyin temel hak ve özgürlükleri korumasız kaldı. Şiddet ve yaygın hak ihlalleri yoluyla varlığını sürdüren siyasi rejim, hakikat ve adalet talebimizi varlığına bir tehdit olarak gördü ve karşılıksız bıraktı” diye belirtti.
‘Tehdit edildiler’
Ardından bu haftaki basın metnine geçen Hülya, Serdar ve arkadaşlarının 2000 yılında Silopi'de HADEP ilçe teşkilatı açmak üzere çalışmalara başladıklarını hatırlattı. Çalışmalar sırasında Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can’ın ağır tehdit ve baskısı ile karşılaştıklarını ifade eden Hülya, “Tüm baskılara rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde HADEP ilçe teşkilatı açıldı ve Serdar Tanış ilçe başkanı oldu. Sonrasında baskılar daha da ağırlaştı” dedi.
‘Komutanlığa gittikten sonra bir daha haber alınamadı’
25 Ocak 2001 tarihinde Silopi Jandarma Komutanlığından Serdar'ın telefonla aranıp komutanlığa gelmesinin istendiğini kaydeden Hülya, şunları aktardı: “Serdar Tanış, ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ile birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı'na gitti ve onlardan bir daha haber alınamadı. Silopi Jandarma Komutanlığı beş gün boyunca Tanış ve Deniz’i görmediklerini söyledi. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, onların 25 Ocak'ta Silopi Jandarma Komutanlığı'na geldiklerini ama yarım saat kaldıktan sonra, ayrıldıklarını açıkladı.”
‘Oğlun Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam’
Hülya, baba Şuayip Tanış’ın o dönem kamuoyuna yaptığı şu açıklamayı anımsattı: "Oğlum, ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni, Şırnak İl Jandarma Komutanlığı'na götürdüler. Levent Ersöz, 'Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz.' dedi. Oğlum parti çalışmaları için Diyarbakır'a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla aradı. 'Oğlun Serdar, Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam.' dedi. Oğlum Diyarbakır’dan geldiğinde Silopi İlçe Jandarma Karakolu'na çağrıldı. Gitti, bir daha da dönmedi."
‘Etkin soruşturma yürütülmeden dosya kapatıldı’
İnsan hakları örgütleri, aydınlar, Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Komisyonu’nun Serdar ve Ebubekir'in akıbetinin araştırılması için devreye girdiğini kaydeden Hülya, tüm girişimlerin sonuçsuz bırakıldığının altını çizdi. Hülya, dosyanın etkin bir soruşturma yürütülmeden 2015 yılında takipsizlik kararı ile kapatıldığını vurguladı ve “Takipsizlik kararına yapılan itiraz ise Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Bunun üzerine aileler 17 Ağustos 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, 18 Temmuz 2019 tarihinde başvuruyu süre aşımı gerekçesiyle reddetti” bilgisini verdi.
‘AİHM Türkiye’yi mahkum etti’
Hülya, ayrıca 2001 yılında AİHM'e taşınan davada mahkemenin, “yerel mahkemeler tarafından ayrıntılı bir adli inceleme veya bağımsız bir soruşturma gerçekleştirilmemiş olmasını üzüntü ile karşılamaktayız” dediğini ve Serdar ile Ebubekir'in kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğu sonucuna vardığı ve Türkiye’yi oybirliği ile mahkum ettiği hatırlatmasında bulundu. Hülya, “Adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz: İç hukukta ‘yürütülen soruşturmanın kusurlu olduğu ve önyargılı fikirlere dayandığı’ AİHM kayıtlarına geçen Tanış ve Deniz dosyasında adil bir yargılama faaliyeti yürütme yükümlülüğünüzü yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin Serdar Tanış, Ebubekir Deniz ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 128 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.







