Üniversite Dayanışması’ndan polis şiddetine tepki

  • 08:17 2 Şubat 2021
  • Güncel
 
İZMİR - İzmir Üniversite Dayanışması, yaptığı açıklama ile gözaltı ve tutuklamalara tepki göstererek, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını kabul etmediklerini belirtti.  
 
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin tutuklanmalarını protesto etmek amacıyla İzmir Üniversite Dayanışması’nın öncülüğünde yapılan çağrı ile Kıbrıs Şehitleri Caddesi ÖSYM önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi öne gerçekleştirilmek istenen Onur Yürüyüşü’ne saldıran polis, 27 kişiyi gözaltına aldı. “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” ve “Polise karşı görevi yaptırmama” suçlaması ile hakkında işlem yapılan öğrenciler, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde verdikleri ifadenin ardından Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden sonra serbest bırakıldı. 
 
Öte yandan gözaltıları protesto etmek amacıyla İzmir Üniversite Dayanışması İzmir Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Gözaltılar serbest bırakılsın #KAYYUMNAKKA” yazılı pankartın açıldığı açıklamada, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız”, “Homofobik rektör istemiyoruz”  ve “Gözaltılar tutuklamalar baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atıldı. Açıklamayı dayanışma adına Zümrüt Doğan okudu. 
 
‘Melih Bulu iktidarın sesi olmaktan öte olmadığını kanıtladı’
 
Boğaziçi Üniversitesi’nde 29 Ocak’ta düzenlenen eylemin bir parçası olan sergide beş öğrencinin tutuklanmasıyla beraber, sergideki eserlerin LGBTİ+ bayraklarının suç teşkil ediyormuşçasına toplandığını dile getiren Zümrüt, 5 kişiden birinin serbest bırakılmasını ve iki kişinin tutuklandığını belirtti. Zümrüt,  “Arkadaşlarımız hükümet yetkilileri ve hükümet yanlısı medya tarafından açıkça hedef gösterilirken kayyım Melih Bulu’nun sosyal medyada başlatılan linç kampanyasına katılarak attığı tweet ve rektörlük tarafından linç kampanyasına katılarak attığı tweet ve rektörlük tarafından açılan soruşturma gösteriyor ki Melih Bulu’nun attığı görevde kalması üniversitenin özgürlüğüne yapılan en büyük saldırıdır. Melih Bulu onu atayan iktidarın sesinden fazlası olmadığını göstermiştir” diye belirtti.
 
‘İfade özgürlüğünün kısıtlanmasını kabul etmiyoruz’
 
LGBTİ+’lar, öğrenciler, sanatçılar, Kürtler, kadınlar işçiler gibi direnen her kesimin bu saldırıların hedefinden olduğunu ifade eden Zümrüt, herkesin kendi sözünü söyleyebildiği üniversite emekçilerinin, öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin söz yetki sahibi olduğu bir üniversite için mücadele edeceklerini kaydetti. Zümrüt, “İfade özgürlüğünün milli kültürel ve dini hassasiyetler gerekçesiyle kısıtlanmasını kabul etmiyoruz. Açık ya da örtük otosansür dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Gelenekler ve inançlar hakkındaki hassasiyetler en başından beri ezilenlerin ve onların haklı mücadelelerinin önünü kesmek için kullanılıyor” sözlerini kullandı.
 
‘Ülke açık cezaevine çevrildi’
 
İktidarın hassasiyetleri gerekçesiyle ülkeyi açık cezaevine çevirdiğini kaydeden Zümrüt, “Seçilmiş belediye başkanları güvenlik hassasiyetleri nedeniyle hapistedir. Erkeklik değerleri incindiği için onlarca kadın ve LGBTİ+ şiddete maruz kalmaktadır. Patronun hassasiyetleri nedeniyle tüm grevler yasaklandı ve ertelendi” diye belirtti.
 
Zümrüt, direnişin gözaltı ve tutuklamalara baş eğmeyeceğini vurgulayarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
 
“*Tutuklananlar serbest bırakılsın ve ev hapsi kaldırılsın,
 
*Polis kampüs ve çevresini terk etsin,
 
*Kayyım Melik Bulu ve bütün kayyımlar derhal istifa etsin,
 
*Rektörlük seçimleri üniversitelerin tüm katılımıyla demokratik şekilde yapılsın,
 
*LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi suç kapsamına alınsın.”