‘Bir tweet ile kulübümüz kapatılamaz’
- 12:22 2 Şubat 2021
- Güncel
İSTANBUL - Kayyım rektör Melih Bulu’nun LGBTİ+ Çalışmaları Aday Kulübü’nü kapatmasına tepki gösteren Boğaziçi öğrencisi, “AKP tarafından Melih Bulu’ya yaptırtıldığı belli olan bu açıklama gösteriyor ki LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü çeşitli algı operasyonları ve saldırılarla bitirilmeye çalışılmaktadır. Suçlamalarla ve bir tweet ile kulübümüz kapatılamaz” dedi
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri, üniversitelerine AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından kayyım olarak atanan rektör Melih Bulu’ya karşı eylemlerinin birinci ayını geride bıraktı. Eylemlerinin başlangıcında iktidar tarafından hedef gösterilen öğrenciler, evleri basılarak işkence edilerek gözaltına alındı. Eylemlerinin onuncu gününde kampüs içerisine direniş çadırı kuran öğrencilerin çadırları polis tarafından kaldırılmasına rağmen yenisi kuruldu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Hep aynı eylemler” sözlerine cevap niteliğinde “Direniş Sergisi” açan öğrencilere dünyanın ve Türkiye’nin birçok yerinden sanat eserleri geldi. Geçtiğimiz günlerde ise öğrenciler açtıkları bu sergi nedeniyle bir kez daha hedef gösterildi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Diyanet İşleri Başkanı ve kayyım rektör Melih Bulu’nun sosyal medya paylaşımları ardından LGBTİ+ 4 öğrenci gözaltına alındı. İki öğrenci tutuklanırken diğer iki öğrenciye ise ev hapsi verildi. Tutuklanan ve ev hapsi cezası alan arkadaşları için dün üniversitede açıklama yapmak isteyen öğrencilere polis saldırdı. 159 öğrenci gözaltına alındı. Ardından ise Melih Bulu LGBTİ+ Çalışmaları Aday Kulübü’nü kapattı. Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sosyal medyada yaptığı açıklamada kulübün kapatılmasını “Meşru bir tasarruf” olarak niteledi.
‘Fahrettin Altun’un açıklamaları yalanlarla doludur’
İsmini vermek istemeyen öğrenci, Fahrettin Altun’un attığı tweetin doğru olmadığını ifade ederek şunları dile getirdi: “Açıklama yalanlarla doludur. Kulüp, söz konusu serginin düzenleyicisi bile değildir. Kulüp odalarımız, bir gece vakti, usulsüzce polis tarafından basılmıştır ve kayyıma karşı tüm direnişimizi kulüp düzenliyor gibi bir algı yaratılmaya çalışılmıştır. Kayyımlara karşı direnişimizin bir parçası olarak direnen öğrencilerin organize ettiği sanat sergisi sonrası İçişleri Bakanı, Diyanet İşleri Başkanı gibi isimlerin doğrudan LGBTİ+’ları hedef göstermesiyle tutuklanan arkadaşlarımızın yanında olmak için düzenlediğimiz pazartesi günkü basın açıklamasına defalarca polis saldırmış, kampüsü adeta bir açık hava ceza evine çevirerek bizim çıkmamıza izin vermemiş, yüzden fazla arkadaşımızı darp ederek gözaltına almıştır.”
‘Kulüpleri bu şekilde bitiremezsiniz’
Direniş Sergisi’nin tüm öğrencilere ait olduğunu ve direnişlerinin bir parçası olduğunu belirten öğrenci, “Sosyal medyadaki hedef göstermeler ve AKP tarafından Melih Bulu’ya yaptırtıldığı belli olan bu açıklama gösteriyor ki LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü çeşitli algı operasyonları ve saldırılarla bitirilmeye çalışılmaktadır. Üniversite kampüslerinde kulüp odalarımızı basıp ‘ele geçirilen’ LGBTİ+ bayraklarını suç unsuruymuş gibi göstermeye çalışan polisi ve bu baskıcı zihniyeti kabul etmiyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nin önemli bir parçası olan öğrenci kulüplerini bu şekilde bitiremezsiniz” dedi.
‘Melih Bulu hesap versin!’
LGBTİ+ çalışma kulüplerinin yıllar boyu süren mücadele ve dayanışma sonucu kurulan yerler olduğunun altını çizen öğrenci, “Yalan suçlamalarla ve bir tweet ile kulübümüz kapatılamaz” diyerek taleplerinin net olduğunu, tüm arkadaşlarının serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Öğrenci, “Üniversitede polis yok” diyen kayyım rektör Melih Bulu’nun polisi öğrencilere saldırttığını bu nedenle de hesap vermesi gerektiğini kaydederek, tüm kayyımların acilen istifa etmesi çağrısında bulundu.
‘Siyasetin konusu üniversiteler’
Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) kurulmasıyla rektörlük seçimlerinin iptal edilmesine rağmen Boğaziçi’nin kendi geleneğini devam ettirdiğini söyleyen öğrenci, “Bu gelenek bu sene kırılmış oldu. Biz önceden AKP üniversitelere saldırıyor diyorduk artık doğrudan Erdoğan’ın üniversitelere saldırıldığını söyleyebiliriz. Bu yüzdende direnişimiz apolitik gibi göstermeye çalışan kesimler aslında çok büyük bir resmi kaçırıyor. Bizim direnişimiz tam olarak politik. Çünkü bu atama tam olarak politik. Direkt siyasetin konusu üniversiteler” sözlerini kullandı.
‘Hisar üstü bir aydır polis ablukasında Türkiye ise yıllardır’
Öğrencilere yönelik saldırıların yıldırmak amaçlı olduğunu kaydeden öğrenci, “Arkadaşlarımızı korkutarak, bizi darp ederek bu direnişi kırmaya çalışıyorlar, sindirmeye çalışıyorlar. Hisar üstü bir aydır polis ablukası altında. Kaldırımlarda yürüyecek yer bile kalmadı. Üç tane polis koridorundan geçerek kampüse gidiyoruz. Kampüs içerisinde polis tacizi ile uğraşıyoruz. Bunların hepsi bizi yıldırmak için ama yılmıyoruz direnişimize devam ediyoruz. Türkiye’de yıllardır polis ablukası ve asker ablukası altında yaşayan insanlar var. Onların da şehirlerine kayyım atanmış durumda. Onlarla aynı şeyleri hissediyoruz. Boğaziçi direnişi birçok insana umut oldu diyebiliriz” diye belirtti.
‘LGBTİ+ bireyler üniversitelerin doğal parçalarıdır’
Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmayan öğrenciler ve LGBTİ+ bireylerin “orada ne işi var” gibi söylemlerle hedef gösterilmesine de tepki gösteren öğrenci, LGBTİ+ bireylerinin her yerde olduğunu ve üniversitenin doğal parçası olduğunun altını çizdi. Boğaziçi Üniversitesi’nin tek kayyım atanan yer olmadığını ifade eden öğrenci, “Bu mücadele hiçbir şekilde diğer üniversitelere, belediyelere atanan kayyımlardan bağımsız bir mücadele değil, hepimizin birleşik mücadelesi. Bu yüzden de LGBTİ+ öğrenciler ile birlikteyiz diyoruz. Bizim direnişimizi bölerek kırmaya çalışıyorlar. Çünkü bölündüğümüz zaman kırılması daha kolay oluyoruz. Ama bunun bölünmesine izin vermemiz gerekiyor, vermiyoruz da zaten” dedi.
‘LGBTİ+ mücadelesi iktidarı sarsan siyasete sahip’
LGBTİ+ bireylerin mücadelesinde ısrarlı ve direngen bir tutum sergilediklerini ifade eden öğrenci, şunları dile getirdi: “İktidarın fobik uygulamalarına karşın LGBTİ+, iktidarı tehdit eden, sarsan bir siyasete sahip. Kadın hareketi, Kürt hareketi aynı şekilde. Bu mücadeleler bölündüğü zaman kayyımlarla öne sürdükleri baskı rejimi çok daha fazla güçleniyor. Üniversitelere, belediyelere atanan kayyımlardan kayyım deneyimimiz aslında çok fazla var. Dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri 1 Ocak günü Melih Bulu’nun atanmasından sonra direnişe geçtiği zaman bütün üniversitelerde bizim direnişimize destek vermek istediler. Çünkü yıllardır kayyımlardan çeken çok fazla öğrenci ve insan var.”
‘LGBTİ+ fobik kayyımlara karşı direnişteler’
Boğaziçi Üniversitesi’ne önceki dönem atanan kayyım rektör Mehmet Özkan’ı hatırlatan öğrenci, “Kayyım Mehmet Özkan’ın ilk yaptığı LGBTİ+ kulübünün etkinliklerini iptal etmekti. Daha sonra da fobik akademisyen Nesrin Özer’in arkasında durdu. Onun hakkında verdiğimiz şikayet dilekçelerini bizzat kendisi reddetti. Bu atanan kayyımın da LGBTİ+ fobik olacağını tabi ki tahmin ediyorduk” ifadelerini kullandı. Öğrenci, Melih Bulu’nun resim sergisine karşı yaptığı sosyal medya paylaşımına değinerek şunları ekledi: “Melih Bulu, kendi LGBTİ+ öğrencilerini hedef gösteren bir tweet attı. Böyle olacağını tahmin ediyorduk. LGBTİ+ öğrencilerde bu yüzden bu bilinçle direnişteler. Böyle direnişlerde ilk hedef gösterilen, kayyım rejimlerinden de en çok zarar gören kesimlerden bir tanesi LGBTİ+’lar, diğerleri ise Kürt öğrenciler.”
‘Kayyımın ilk icraatı öğrencilerin evini bastırtmak oldu’
Melih Bulu’nun öğrencilerin eylem haklarına sahip çıkma iddiasında bulunduğunu dile getiren öğrenci, geçtiğimiz ay yaşanan saldırıları anımsatarak, “İlk icraatı öğrencilerin evini bastırtmak oldu. Hepsi işkence ile gözaltına alındı. Çıplak aramaya maruz bırakıldılar. En çok da iki tane trans kadın arkadaşımız polis tarafından işkenceye maruz kaldı. Gözaltılarda en çok şiddete maruz bırakılan kesim her zaman LGBTİ+’lar oluyor bunda da farklı olmadı. LGBTİ+’ların gördüğü ilk işkence değil muhtemelen sonuncu da olmayacak. Bu yüzden birçok LGBTİ+ dayanışmaya geçti “ dedi.
‘Bağımsız bir yargı olduğunu düşünmüyoruz’
Öğrenci sergiyi düzenleyen çok fazla öğrenci olduğunu, gözaltı ve tutuklama saldırısını beklemediklerini söyleyerek, “Bunda Süleyman Soylu’nun, Diyanet Başkanı’nın ve Melih Bulu’nun hedef göstermesinin çok büyük bir payı olduğunu düşünüyoruz. Daha önceki gözaltılarda da benzer bir sosyal medya linç kampanyası başlatılmıştı Havin ve Yıldız için. Bağımsız bir yargı olduğunu düşünmüyoruz. Bu hedef gösterilmelerle arkadaşlarımızın zorla mahkum edilemeye çalışıldığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Sergi hepimizin direnişiydi’
Boğaziçi Dayanışma Sergisi’nin bir direniş sergisi olduğunu ifade eden öğrenci, “Herhangi bir kulüp, kurum vs. düzenlemedi. Bizim hepimizin direnişiydi. Anonim sanatçıların eserleriydi. 4 arkadaşımızın da yanındayız. Bu arkadaşlarımızın sindirilmek için tutuklandığını biliyoruz” diye konuştu.
Sergide yayınlanan eserin problem oluşturabilecek bir eser olmadığına dikkat çeken öğrenci, “Söz konusu sanat eserinde bir İslam sembolü bir de LGBTİ+ bayrakları var. Bunun İslam’a hakaret olarak algılanmasının sebebi LGBTİ+ fobi. LGBTİ+ bayraklarını kendinize hakaret olarak görüyorsanız LGBTİ+ fobiksinizdir. Söz konusu sanat eserinde bir eleştiri var, açıklaması da zaten o şekilde. Herhangi bir şeye saygısızlık yok. Problematik bir sanat eseri değil” diyerek sergiye gönderilen bütün eserlerin sansür uygulanmadan sergilendiğini ve üniversite de sansür uygulanamayacağının altını çizdi.
‘Bundan sonrası gerçekten bizde’
Öğrenci son olarak tutuklanan arkadaşlarının sözlerini hatırlatarak, “Bundan sonrası gerçekten de bizde. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Kendi öğrencilerini Boğaziçi LGBTİ+ rezaleti diye hedef gösteren Melih Bulu’nun ve diğer bütün kayyımların karşısındayız. Tutuklanan arkadaşlarımızın yanındayız, direnişimize devam edeceğiz” dedi.







