‘İmralı başta olmak üzere uygulanan tecrit kaldırılmalı'

  • 14:48 3 Mart 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL -  Kuruluşunu deklare eden Marmara Açlık Grevi İzleme Koordinasyonu, en büyük hak ihlalinin ve insanlık suçunun İmralı Cezaevi’nde yaşandığını belirtirken, buna karşı açlık grevine başlayan tutsakların taleplerinin karşılanmasını istedi.
 
Açlık Grevlerini İzleme Marmara Koordinasyonu, gerçekleştirdiği basın toplantısı ile kuruluşunu deklare etti. Koordinasyon, İmralı tecridinin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması amacıyla cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi.
 
Toplantıda, "Tecrit işkencesine son verin mahpuslar yaşamda kalsın" pankartı açıldı. Toplantıya İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Marmara Tutuklu Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri temsilcileri ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yöneticileri katıldı.
 
‘Tecrit sistematik hale getirildi’
 
Ortak açıklamayı okuyan TİHV Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Biçer, açlık grevi eyleminin 97’nci gününde olduğunu anımsatarak, 2000 yılından bu yana hapishanelerde yaygın, sistematik bir uygulama haline getirilen tecridin, tutsakların sağlığını ve yaşamlarını tehdit ettiğini kaydetti. Tecridin özel olarak İmralı Cezaevi’nde yaşatıldığını ifade eden Ümit, “Tanımlanan klasik sakıncaları aşan, politik saiklerle ilerleyen, infaz hukukunda ayrımcılığı derinleştiren yanlarıyla insan haklarına ve hukuka aykırılığı tartışmasız kabul edilmektedir” dedi. 
 
‘Tecrit işkencedir’
 
Ümit, kurumlara yapılan başvuru ve cezaevleri ziyaretlerinde edindikleri izlenimlerde pandemi dönemi bahane edilerek cezaevlerinde izolasyon ve tecrit uygulamalarının işkence boyutuna geldiğini aktardı. Tecrit ve izolasyonun tutsakların fiziki ve ruhsal varlığını tehdit eden bir işkence yöntemi olduğunu söyleyen Ümit, “Açlık grevinin, işkencenin durdurulması için devleti yönetenleri uyarmak, toplumda bu konuya dair duyarlılık yaratmak amacıyla yapıldığını göstermektedir” vurgusu yaptı.
 
‘Açlık grevi uyarı eylemidir’
 
Tecrit politikasının hapishaneleri aşarak bütün toplumu tehdit ettiğini dile getiren Ümit,  bunun temel bir insan hakkı olduğunu ve toplumsal sorun haline geldiğini ifade etti. Ümit, “Mahpuslardan gelen uyarıyı da dikkate alarak ve açlık grevinin uyarı eylemi seviyesinde kalması arzusuyla insan hakları, hukuk ve sağlık örgütleri olarak, hapishanelerdeki tecrit işkencesine son verilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları daha etkili yöntemlerle sürdüreceğimizi ifade ediyor, kamuoyunu duyarlılığa ve dayanışmaya davet ediyoruz” diye belirtti.
 
‘Tecrit toplumsal sorundur, karşı koyuş da toplumsal olmalı’
 
Açıklamanın ardından kurumlar adına temsilciler tek tek söz alarak, taleplerin karşılanmasını istedi. İlk olarak konuşan ÖHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Arzu Kaya, İmralı özel tecrit sisteminin tüm cezaevlerine yayıldığını ve topluma da uygulandığını kaydetti. Tecrit sorununun sadece tutsakların ve ailelerin sorunu olmadığını, toplumsal bir sorun olduğunu dile getiren Arzu, toplumsal bir karşı koyuşun olması gerektiğine dikkat çekti.
 
Açıklanan “İnsan Hakları Eylem Planı”na işaret eden Arzu, “Devletin her zaman yaşam ve sağlık hakkını öncelemesi gerekmektedir. Devletin kendisini göstereceği yerler cezaevleridir şu an. Tutukluların sağlığı ve yaşam hakkı devletin elindedir. O yüzden açıkladığı planı ilk olarak tecridi kaldırarak, pratiğe geçirmelidir” dedi.
 
‘Tutukluların talepleri noktasında tarafız’
 
SES İstanbul Şube üyesi Davut Ak da ağır bir süreçle karşı karşıya olduklarını söyleyerek, on binlerce siyasi tutsağın tecrit ve insan hakkı ihlaline karşı bir tutum içerisinde olduğunu dile getirdi. Davut, “Kamuoyuna büyük bir sorumluluk düşüyor. 22 yıldır İmralı’da uygulanan tecrit insan hakkı ihlalidir. Her şeyden önce bunu bir halk sağlığı olarak ele alıyoruz. Tecrit bir kişiye değil topluma hücre hücre yayılmış durumda. Tutukluların talepleri noktasında bir tarafız. Bir an önce karşılanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Açıklanan eylem planı hak gaspının itirafıdır’
 
ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akgül ise hak ihlallerine karşı birlikte dayanışma ve mücadele içerisinde olduklarını söyleyerek, “Açıklanan eylem planı hak gaspının itirafıdır. Bu hak gaspından biri İmralı tecrididir. Hak ihlallerinin başından gelen İmralı tecridine son verilmelidir. Toplumun genelini ilgilendiren insanlık suçuna son verilmelidir” şeklinde konuştu.
 
‘Talepler karşılansın’
 
MATUHAY-DER Temsilcisi Hüsnü Taş, tutsakların sayısız kez tecride karşı girdikleri açlık grevi eylemlerinin sonuç ve bıraktığı tahribatları hatırlatarak, yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmesini ve taleplerin karşılanmasını istedi.