'Kadın üniversitesi cinsiyetçi politikaların izdüşümüdür'
- 09:04 11 Mart 2021
- Güncel
VAN - Eğitim sisteminde yaşanan sorunların temelinde iktidarın politikaları olduğuna işaret eden Eğitim Sen Genel Merkez Kadın Sekreteri Derya Yulcu, bu politikaların karşısında direnen güçlü bir kadın örgütlülüğü olduğunu söyledi. Kadın üniversitelerine de değinen Derya, “Kadın üniversiteleri, cinsiyetçi politikaların izdüşümüdür” dedi.
Türkiye ve bölge kentlerinde eğitim sistemi neredeyse çökmüş durumda. Pandemiyle beraber sorunların katbekat arttığı eğitim sistemine dair iktidarın her geçen gün farklı bir uygulaması söz konusu. Üniversitelere atanan kayyım rektörler, eğitime ayrılan bütçenin yetersizliği ve benzeri birçok sorun giderek derinleşiyor. Diğer yandan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda Japonya’ya yaptığı ziyarette kadın üniversitelerine ilişkin, “Ülkemde de bunun adımını atacağız” diyerek işaret ettiği kadın üniversiteleri, Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı programına da eklenmişti. Söz konusu üniversiteye ilişkin ilk olarak Hatay seçilirken, tepkiler ise gelmeye devam ediyor.
Eğitimin de politik bir mesele olduğunu, bu nedenle iktidarın da kendi politikalarına has bir eğitim ile biat edecek bir toplum yaratmaya çalıştığına işaret eden Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) önceki dönem Genel Merkez Kadın Sekreteri Derya Yulcu, bugün eğitime erişimin bile mümkün olmadığı bir sürecin yaşandığına dikkat çekti.
‘Kadınlar cinsiyet rollerine göre eğitilmek isteniyor’
Kadın üniversiteleri ile kadın erkek arasında bir duvar örülmek istendiğini söyleyen Derya şunları dile getirdi: “Kadınların toplumdan ayrıştırılarak başka bir yere çitlemek, cinsiyetçi iş gücüne mahkûm etmek eve hapsetmek isteniyor. Kadını cinsiyet rollerine uygun şekilde eğitmek annelik, eşlik rollerine sıkıştırmak oraya hapsetmek amacıyla yürütülen bir politikadır. Karma eğitim bilimsel ve sağlıklı bir eğitim yöntemidir. Kimsenin dini, dili, inancı, cinsiyeti, cinsel yönelimi kimseyi ilgilendirmemeli, bütün bulanların özgürce bir arada yaşadığı demokratik, barışçıl bir toplumun olması için de karma eğitim önemlidir. Çocukların gelişimi açısından da önemlidir, çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği yaşatır. Kadın üniversitesini çok sürdürülebileceklerini düşünmüyorum. İktidar yıllardır İmam Hatip liselerini doldurmaya çalışıyor ama kendi seçmeni bile çocuklarını göndermek istemiyor. Çünkü insanlar çocuklarının akademik ve bilimsel eğitim görmelerini istiyor. Kadın üniversitesi fikri tamamen iktidarın cinsiyetçi politikalarının bir iz düşümü. Biz tüm renklerimizle bir arada yaşamak istiyoruz.”
‘Paran kadar eğitim görürsün’
“Eğitim sistemi bugün parayla alınır satılır bir meta haline geldi” diyen Derya, insanların parası kadar eğitim alabildiği bir durumun yaşandığını belirtti. Eğitime ayrılan bütçenin giderek azaltıldığına işaret eden Derya, bu durumun en fazla kız çocuklarını etkilediğini vurguladı. Derya, “Çünkü emekçi aileler bir çocuğu okutabileceklerse toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle bu erkek çocuğu oluyor. Bu savaş mağduru çocukları, anadili farklı olan çocukları eklediğimizde eğitim sisteminin aslında şu anda işlemeyen bir sisteme doğru gidiyor. Pandemi döneminde kırsalda yaşayan çocuk, tarım işçisi çocuk, yoksul aile çocukları inanılmaz eşitsizliklere maruz kaldı. Bu durumda özellikle kız çocukları daha fazla etkileniyor. Tüm dünyada okulda ayrılma oranları arttı. Milyonca çocuk eğitimden koptu. Bu durumda onların işçi olduğu anlamına geliyor, çocuk yaşta evlendirildiği anlamına geliyor. Bu da sömürüye açık bir yaşam anlamına geliyor” dedi.
‘Yöneticileri kendimiz seçmek istiyoruz’
Gündemdeki yerini korumaya devam eden üniversitelerin özerk olması gerektiğini vurgulayan Derya, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör kayyım Melih Bulu’ya karşı öğrencilerin tepkisini hatırlattı. Derya, “Boğaziçi Üniversitesi’nde aslında açığa çıkan şey iktidarın bütün yanlış politikalarına karşı bir duruştur. Çünkü akademi, bir toplumu aydınlatıp bilim üretmek için vardır. Ülkeyi bilgisizliğe, karanlığa mahkum etme politikalarına karşı Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin kayyım rektöre karşı mücadelesi çok daha büyük anlamları ifade ediyor. Bu, aslında bir demokratik hak mücadelesidir. Okuduğumuz okulu, yaşadığımız ülkenin yöneticilerini kendimiz seçmek istiyoruz. Demokratik haklarını kullanan öğrenciler, anti demokratik yöntemler engellenerek hukuk sopasıyla cezalandırılmak isteniyor. Çünkü bu sadece bir rektör ataması değil, kayyım zihniyetine karşı bir mücadeledir” diye belirtti.
‘Kadın mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir’
İktidarın kapitalist sistemden beslendiğini, toplumu bölerek bu sistemle yönettiğini ifade eden Derya, tüm bu yaşananlar karşısında kadın mücadelesine işaret etti. Derya şöyle konuştu: “Bu düzeni değiştirmek için mücadele eden çok güçlü bir kadın iradesi var. 80 darbesinden sonra bu kadın mücadelesi büyüdü ve gelişti. Eve kapatılamayan, bastırılamayan bir kadın iradesi, kadın mücadelesi ve kadın örgütlülüğü var. Tüm haklarımızı kazanmak için mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz. Bun karşı bir bağışıklığımız var. İktidarlar bizi korkutmadı, baskı altına almak, hegemonyasını kurmak için çok çeşitli oyunlar, baskı araçları kurgulanıyor. Ama mücadele ve direniş büyüyor, mutlaka kazanımla sonuçlanacaktır. Kadın mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir.”







