79 gün süren yasaktan geriye ne kaldı?

  • 09:27 11 Mart 2021
  • Güncel
Dilan Babat 
 
HAKKÂRİ - Yüksekova ilçesinde 79 gün süren  “özyönetim direnişinde" halklar savaşın en çıplak halini yaşadı. Yoğun çatışmaların sürdüğü iki mahallede cinsiyetçi yazılamalar ile kadın bedeni hedef alınırken, çatışmaların olmadığı mahallelerde ise evler, asker ya da polis eliyle ya yakıldı ya da yıkılarak yerle bir edildi.
 
 "...Savaşın neye benzediğini fotoğrafların kendileri söylüyor. ... Savaş yırtar, savaş parçalar. Savaş iç deşer, savaş bağırsakları söküp boşaltır. Savaş teni yakıp kavurur. Savaş organları bedenden koparır. Savaş yıkıp yok eder” diyor Susan Sontag, “Başkalarının Acısına Bakmak” isimli kitabında. Ama bir fotoğraftan çok anlatıyor direnişin kalesi Yüksekova (Gever’de).  
 
Anayasal düzeni bozmaktan gözaltı 
 
13 Mart 2015 tarihinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde Demokratik Toplum Meclisi tarafından, özyönetim ilan edildi. İlanın ardından “Halkın meşruiyetini tanımayan bir devletin kurumlarını, yasalarını, hukukunu ve sistemini tanımıyoruz” denildi. İlçedeki özyönetim açıklamasının ardından Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı ve soruşturma kapsamında,  15 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda basın açıklamasına katılanlar, “Anayasal düzeni bozmaya çalıştıkları” iddiasıyla gözaltına alınmıştı.  
 
Her evde cinsiyetçi yazılamalar…
 
Özyönetim ilanının ardından çatışmaların yoğun bir şekilde devam ettiği Yüksekova’da yüzlerce ev yıkılırken binlerce yurttaş ise toprağını terk ederek göç etmek zorunda kaldı. Evlerini terk etmeyen yurttaşlar ise ellerinde olan olanaklarla kendilerini korumaya çalıştı. Çatışmaların olmadığı mahallelerde de evler yakılırken, o dönemde savaşın en kirli yüzünden biri de yatak odalarına giderek, “TC geldi, fistanlılar neredesiniz”, “Yüksekova grubundan selamlar”  “Aşk Yüksekova’da başka yaşanıyor”, “ Görücü geldik göremedik KÖH”, “Allah Türk’ü korusun” gibi cinsiyetçi yazılamaların yanı sıra kadın iç çamaşırları ortalığa saçıldı. Aslında Şırnak’ın Cizre ilçesinde Diyarbakır Sur’da ve Yüksekova’da yürütülen savaş konseptinin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. Evlerinden çıkmayan binlerce insan “öldürülme” tehdidi ile karşı karşıya kalırken, toprağında zorunlu çıkan insanlar ise topraklarına yapılan saldırıyı ise ya televizyon başlarında ya da halen Yüksekova’da bulunan akrabalarından öğrenmek zorunda kaldı. 
 
Hendeklerin olmadığı yerler yakılmış…
 
O dönem Yüksekova’da neredeyse her ev yakılmış ya da yıkılmıştı. Kalan sağlam binalar ise devlet eliyle yakılmıştı. Yasağın ardından İnşaat Mühendisler Odası’nın (İMO) Yüksekova’da yıkıma ilişkin yaptığı gözlemlerde rapor halinde kamuoyu ile paylaşıldı. Raporda, az hasarlı bina konut sayısı 3 bin 93, orta hasarlı 647, ağır hasarlı 787, yıkık 867, yanmış bin 336 diye açıklanmıştı. O dönem Yüksekova nüfusu toplam 188 bin 147 iken bu rakamın 70 bin 497’sini ise kent merkezinde yaşayanlar oluşturuyordu. Yapılan araştırmalarda ve incelemeler sonucunda 3 bin 637 adet konutun kullanılmaz hale geldiği belirtildi. Yıkımların ardından ortalama yüzde 35’lik bir nüfusun evsiz durumda olduğu da raporlara yansıdı. 
 
Yaşananlar raporlarla gözler önüne serildi
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) 2016 yılında Yüksekova’da yaptıkları gözlem ve inceleme raporu ise aslında yaşanan dehşeti raporlarla bir kez daha gözler önüne sermişti. Yayınlanan rapor kapsamında HDP önceki dönem Hakkari Milletvekili Selma Irmak, Belediye Eşbaşkanı Adile Kuzey ve yeniden Yüksekova’ya dönen yurttaşlar ile görüşmeler yapıldı. Yapılan görüşmeler ise rapora yansıdı. Raporda, operasyonun 30 günün sürdüğü belirtildi. Yasağın ilçe merkezinin yanı sıra merkeze bağlı 2 köyde de uygulandığı belirtildi. Yüksekova’nın Esenyurt ve İpekyolu mahallelerinde, abluka esnasında mahallere elektrik ve suyun verilmediği de ifade edilen raporda şu ifadeler yer aldı: “Hendek ve barikatların olmadığı mahallerde ‘kolluk kuvvetleri’ tarafından yakma ve yıkma yapıldığı gözlemlenmiştir. 5 bina kullanılmaz hale gelmiştir, 15 bina ise hasarlı hale getirilmiştir. Özellikle Güngör ve Cumhuriyet mahallelerinde operasyon bittikten sonra evlere girilerek hanelerin içerisi ateşe verilmiş. Bazı hanelerde kadınların giysileri yırtılmış ve kesici aletlerle kesilmiş, kadınların yöresel kıyafetleri yakılmış. Duvarların üzerine ‘üç hilal’ çizilmiş.”
 
Birçok cenazenin akıbeti bilmiyor 
 
79 günlük yasakta yaşanan çatışmalarda birçoğu YPS üyesi olmak üzere 90'ı aşkın kişi yaşamını yitirdi. Cenazelerin birçoğu Erzurum'daki Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilirken, otopsi işlemlerine avukatların girmesine izin verilmedi. Bir süre sonra mezarlıkta defnedilenlerin kimliklerinin karıştırıldığı ortaya çıktı. Bazı cenazeler zamanla ailelerin yaptığı başvuru sonrası verilirken, halen kimliği ve sayısı tespit edilmeyen birçok cenaze ya Kimsesizler Mezarlığı'nda ya da akıbeti bilinmiyor. 
 
Yakılan evlerin önüne çadır kurmak yasak
 
Uzaktan görülenin aksine yasakların kalkmasıyla beraber, çok sayıda binanın yakıldığı Yüksekova’da savaşın en çıplak hali ortaya çıktı. İlçeden çıkmak zorunda kalan insanlar yasakların ardından yavaş yavaş geri dönerken yakılan ve yıkılan evleri ile karşılaştılar. Yeni bir yaşamın kurulması için dönen halk adeta yeniden topraklarını bırakmaya mahkum edilmek istendi. Yakılan evlerinin önünde çadır kurmak isteyen halk ise valilik tarafından “çadır kurma yasağı” ile karşılaştı. Buna rağmen evlerini terk etmek istemeyen binlerce insan evlerinin önünde elektriksiz, susuz çadırlarda kalarak yeniden kentlerini inşa etmeye başladı. 
 
Kadınların öncülüğünde inşa çalışmaları başladı 
 
Yüksekova ‘da yeniden inşa çalışmaları başlarken, Türkiye’nin dört bir yanında dayanışma çağrıları yapıldı. Evlerini yeniden kurmak isteyenlere temel ihtiyaçlar yavaş yavaş gönderilirken, inşa sürecinin ön cephesinde yeniden kadınlar yer aldı. Büyük bir bölümü yakılan Güngör ve Cumhuriyet Mahallesi’nde 100’ü aşkın ev kolektif bir şekilde inşa edildi. Kapatılan Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin de çağrıları ve yardımları ile birlikte uzun süren kış aylarının mağduriyet yaşamaması için kolektif ruh bir kez daha kendini Yüksekova’da gösterdi. 
 
6 yıl sonra tamamlanan TOKİ’ler 
 
Halkın dayanışmaları ile birlikte Yüksekova’da inşa çalışmalarının yanı sıra iktidar Yüksekova’yı birer rant alanına dönüştürerek, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) çalışmalarına başladı. Bin 830 konutun temelleri atılırken, şehir merkezine uzak yapılan konutlara ise halk sıcak bakmayarak, evini kendi inşa etme yoluna girdi.  Aradan geçen 6 yıla rağmen yapılan konutlar ise evleri yıkılan ailelere kura şeklinde verilirken, yapılan TOKİ’lere para istenmesi ise halkın tepkisine neden oldu.