‘Bir gün Efrîn halkının topraklarına geri dönüşünü de belgeleyeceğiz’

  • 09:02 19 Mart 2021
  • Güncel
 
 
Dicle Demhat
 
ŞEHBA - Efrîn’e yönelik saldırıları ve halkın direnişini kamerasıyla belgeleyerek dünyaya duyuran gazeteci Tolin Hesen, “Bir gün gelecek Efrîn halkı topraklarına geri döndüklerinde, bunu da kameralarımızla belgeleyeceğiz” dedi. 
 
Tarihsel açıdan büyük öneme sahip olan Efrîn, birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Hem doğası hem de kültürel özellikleri ile bilinen Efrîn, Türkiye ve ona bağlı gruplar tarafından 20 Şubat 2018’de başlayan ve 18 Mart’ta sonlandırılan bir saldırıya uğradı. Ağır silahlar ve savaş uçakları ile yerle bir edilen kentte halk ise 58 gün boyunca direnerek topraklarını terk etmedi. Tarih 18 Mart’ı gösterirken, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’in çağrısıyla halk, Şehba’da kurulan kamplara yerleştirildi. 
 
Efrîn’deki direnişe kamerasıyla şahitlik eden Tolin Hesen, kentte yaşananlara dair izlenimlerini ajansımızla paylaştı. 
 
Tarihi ve zenginliğiyle biliniyor
 
Efrîn’in stratejik ve coğrafik yapısına dikkat çekerek sözlerine başlayan Tolin şöyle konuştu: “Efrîn, birçok medeniye ev sahipliği yapmış ve bugüne kadar her medeniyetin kalıntılarını içinde barındırdı. Duderi Mağarası (Şikefte Duderi), Eyndara, Nebi Huri ve daha birçok tarihi yerler bu kentte bulunuyor. Efrîn’de yapılan araştırmalar sonucunda tarihsel açıdan en eski yerleşim alanlarından biri olduğu ortaya çıktı. Bu araştırmalarla gün geçtikçe Efrîn toplumunda yeni değişim ve dönüşümler de oldu. 2010 yılının sonuçlarına göre yarım milyon Kürt toplumunun yaşadığı bir bölgeydi. Kürt halkının yanı sıra Türkmen, Arap, Çerkes, Alevi ve diğer halkların da yaşadığı bir alandı. Efrîn, Suriye toprakları içinde küçük bir bölge olmasına rağmen verimli toprakları ve zenginliğiyle bilinirdi. Toprağından birçok ürün elde edilirdi. Fakat en bilineni zeytindi. Zeytininden yağ, sabun, kahvaltılık ve farklı mezeler yapılırdı. Halkı ise misafirperver bir özelliğe sahipti.”
 
‘Efrîn birçok aileyi kucakladı’
 
Suriye krizinin başlamasına rağmen kendini koruyarak, dışarıdan göç eden aileleri de kucaklayan Efrîn’in bir yandan Baas rejimi, diğer yandan Türkiye’ye bağlı grupların hedefinde olduğunu kaydeden Tolin şöyle devam etti: “14 Temmuz direnişinin başlamasıyla Efrîn’de değişimler oldu. Özerk Yönetim sistemi, Eşbaşkanlık ve Kürtçe materyalleri oluşturan bir bölgeydi artık. Kısaca halkların birliğinin oluştuğu ve herkesin kendini bu sistemin bir parçası halinde gördüğü bir yapıya sahipti. Suriye krizinin yaşandığı dönemde en güvenli alan Efrîn’di. Birçok kentten, Humus, Şam, İdlip ve savaşın olduğu diğer bölgelerden halk Efrîn’e gelip yerleşti. Ekonomik açıdan en verimli alan olan ve halkların birliğinin olması nedeniyle Türkiye bunu kendisine bir tehdit olarak algılayıp saldırdı. Gerçeğine bakarsak, eğer Türkiye’nin çetelerle olan bağı da aslında kopmuştu. Türkiye’nin amacı hem çetelerle bağını kurmak hem de var olan zengin, tarihi ve halkların birliğinin oluştuğu toprakları işgal etmekti. Ve bu temelde de 2018’in 20 Şubat’ında Efrîn’e yönelik saldırılar başladı.”
 
‘Saldırılar insanlık dışıydı’
 
Saldırılar sırasında Efrîn’de yaşananları ise Tolin şu sözlerle aktardı: “Efrîn’de insanlık dışı birçok saldırı oldu. Hiçbir kitapta yer almayan savaş suçları yaşandı. Bütün devletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) buna sessiz kaldı. İlk başta 72 savaş uçağıyla Efrîn’e havadan saldırdı. Sivil halkın bulunduğu bir kente 72 savaş uçağıyla saldırması normal değildir. Amaç, halkın paniğe girip bölgeyi boşaltmasıydı. Savaş uçaklarının yanı sıra birçok ağır ve kimyasal silahlar da kullanıldı. İlk saldırılara karşı halk direnince ağır ve kimyasal silahlar devreye girdi. Bu savaşta en çok hedef alınan kadınlar ve çocuklar oldu. Birçok savaş görüntüsü, fotoğrafı görmüşüzdür, fakat Efrîn’de yaşananlar hiçbir yerde yaşanmadı.”
 
‘Oradaki direnişi anlatmaya kelimeler yetmez’
 
Renkli bir topluma ve coğrafyaya sahip olan Efrîn’in bir günde karanlığa büründüğünü söyleyen Tolin, kent merkezi ve 7 ilçenin aynı gün içinde hem savaş uçakları hem de top saldırılarına maruz kaldığını dile getirdi. Tolin, “Bütün bu saldırılara karşı Efrîn’de tarihi bir direniş oldu. Hem Efrîn halkı, hem de Efrîn’e göç eden halk ve dışarıdan gelen halkların desteğiyle büyük bir destan yazıldı. Nasıl ki dünya halkları Kobanê için tek yürek oldularsa Efrîn için de yüzbinler tek ses ve yürekle ayaklandı. Efrîn direnişine destek olmak için gelen halkın bir kısmı yaralandı, bir kısmı şahadete ulaştı. O anki direnişi anlatmaya kelimeler yetmez” dedi. 
 
‘Tek amaç ve tek ruhla savaştılar’
 
Efrîn’e yönelik saldırıları dünyayla paylaşmak için özgür basın emekçileri olarak alanda olduklarını kaydeden Tolin, şu ifadeleri kullandı: “Efrîn’de direnişin gerçekliğini dünyaya duyurmak için kamerasıyla Efrîn’de yer alan gazetecilerden biriydim. Önceliğimiz halkın sesini ve direnişini dünyaya duyurmaktı. O dönemde halkı en çok ayakta tutan ve direnişin büyümesini sağlayan çocukların en ön mevzilerde savaşmaları ve topraklarını korumalarıydı. Berxwedana Serdeme (Çağın Direnişi) hamlesinde seferberlik ilan edildiğinde birçok kadın, genç ve babalar mevzilerin ön saflarında çocuklarıyla beraber topraklarını korumak için savaştılar. Birçok kişi de direniş ruhuyla savaştığı cephelerde şahadete ulaştı. Efrîn, işgal edilmesin diye YPJ, QSD ve YPG savaşçıları tarafından büyük bir direniş sergilendi. Tek amaç ve tek ruhla savaştılar. Kullanılan onca tekniğe rağmen, savaşçılar bir an olsun mevzilerini bırakmadı. Her savaşçı aslında tarihin zafer sayfalarına ismini yazdırdı. Efrîn’de kameralarımız ille kaydettiğimiz en ektili görüntü aslında Kuzey ve Doğu Suriye halklarının Efrîn’e gelmesiydi. O görüntü ve o anki direniş, halkların bir arada toplanması, savaşta kullanılan bütün tekniki silahlara rağmen tek ruhla ‘Biji berxwedana Efrîn’e’ sloganı hafızalardan silinmeyen bir görüntüydü. 2018 yılının Newroz Bayramı aslında sanki o gün Efrîn’de olmuştu. İlk defa o kadar halk bir arada toplanıp Türkiye’ye karşı durmuştu.” 
 
‘Halkın direnişini çekmeye devam ediyoruz’
 
Kentte kameralarına yansıyan diğer görüntülerden de söz eden Tolin, “Örneğin top ve hava saldırılarının altında annelerin cephede savaşan şervanlar için yemek yapmaları, birçok anne mevzilerde yer almak için silahlanmaları, birçok şervanın iyileşmeden yaralı olarak tekrar mevzilere dönmesi vb. aslında Efrîn arşivimizi açıp baktığımızda yaşananların az olmadığı, büyük direnişlere şahitlik ettiğimizi, belki de tarihe bırakacağımız en büyük direniş karelerini çekmiştik. Efrîn’de var olan direniş bugün Şehba topraklarında devam ediyor. Bir gazeteci olarak biz de kameralarımızla Şehba topraklarında Efrîn halkının direnişini çekmeye devam ediyoruz” diye belirtti. 
 
Son olarak Efrîn’e dair anılarını paylaşan Tolin, bu anıları şu sözlerle dile getirdi: 
 
O görüntüyü çekmek çok zordu
 
“58 gün boyunca aralıksız süren bir direniş sergilendi. Mutlaka birçok anı var. Bu anıları anlatmaya ne sözler yeterli olur ne de yüreğimize kazdığımız gibi anlatabiliriz. İki anımı paylaşacağım. Bunlardan biri Heci Hesna köyü ve Şii’ye bağlı Senar köyü arasında yaşandı. Sivil bir kişi, çocuklarına günlük bazı malzemeleri ulaştırmak için canı pahasına her şeyi göze alarak istediklerini aldıktan sonra yol üzerinde Türkiye’ye bağlı savaş uçaklarının hedefi oldu ve yaşamını yitirdi. Çocuklarına malzemeleri yetiştiremedi. O görüntüyü çekmek çok zordu. O an yaşananlar insanın yüreğini parçalıyordu. O zaman anladım ki Türk devleti aslında acımasız ve bir kişi için savaş uçaklarını kaldıracak kadar çaresiz bir devlettir. Bu anı hiç unutmadım, her zaman bir film şeridi gibi gözlerimin önündedir. 
 
Efrîn’in çocuklarıyız
 
İkinci anım ise YPJ savaşçısı Viyan Soran ile yaşadıklarımdı. Bu olayda Senar köyünde yaşandı. Bu alana YPJ savaşçılarından görüşlerini almaya gitmiştik. Viyan Soran bir grup arkadaşı ile mevzide yerini almıştı. Viyan’dan bir tek ben değil, onu tanıyan herkes etkilenmişti. Öyle bir kişiliğe sahipti ki Efrîn’in güzelliğini, onun yüreğinde ve sözlerinde görebilirdin. O zaman bir söz söyledi. ‘Biz Efrîn’in çocuklarıyız ve devrimci halk savaşını yürütüyoruz Efrîn’i korumak için’ sözünü hiç unutmadım. Röportajımızı bitirdikten sonra bana bir söz söyledi. Aslında o zaman vasiyetini vermişti, daha sonra fakrına vardım. Viyan bana şunu söyledi: ‘Efrîn kentiyle bir fotoğrafımı çek ve bu fotoğrafımı paylaştığında altına ‘Efrîn yalnız değilsin’ yaz, o şekilde paylaş’ dedi. Üçüncü gününde Viyan Soran’ın şahadetini duydum. Bu bende büyük bir etki yarattı. 
 
Efrîn yalnız kalmadı, kalmayacak
 
O zaman anladım ki Efrîn hiçbir zaman yalnız kalmadı ve kalmayacak. Efrîn’in çocukları hep o direniş ruhuyla olacaklar. Biz de Viyan Soran’ın ruhuyla hiçbir zaman Efrîn’i yalnız bırakmayacağız. Gazeteciler olarak Efrîn direnişinden bugüne kadar halkın direnişini belgeledik ve belgelemeye devam edeceğiz. Zorla topraklarından göç etmiş halkın Şehba’daki direnişini bugün de takip edeceğiz. Ve şu umutla yaşıyoruz; Bir gün gelecek Efrîn halkı topraklarına geri döndüklerinde, bunu da kameralarımızla belgeleyeceğiz.