‘Bugün kelepçeleri attık yarın erkek egemenliğini atacağız’
- 09:05 19 Mart 2021
- Güncel
Sena Dolar
İSTANBUL - Ev hapsini tanımayan kadınlar, bu uygulamanın ehlileştirmeye yönelik bir politika olduğunu vurguladı. Kadınlar, “Biz bu kölelik zincirinin son halkasıdır dedik ve kopartmak istedik. Bugün bu kelepçeleri attık yarın kadın devrimiyle tüm erkek egemenliğinizi atacağız” diyerek tüm kadınları eylemelerini sahiplenmeye çağırdı.
1 Şubat Boğaziçi Direnişi protestoları ve 4 Şubat Birleşik Mücadele Güçleri deklarasyonunda gözaltına alındıktan sonra ev hapsi cezası verilen Kadınların Kurtuluşu’ndan Burcugül Çubuk, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi Gamze Toprak, Özgür Genç Kadın’dan (ÖGK) Hivda Selen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, “Ev hapsinde değil feminist isyandayız” diyerek ev hapsini tanımadıklarını belirterek, Feminist Gece Yürüyüşü’nde ayaklarına takılan elektronik kelepçeleri çıkarttılar. Ev hapsi kararını tanımayan kadınlar, kararın politik bir karar olduğunu belirterek, fiili meşru mücadele çizgisinde ev hapsini reddettiklerini ifade etti.
‘Adli kontrol bütün haklarımızı elimizden alıyor’
Ev hapsinin, “Sizi tutuklamadık ama daha beterini yaptık” demek ile eş değer olduğuna işaret eden Burcugül, “Ev hapsi kendi evimizde devlete hiçbir maddi yük getirmeden ‘edebimizle’ oturmamızı bekledikleri bir süreçti” diye belirtti. Kadınlar için evden çıkmayı bir mücadele olarak tanımlayan Burcugül, ev hapsinin bu mücadeleye saldırı olduğunu kaydetti. Evlerin patriarkanın kölelik alanı olduğunu dile getiren Burcugül, “Yasa ile ev hapsi verilmesini de aslında patriarkal-kapitalizm ile faşizm arasındaki ilişkiyi netleştiren bir şey oldu. Bunun için örnekler verebiliriz ama ev hapsi çok daha somut. Adli kontrol deniyor, ceza almadı deniyor fakat adli kontrol önlemlerinin tamamı bizim sosyal hayatımız çalışma hakkımıza kadar bütün haklarımızı elimizden alan bir biçimi var. Ev hapsi de bunların en sert olanı. Ev hapsinde olmak berbat bir tecrit hissi” dedi.
‘Meşruluğumuzu haklılığımız üzerinden tanımladık’
Ev hapsi aldıkları sırada mahkemede, “ihlal ederseniz sizi tutuklarız” şeklinde tehdit ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Burcugül, tutuklanmayı göze alarak ev hapsini tanımadıklarını söyledi. Ev hapsinin gizli bir tecrit biçimi olduğunu ifade eden Burcugül, “Eve imza için geldiklerinde ev hapsini reddettiğimi söyledim. Süreç biraz şöyle işliyor sanırım, bizi bir görmezden geliyorlar. Direnişi, tavrın kendisini görmezden gelerek büyümesini engellemek istiyorlar. Direniş büyümez diye bakıyor devlet ve şuan için bir şey yapmadı. Biz meşruluk çizgimizi, ne patriarkanın ne faşizmin meşruluk çizgisinde kuruyoruz. Meşruluğumuzu kendi haklılığımız üzerinden tanımladık. Ve açıkçası bizim anlattığımız doğru olandı” dedi.
‘Ehlileştirmeye karşı itaat etmiyoruz dedik’
Ev hapsinin kadınlar ve LGBTİ+ bireyler üzerinde daha ağır şekilde gerçekleştiğine dikkat çeken Burcugül, “Biz bu kölelik zincirinin son halkasıdır dedik ve kopartmak istedik. Bizim eve hapsolmamız kendi gardiyanlığımızı yapmamız demek. Yaşasın feminist isyanımız diye 8 Mart’a çıkıldı. Bu isyan ruhunu bastırmaya ve ehlileştirmeye yönelik bir yaptırım ev hapsi. Bugün ev hapsini güçlü bir şekilde geldiği yere göndermezsek daha da beteri gelecek. Sistem bu konuda yaratıcı. Bu ehlileştirici politikaları kırmak gerekiyordu. Biz bu ehlileştirmeye karşı, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz da demiş olduk. Ve 8 Mart bu anlamda en doğru gündü” ifadelerini kullandı.
‘Prangalar mücadele eden kadınların önünü kesmek için takıldı’
Elektronik kelepçenin şiddet faili erkeklere takılması gerektiğini vurgulayan Gamze Toprak da sokakta siyaset yürüttükleri için hedef alındıklarını vurguladı. Gamze, “Mücadelemizin önüne geçmek için ayaklarımıza prangalar takılıyor. Prangaları tanımadığımızı 8 Mart’ta alanlarında söyleyerek söküp attık. Çünkü faşist devlet bizi sokaklarda siyaset üretemez hale getirmeye çalışıyor. Bugün kendi hukukunu bile tanımıyor. Biz kadınlarda, ‘siz kendi yasalarınıza uymuyorsanız biz de sizin yasalarınıza uymuyoruz’ diyerek sokaklara çıktık” diye ifade etti.
Gamze, her 8 Mart’a katıldığını belirterek, “ 8 Mart’ın benim için özel bir anlamı vardı. Çünkü devlet beni eve hapsetmeye, sokaklara çıkamamaya sürüklüyordu. Ama ben bu sürüklenişin tam tersine yıkarak, kadınlar eve sığmaz diyerek alana aktım. Prangaları söküp atmamızdaki meşrutiyeti, kadınların isyanından, coşkusundan, dünyayı yerinden oynatacağız diyen kadınlardan alıyoruz” sözlerine yer verdi.
‘Yasallık kılıfını tanımıyoruz’
Komünist kadınlar olarak kadın devrimini gerçekleştirme iddiaları olduğunu vurgulayan Gamze sözlerini şöyle sürdürdü: “ Bugün sokaklara çıkarak faşizme karşı nasıl bir mücadele edilmesi gerektiğini göstermiş olduk. Bugün yasallık kılıfı adı altında eylemsizleştirmeye çalışan faşizme karşı biz kadınlarda hayır dedik. Faşizmin eylemsizleştirmesine karşı sokaklarda olacağız, yasallık kılıfınızı tanımıyoruz dedik. Kadınlarla beraber coşkuyu yaşamak kadın devrimini gerçekleştireceğiz iddiası lafzi bir şey değildi. Orada kadınların dayanışarak gösterdiği o güç, ‘bugün bu kelepçeleri attım ama yarın kadın devrimiyle tüm erkek egemenliğinizi atacağız’ demekti benim için” diye belirtti.
“Bizim kadınlara verdiğimiz mesaj çok açık” diyen Gamze, “Bugün savunma bataklığının kendisinden çıkarak fiili meşru mücadele hattına yaslanarak, kolektif bir güçle faşizme cevap olmamız gerekiyordu. Kadınların özgürleşebilmesini önündeki en büyük engel erkek egemen faşist diktatörlüktür. Bunu yıkabilecek güç de özne de kadınlardır” diye ekledi.
‘Kelepçelerin yeri bizim ayaklarımız değil’
Kelepçe cihazlarından reklam verildiğini ifade eden Hivda Selen ise buradan dahi ticari rant sağlandığına dikkat çekti. Süreç içerisinde yapılmak istenen politikayı net bir biçimde gördüklerinin altını çizen Hivda, “Bu da bizi kararı reddetmeye, tanımamaya iten sebeplerden biriydi. Kadınların ayaklarına sürekli prangalar takılıyor bu da onlardan biri. Biz kelepçeyi reddederek, kimin ayağına ait olduğunu göstermek istedik. 8 Mart’ı tercih etmemizin sebebi de buydu. Bu kelepçelerin yeri bizim ayaklarımız değil. Biz fiili meşru mücadele ile faşizme yanıt verdik” ifadelerine yer verdi.
‘Kelepçeleri söktüğümüzde her birimiz özgürleştik’
Ev hapsini sonlandırıp kadınların yanına giderken çok heyecanlı olduğunu söyleyen Hivda o an yaşadığı duyguyu şu sözlerle aktardı: “Bu kelepçeyi ayağımızdan çıkarmanın faşizme göre yaptırımı tutuklama, biz sonucunu göze alarak çıktık evden. Biz evden çıkacağız ama kadınların yanına gideceğiz ve onlarla beraber bu kelepçelerin kime ait olduğunu göstereceğiz fikriyle çıktık. Kelepçeleri söktüğümüzde her birimiz aynı anda özgürleşmiş gibi hissettik. Güçlü hissettirdi.”
‘Bizi tutuklayabilirler’
Kelepçelerin çıkarılması ardından iktidarın iki farklı yöntem uygulayabileceğini söyleyen Hivda, “Ya gündem olmasını engellemek için tutuklama kararı vermeyebilirler ya da yayılmasını engellemek için bizi tutuklayabilirler. Sonuçta yasaları da kendi siyasi fikirleri ve politikalarına göre uyguladıkları için burada da yine politik tercihler yapabilirler” dedi.
Hivda son olarak, “Ev hapsi kararlarının önüne geçmezsek kendisini ifade etmek isteyen herkesi evlere hapsetme durumu çok yüksek. Biz sonucunu göze aldık bundan sonrası hepimizde” diyerek herkese eylemlerini sahiplenme çağrısında bulundu.









