‘Hiçbir şüpheli ölüm faili meçhul değil’
- 09:01 24 Mart 2021
- Güncel
Hikmet Tunç
VAN - Kadın katliamlarının ve şüpheli ölümlerinin sık yaşandığı kentlerden biri olan Van’da kadınlar, intihar adı altında katlediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan kadın aktivistler, “Hiçbir şüpheli ölüm faili meçhul değil aksine kadınlar her gün erkek-devlet tarafından katlediliyor” dedi.
Türkiye’de sistematikleşen erkek-devlet şiddeti evde, işte, sokakta her geçen gün artarak devam ediyor. Yılın ilk iki ayında sadece basına yansıyan verilerde, 48 kadın katledilirken, 19’u ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Kadın katliamlarının ve şüpheli ölümlerin sık yaşandığı bölge kentlerinden biri de Van.
Van’da ocak ayında Aylar Shahnahad, şubat ayında ise Helin Aslan adlı çocuk şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Tuşba ilçesine bağlı Şemsibey Mahallesi'nde ise Hinar Tek (71), şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Bölgede kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışma yürüten aktivistlere şüpheli ölümleri ve kadın katliamlarını sorduk.
Yaklaşık bir yıldır Van ve ilçelerinde kadına yönelik şiddet alanında çalışan STAR Kadın Derneği üyesi Sosyolog Meryama Aslan, bu kapsamda birçok kadınla görüştüklerini söyledi. Çalışma alanında kent ve ilçelerinde her evde şiddetin yaşandığını kaydeden Meryema, “Kadınların birçoğu şiddeti sadece fiziksel olarak değerlendirdiği için aslında şiddete maruz kaldıklarının dahi farkında değiller. Kadın bunu tanımlayamadığı için şiddet günlük yaşamında olağan bir hal alıyor. Bu kısa süre içerisinde neredeyse onlarca kadına ulaştık, onlar bize ulaştı. Bunu çok açık söyleyebilirim evli olan her kadın cinsel şiddette maruz kalıyor. Maruz kaldığı cinsel şiddeti dinsel ya da geleneksel boyutuyla değerlendirdiği için çoğu zaman sadece erkeğin talebi üzerine cinsel bir ilişki yaşıyor. Buna karşı durduğunda ise fiziksel şiddete maruz kalıyor”diye belirtti.
'Şiddet doğal bir olgu olarak sürüyor'
Kadınların şiddet sarmalıyla hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyleyen Meryema, eşitsiz bir toplumsal yapının karşısında çocukların erkeğin daha baskın olduğu aile gerçekliği ile yüz yüze kaldığını belirtti. Meryema, kadının evlendikten sonra da baskın bir eşin tahakkümü altına girdiğini ifade ederek, “Toplumda hal böyle olunca kadın şiddeti doğalmış gibi ve çoğu zaman eşi tarafından sistematik bir şekilde şiddetin her boyutuyla karşı karşıya kalıyor. Başvurucularımızla ortak birçok etkinlik aracılığıyla, ya da kapılarını çalıp onlara konuk olarak onları dinledik. Onlar derneğimize başvuruda bulunarak bizlere davalarını takip etmemizi istedi. İmkanlar dahilinde elimizden geldiği kadar daha çok kadına ulaşmaya çalıştık, çabalıyoruz” dedi.
‘Bir kadının yaşamı aile bütünlüğü kadar önemli değil’
Devletin ve iktidarın kadına yönelik şiddetteki rolüne değinen Meryema, başta cezasızlık politikaları olmak üzere İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi ve 6824 Sayılı Kanun'un uygulanmamasının şiddeti arttırarak kadın katliamlarını meşrulaştırdığını ifade etti. Bölgede son dönemlerde katliamların şüpheli bir şekilde arttığına da dikkat çeken Meryema, “İntihar bir kılıftır. Kent ve ilçelerde şüpheli kadın katliamlarına baktığımızda aileleri, doktorlar ve hukuki boyutuyla ilgilenmeye çalışıyoruz. Fakat aile de, hastane de ve savcılık da kadının ölüm nedenini saklıyor. Çünkü şüpheli ölüm sırasında otopsi raporunu inceleyen doktor ‘intihar’ olmadığını açıkça öldürüldüğünü söylüyor. Ama maalesef bunun kendisi tarafından ifade edildiğini bilinmesini istemiyor çünkü kaygıları var. Aile zaten şüpheli ölümü ya da olası intihara sürüklenme şeklinin dahi bilinmesini istemiyor. Kadın onun için namus, utanç, ayıp gibi şeyler anlamına geliyor. Ya da öte yandan sebep olan kişi ailesi ile yüz göz olmak istemiyor. Tüm merciler ailenin bütünlüğünü korumak için çabalıyor. Fakat bir kadını yaşamı ailenin bütünlüğü kadar önemli olmuyor” şeklinde konuştu.
‘Kadın cinsine yönelik bir saldırı var’
Son olarak “artık tek bir kişi dahi eksilmek istemiyoruz” diyen Meryama, “Kadının tek talebi güven içinde, şiddetsiz bir dünyada özgürce yaşayabilmektir. Kadın cinayetleri artık cins kırımına dönüşmüş durumda. Kadın cinsine yönelik bir saldırı var. Kadın cinayetleri neredeyse kadın cinsinin nüfusunu düşürmüş durumda. Biz artık uyandığımızda kadın cinayetleriyle karşılaşmak istemiyoruz. Bir kadının artık aramızdan ayrılmasına tahammülümüz kalmamış durumda. Kadın cinayetleri politiktir. Biz kadın cinayetlerinin artık yaşanmasını istemiyoruz” dedi.
‘Şüpheli ölümler faili belli katliamlardır’
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Aynur Sarıca ise şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek, “Kadın faili açık, belli kişi ve kişilerce katlediliyor. Kent geneline baktığımızda da ciddi bir artış yaşanmakta. Kayıtlara intihar diye geçen ölümün sebebi, hiçbir şekilde ortaya çıkarılmıyor. Ailelerle yaptığımız görüşmelerin sonucunda ‘psikolojisi bozuktu’, ‘son dönemlerde içine kapanıktı’ ya da ‘çok mutluydu’, ‘hiçbir sorunu yoktu’ gibi cümlelerle üzeri örtülmeye çalışılıyor. Ama biz şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki; hiçbir kadın ‘psikolojisi bozuk’ diye ‘intihar’ etmez. Şöyle ki bu kadınlar genelde evli ve birer anne ve bizler de çevremizden kendi annelerimizden yola çıktığımız zaman bir annenin bir saat dahi çocuğundan uzaklaşamıyorken, nasıl olurda ‘intihar’ edebilir?” ifadelerini kullandı.
‘Gizlenerek korumaya alınan failler, daha sonra ifşa ediliyor’
Aileler ile yapılan görüşmelerde kullanılan bilindik ifadelere işaret eden Aynur, "‘Psikolojisi bozuk’ cümlesinin altında yatan gerçeğin psikolojik şiddet, baskıyla, fiziksel şiddetle maruz kaldığıdır. Buradan yola çıkacaksak en son radde olarak kadın ‘intihara sürüklenmiştir, intihardan başka bir yol gösterilmediğindendir. Kadının şüpheli ölüm nedenini birçok kılıfa büründürmeye çalışan ya da ‘intihar’ olarak lanse eden aile bireyleri daha sonraki süreçlerde ise yavaş yavaş ölüm nedenini sesli bir şekilde birbirlerine fısıldadıkları ancak hiçbir şekilde gerçek nedeninin ortaya çıkmadığını biliyoruz” dedi.
‘Kadının katledilmesinin tek sebebi itaat etmemesidir’
Erkeğin iktidar hırsıyla “Ya itaat edeceksin ya da öleceksin” pratiğini dayattığını belirten Aynur, Çatak ilçesinde, 4 Şubat tarihinde evli olduğu M.Ş. tarafından maruz bırakıldığı sistematik şiddet sonucunda yaşamını yitiren Herdemcan Tink’i hatırlattı. Aynur, “Herdemcan çocuk yaşta evlendirildiği M.Ş. tarafından defalarca şiddete maruz kalmış. Uzun yıllar sakladığı şiddet karşısında ailesine haber veren Herdemcan için sadece bir aylık koruma tedbiri alınıyor. Bir ayın sonunda tekrar şiddet gördüğü adrese geri dönmek zorunda kalan Herdemcan aynı işkencelere maruz kalınca da yemekten kesiliyor. Yani yavaş yavaş bedenini açlığa yatırarak şiddetten bu şekilde kurtulmaya çalışıyor. Bedeni açlığa yenik düşünce de yaşamını yitiriyor. Herdemcan yaşamını yitirmedi göz göre göre katledildi. Buradan yola çıkarak hiçbir şüpheli ölüm faili meçhul değil, aksine kadınlar her gün erkek-devlet tarafından katlediliyor” ifadelerini kullandı.
‘Güvensiz ortama karşı kadınlar yan yana durmalı’
Son olarak kadınların ülkede güvende olmadığını söyleyen Aynur, “Bugün bulunduğum kentte saat 21.00’dan sonra sokakta rahat dolaşamıyorum, çantamda her an başıma bir şey gelecekmiş gibi bir alet taşımak zorunda kalıyorsam, her an başıma ne gelecek kaygısıyla yaşıyorsam hiçbirimizin can güvenliği yok. Ama tüm bunlara karşı kadınlar sadece failleri daha çok ifşa ederek, daha çok dayanışarak şiddete karşı durabilir. TJA olarak bizlerde çeşitli kampanyalarla kadınlara ulaşmaya devam edeceğiz“ dedi.









