Emine Şenyaşar: Adalet yerin dibinde de olsa onu çekip çıkaracağım

  • 09:21 25 Mart 2021
  • Güncel
URFA - Eşi ve çocuklarının katledilmesinin ardından adalet mücadelesini bir an olsun bırakmayan Emine Şenyaşar, “Adalet eğer yerin dibindeyse bile ben onu oradan çekip çıkaracağım” diyor.
 
Bu topraklar, gerçekleştirilen her baskı, şiddet, haksızlık, hukuksuzluğa karşı, katledilmelere karşı verilen adalet mücadelesinin tanığıdır. Emine Şenyaşar’ın adalet arayışı da bu tanıklıkların son örneklerinden biri. Urfa’da 24 Haziran 2018’deki genel seçimler öncesi 14 Haziran’da AKP’li vekil İbrahim Halil Yıldız'ın koruma ve yakınlarının saldırısı sonucu katledilen eşi Hacı Esvet Şenyaşar ile çocukları Adil ve Celal Şenyaşar için eylemde Emine. Faillerin yargılanması için 3 yıldır sesini duyurmaya çalışan Emine’yi herkes duydu, 17 gündür önünde oturarak adaleti beklediği Urfa Adliyesi içindekiler hariç… 
 
‘Oğlumu benden aldılar…’
 
Urfa’nın Suruç ilçesinde dünyaya gelen Emine, 7 çocuk annesidir. Büyük kızını hastalık nedeniyle yitiren Emine, kızının ona emanet ettiği çocuğunu yanına alır: “Bir tane kızım hastalandı, 5 yıl boyunca hastane hastane gezdik. Daha sonra yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirdikten sonra torunumu yanıma aldım kızımın yerine koydum. Onu okula gönderiyoruz. Şimdi 18 yaşında. Benim çocuklarım hep beraber hareket ederlerdi. Akşam olunca ben çay yapıyordum, gelip etrafıma toplanıyorlardı. Hep beraber çay içiyorduk. Ama dağıldılar, kimsem kalmadı. Oğlum Celal’in yuvası yıkıldı. Katledilen diğer oğlum daha gencecikti. Onu daha evlendirecektim. Fadıl’ın daha 3 aylık çocuğu vardı. Ama oğlumu benden alıp götürdüler.”
 
Bazı anlar olur da zamanı durdurup, o anda kalmak istersiniz ya, Emine’nin tam öyle oluyor. Çocuklarını anlatırken, onlarla çay etrafında yaptıkları sohbetlerin anında kalmak istediğini hissetmek hiç zor değil. “Eskiden yaşamımız güzeldi. Herkes kendi işine bakıyordu. Ben onlarla güzel zamanlar geçiriyordum. Çocuklarım sabahları kalkarak dükkana gidiyor, akşam da eve dönüyorlardı. Keşke o günler olsaydı. Ben o günleri geri getirmek için neler vermezdim” diyor Emine, derin bir iç çekerek. Kim geri getirebilir ki Emine’ye o günleri?
 
Ruhun da bedenin de ilacı adalet…
 
Belki de bir insanın inancı, duyguları yara alınca başlıyor bedenindeki ağrılar… Emine de eşini ve çocuklarını kaybettikten sonra sağlığını da kaybediyor: “Eşimi ve çocuklarımı katlettiler. Bir oğlumu ise cezaevine koydular. Şu an gözlerim görmüyor. Kalp rahatsızlığım ortaya çıktı. Hastaneye gittim bana ilaç verdiler kullanayım diye ancak o ilaçlar da fayda etmiyor. Biliyorum, adalet yerini bulmadan ne ilaç fayda eder ne de başka bir şey.”
 
“Çocuklarım suçsuz bir şekilde katledildiler” diyen Emine, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor. Ve konuşmasına kaldığı yerden şöyle devam ediyor:
 
“Oğlum adil insanlar tarafından çok seviliyordu. Kimseyle bir sorunu yoktu. Olayın yaşandığı gün ben oğlumun yanına gitmek için evden çıktım. Ancak dükkanın etrafında büyük bir kalabalık vardı bundan kaynaklı da onun yanına gidemedim. Daha sonra ben eve geldim, biraz uzandım. Ancak sonra oğlum Celal beni telefonla arayarak, ‘Anne akşam bize ne yemek yapacaksın’ dedi. Ona tepsi yemeği yapacağımı söylediğimde ‘Anne bana dolma yap, bugün canım dolma yemeği istiyor’ dedi. Geç olduğundan kaynaklı yapamayacağımı söyledim. Çocuklarımı dükkanda öldürdüler. Torunum o gün eve geldi bana birilerinin dükkanı bastığını ve saldırdığını söyledi. Evden hızlı bir şekilde koştum, oraya varmak için. Yolda eşime rastladım. Onunla beraber dükkana gittik. Ancak ben oraya varmadan bir kadın bana ‘Oraya gitmeyin sizi de öldürürler’ dedi. Ben oraya vardığımda orada her iki oğlumun yaralandığını öğrendim. Ancak komşular ve polisler benim dükkanın içine girmeme izin vermediler. Daha sonra benim oğlumu ambulansa bindirmelerine izin vermediler. Her iki oğlum da sadece yaralıydı ancak onları hastanede katlettiler.”
 
Herkes sustu
 
Çocuklarının ardından, Emine’nin eşi de katlediliyor. Ancak herkes susuyor. Bu da yetmiyormuş gibi katledildikleri ortaya çıkmasın diye, kanıtları ortadan kaldırmak için gece yarısı hastanenin duvarları boyanıyor.
 
“Oğlum Adil’i yerde yatarken gördüm. Vücudundan kanlar akıyordu. Orada bir sürü insan vardı, ancak biri çocuklarımı arabaya bindirerek hastaneye götürmedi. Celal, ‘bizi hastaneye götürmeyin orada bizi öldürürler’ dedi. Ancak kimse onlara kulak vermedi. Onları hastaneye götürdüklerinde biz de peşlerinden gittik. Biz hastanenin kapısından içeri girince bir yangın söndürme tüpüyle eşimin kafasına vurarak, boğazına bıçak dayadılar. Daha sonra eşimi kanlar içinde, onu tekmelerken gördüm. Her iki oğlumu ve eşimi hastanede öldürdüler. Çocuklarım yaralıydı, ancak kurtulabilirlerdi. Birçok doktor ve hemşire olaydan sonra istifa etti. Orada askerler olmasına rağmen müdahale etmediler. Kanıtları ortadan kaldırmak için de hastane duvarlarını boyadılar. Kimseye bir düşmanlığımız yoktu. Ben çocuklarımı katledenlerin yargılanmasını istiyorum. Benim çocuklarım günahsızdı. Ben adalet yerini bulsun diye gelip oturma eylemi yapıyorum. Ve adalet yerini bulana kadar da vazgeçmeyeceğim mücadelemden. Adalet eğer yerin dibindeyse bile ben onu oradan çekip, çıkaracağım. Bize yapılan haksızlıktı. Ben bunu asla ama asla unutmayacağım.”
 
17 gündür her gün Urfa Adliyesi önüne giderek oturma eylemi yapan Emine ve oğlu Ferit, “adalet” nöbetini sürdürmekte kararlı.