27 yıldır haber alınamayan Kuddusi Adıgüzel’in akıbeti soruldu
- 13:01 3 Nisan 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - Kayıp yakınları, Kulp ilçesine bağlı İnkaya köyünde 1994 yılında işkence edilerek gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Kuddusi Adıgüzel’in akıbetini sordu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” sloganıyla her hafta sürdürdükleri eylemin 634’üncüsünü sosyal medya hesabı üzerinde yayınladıkları video ile gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Kulp ilçesine bağlı İnkaya köyünde Jandarma tarafından evi basılan, ardından eşi ve çocuklarının gözü önünde işkenceye maruz bırakılan Kuddusi Adıgüzel’in hikâyesine yer verildi
Kuddusi Adıgüzel’in hikayesini İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Gurbet Yavuz, hukuki süreci ise Avukat Mesut Beştaş anlattı.
Kuddusi Adıgüzel’in hikayesi paylaşıldı
Kuddusi'nin 18 Mart 1994 tarihinde evine askerlerce baskın yapıldığını hatırlatan Gurbet, Kuddusi'nin kaybedilişini şu sözlerle anlattı: “Evde detaylı arama yapıldıktan sonra bir torba makarnayı yere boşaltan askerler, Kuddusi Adıgüzel’i yere yatırdıktan sonra yakılan naylon torbayı Kuddusi Adıgüzel’ in vücuduna damlatır. Bu durum, eşinin ve çocuklarının gözü önünde yapılır. Baskını yapan askerler arasında ailenin de tanıdığı Kulp merkezde ikamet eden korucu Muhsin Can’ın da buluyordu. Daha sonra evi ateşe veren asker ve korucular, Kuddusi Adıgüzel’i yanlarına alarak önce Sivrice Karakolu’na ardından Kulp İlçe Jandarma Karakoluna götürüldü. Kuddusi Adıgüzel’in akrabaları Kulp Jandarma Komutanlığı’na gidip Yüzbaşı Abdullah ile görüştüler. Yüzbaşı akrabalarına ‘Ben ne yaptıysam Kuddusi burada çözülmedi, ben de onu Diyarbakır Merkez Jandarma Komutanlığına gönderdim’ der. Eşi Muhlise Adıgüzel Kulp Cumhuriyet Savcılığa çıkarak eşinin akıbetini sorar. Savcı ise kendisine eşini Jandarma ve Emniyet’in gözaltına almadığını, örgüt tarafından kaçırıldığını söyler. Ardından kardeşi Zeki Adıgüzel, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) başvuruda bulunur; fakat mahkeme başvuruyu kabul etmez.”
DGM başvurusunda sonuç çıkmadığı söylendi
Olaydan 15 gün önce gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Reşat Pamuk ve Muhterem Ayato’nun, Kuddusi Adıgüzel ve Mirze Ateş ile birlikte gözaltında tutulduğunu aileye aktardıklarını söyleyen Gurbet, bunun üzerine ailenin tekrar Diyarbakır Savcılığı’na yaptığı başvurusunda bir sonuç çıkmadığını söyledi. 12 Haziran 1994 tarihinde Kulp ilçesi Bağcılar köyü Düzpelit mezrası civarında 8 cenaze bulunduğunu ifade eden Gurbet, “Bunun üzerine Muhlise Adıgüzel olay yerine gider. Eşini ait giysilerden tanır ve korktuğu için kimseyle bu durumu paylaşmaz ve herhangi bir mercie başvuru girişiminde bulunmaz” ifadelerine yer verdi.
‘Kuddusi ve Mirze’yi bulamadık’
Olayın hukuki sürecini takip eden ailenin avukatı Mesut Beştaş ise, 2001 yılında dosyanın kendilerine gelmesiyle, iç hukukta verdikleri birkaç dilekçenin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptıkları başvurunun, dosya ile ilgili 1996-2001 yılları arasında hiçbir işlem yapılmadığı ve zamanında başvuru yapılmadığı gerekçesiyle kabul edilemez bulunduğunu aktardı. Mesut, dosyayla ilgilenirken bir şeyle daha karşılaştıklarını belirterek, “Tanık beyanlarına göre, o bölgede Adıgüzel’in kaybedildiği tarihten aşağı yukarı 6 ay sonra Kulp’un bir köyünde 8 kişinin öldürülmesi ile ilgili bilgiler edindim. Bu öldürülen 8 yurttaş arasında Kuddusi ve Mirze’nin da olabileceğini düşünerek DGM’ye başvurduk. Bu 8 ceset çıkarıldı, Kuddusi’nin çocuklarıyla DNA’sı karşılaştırıldı. Ne yazık ki onların arasında biz Kuddusi ve Mirze’yi bulamadık” diye belirtti.









