Şırnak Cezaevi’ndeki hak ihlallerine ilişkin açıklama
- 14:02 5 Nisan 2021
- Güncel
ŞIRNAK - Şırnak’ta bulunan sivil toplum örgütleri, Şırnak Cezaevi’nde tutsaklarla yaptıkları görüşmeler sonucunda hazırladıkları raporu paylaştı. Raporda hak ihlalleri, baskılara ve çıplak arama işkencesine dikkat çekilirken, açlık grevleri için de taleplerin karşılanması çağrısı yapıldı.
Şırnak Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Şırnak Şubesi Hapishane Komisyonu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Şırnak Temsilciliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Cizre Referans Merkezi tarafından Mart ayında Şırnak Cezaevi’ne yapılan ziyarete ilişkin rapor, ÖHD Şırnak Temsilciliği’nde açıklandı.
Tutsaklarla yapılan görüşmeler ışığında cezaevinde yaşanan hak ihlallerine yer verilen raporda, tutsakların yaşadıkları hak ihlallerine, baskılara ve çıplak arama işkencesine dikkat çekildi. Raporda şu talepler sıralandı:
"* Hapishanede görüşme tarihi itibariyle 2 kişinin 5 günlük süresiz dönüşümlü açlık grevine devam etmektedir. Başlatılan bu açlık grevinin daha vahim ve ciddi tabloların ortaya çıkmaması için taleplerin demokratik kamuoyu tarafından duyulması, siyasi iktidarın bu husustaki sorumluluğunu görmesi ve bir an önce bu talepleri karşılaması gerekmektedir. Türkiye yasalarına bile aykırı tecrit uygulamalarının son bulmasını diliyor, siyasi iktidarı bir an önce sorumlu davranarak hapishanelerdeki tecridi kaldırmaya davet ediyoruz.
* Ziyaretimiz sırasında bildirilen iki mahpusun ailesine karşı gerçekleştiği ifade edilen ‘Çıplak Arama’ yapmaya çalışıldığı iddialarına ciddiyetle yaklaşıyoruz. İnsan onuruna aykırı olan çıplak arama uygulamasına karşılık mahpuslar tarafından Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapıldığı bilinmektedir. Biz hukuk ve insan hakları örgütleri olarak sistematik ve cezalandırma amaçlı 'çıplak arama' uygulamasını hiçbir şekilde kabul etmiyor, bu uygulamayı işkence olarak tanımlıyoruz. Yaşanan bu olaya ilişkin olarak ivedilikle adli soruşturma başlatılmasını, olay tarihlerinde görevli olan tüm personelin tespit edilmesini, kamera kayıtlarının emniyetten alınmasını acilen yaşanan olaya ilişkin olarak tüm delillerin etkin ve şeffaf bir şekilde bizzat savcılık eliyle toplatılmasını talep ediyoruz.
* Koğuşlarda sayım ve ardından gerçekleşen arama biçiminin süreklileşmesi, koğuşta yapılan aramanın orantısız ve baskın havasında yaşanması keyfiliğe yol açmaktadır. Bu uygulamanın kabulünde “zorunlu nedenlerden” kaynaklanmadığı İdare tarafından da sayımın kolaylaştırma aracı haline geldiği anlaşılmaktadır. Hapishanelerde mahpuslara yönelik işkence ve kötü muamele iddialarına yönelik derhal etkin ve şeffaf bir soruşturma başlatılmalıdır. Hukuka aykırı fiiller gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmelidir. Şafak baskını şeklinde tabir edilen eylemlerden derhal vazgeçilmelidir.
* Artan ihlaller karşı mahpuslar Hapishane İdaresi, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Şırnak İnfaz Hakimliği gibi adli mercilere yazılan dilekçelerin kayıt numarası, alındı belgesi vb. verilmediğini, akıbetleri hakkında bilgisizlik nedeniyle dilekçelerin kaybedildiğini düşündüklerini ifade etmişlerdir. Yazılan dilekçelerin işleme konulmaması, cevap verilmemesi, kaybolduğu şeklinde cevaplar verilmesi, akıbetleri hakkında habersiz kalmalarının ortak ve sürekli olarak uygulanması dilekçe hakkının hak arama özgürlüğünün ihlali mahiyetindedir.
* Odaların doluluk oranlarına göre birlikte yaşayan mahpusların psikolojik ve fiziksel olarak sorunlar yaşamaları kaçınılmazdır. Pandemi öncesi dahi özellikle sohbet ve spor hakkı gibi ortak alan faaliyetlerinin uygulanmasında sorunlar yaşanırken ve bu uygulamalar kanunda öngörülen sürelerde ve şekillerde uygulanmazken pandemiyle birlikte alınan önlemler kapsamında mahpusların gerek dış dünya gerekse hapishane içerisinde diğer mahpuslarla olan ilişkileri neredeyse tamamen kesilmiştir. Mahpusların açık görüşlerinin yaptırılmaması pandemi koşullarında anlaşılabilir olsa da kapalı görüşlerinde kişi sınırlaması uygulanması, açık görüşlerin yerine sadece 10 dakikalık ek telefon hakkı tanınması ve bu telefon hakkının sadece telefon numarası verilen kişi ile sınırlı tutulması mahpusların aile ve özel hayatına saygı hakkını ihlal etmektedir.
* Mahpusların sosyal ve kültürel etkinlik gerçekleştirmeleri için gerekli olanaklar sağlanmalıdır. Özellikle mahpusların spor alanının hijyenik bir şekilde kullanıma açılmalıdır.
* 08.02.2021 tarihli en son raporda yer verdiğimiz revire erişim ve sağlığa erişim konusunda şikayetler tekrarlandığı için çözümlenmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca revire çıkma, gecikmeli çıkarılma, muayene olma, hastaneye götürülme gibi konularda ciddi sıkıntılar mevcuttur, gerekli tıbbi destek alınamamakta ve mahpusların sağlıkları bu uygulama karşısında tehdit altındadır. Sağlık hakkına erişiminde ve tedavi süreçlerinde yaşanan aksaklıkların ilgili kurumlara ulusal ve uluslararası mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi çağrımızı yineliyoruz.
* Bu konuda bilhassa Hapishanede düzensiz uygulanan ‘karantina uygulaması’ Hastaneye erişim konusunda mahpuslarda caydırıcı etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Mahpusların karantina hücrelerinde kalmak istemedikleri için acil olmadıkça hastaneye gitmek istemedikleri tarafımıza aktarılmıştır. Devlet pozitif yükümlülükleri gereği vatandaşlarının sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlamak zorundadır. Hapishanelerde bulunan karantina koğuşlarının koğuşları iyileştirilmeli ve mahpusların tedavi hakları önündeki engeller kaldırılmalıdır.
* Mahpusların dış dünya ile en önemli bağlantılarından olan mektup gönderme ve alma, telefonla görüşme hakkı ile süreli ve süresiz yayınlardan faydalanma imkanı keyfi olarak engellenmektedir. Gazete ve dergi gibi yayınlar da hapishane idareleri tarafından yasaklandığı ifade edilmesine karşın bu yasaklamalara ilişkin herhangi bir idari karar da alınmamaktadır. Bu yasak uygulamalarına sonlanmalı, mahpusların ifade özgürlüğü ve haberleşme haklarına yönelik ihlaller durdurulmalıdır.
* Şırnak T Tipi Hapishanesinde yaşanan hak ihlallerine son verilmeli mahpuslar, ulusal ve uluslararası mevzuat gereğince insan onuruna yaraşır, hukuksal güvenlik ve belirlilik içinde asgari infaz koşulları sağlanmalıdır."









