Cumartesi Anneleri: 40 senedir mücadele ediyoruz böyle adalet olmaz
- 13:37 10 Nisan 2021
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri eylemlerinin 837’nci haftasında gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl ‘ün akıbetini sordu. Nurettin’in kardeşi Sevim Yedigöl, “Annem abimi hiç unutmaz her gelene söylerdi, ‘beni, oğlumu katlettiler’ diye. 40 senedir mücadele ediyoruz. Böyle adalet olmaz” dedi.
Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 837’ncisini pandemi nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta, 12 Eylül Askeri Darbesi ardından 1981 tarihinde gözaltında işkence ile kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbeti soruldu.
‘Sandılar ki vazgeçeriz’
Eylemde ilk olarak konuşan Nurettin’in kardeşi Muzaffer Yedigöl, babası ile annesinin son nefesine kadar abisini aramaktan vazgeçmediğini ve onların bıraktığı mirasla kayıpların akıbetini sormaya devam edeceğini belirtti. Muzaffer, tanıklara ve delilere rağmen 40 yıldır kayıplarının akıbetini öğrenemediklerini ifade ederek, “Sandılar ki biz vazgeçeriz ama biz kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Anne ve babalarımız vazgeçmediyse biz de vazgeçmeyeceğiz” dedi.
‘Böyle ölüm, böyle adalet olmaz!’
Ardından konuşan Nurettin’in kardeşi Sevim Yedigöl ise, “Biz kime ne yaptık ki abimi işkence ederek öldürdüler” diye sorarak, “Böyle adalet olmaz! Biz abimi unutmadık unutmayacağız. Annem abimi hiç unutmaz her gelene söylerdi, ‘beni oğlumu katlettiler’ diye. 40 senedir mücadele ediyoruz hala bir yere varamadık. Kemikleri bulunana kadar mücadele edeceğiz. Böyle ölüm olmaz” şeklinde konuştu.
‘4 gün boyunca ağır işkence gördü’
Nurettin’i Gayrettepe Emniyet’inde sorguda gören tanıklardan biri olan Ümit Efe, “Nurettin 12 Eylül’den 7 ay sonra gözaltına alındı. Bende gözaltına alınmıştım. Kendisini Gayrettepe’de gördüm. Çok ağır işkencelere uğradı. İşkenceler nedeniyle de ayakta duramıyordu. Kendisini sürekli çekerek götürüyorlardı. 4 gün ağır işkence görmesi ardından kendisinden bir daha haber alamadık” ifadelerini kullandı. Ümit, yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz bırakıldığını vurgulayarak Nurettin’i aramaktan vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.
Dosya AİHM’e taşındı
Dosyanın avukatı olan Eren Keskin, tüm kayıplarda olduğu gibi Nurettin’in ailesinin başvurularının da sonuçsuz bırakıldığına dikkat çekerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvuruların reddedildiğini söyledi. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan itirazların da “üzerinden zaman geçmesi ve yeni delil olmaması” gerekçesiyle kabul edilmediğini aktaran Eren, “Yeni delil değil, hiçbir delil toplanmadı çünkü Nurettin Yedigöl ’ün işkence ile yok edildiğine ilişkin tanıklar var. Ve bunların içinde insan hakları savunucuları var. Birçok tanık ifadesi olmasına rağmen tanıklar kabul edilmedi” dedi. Eren, dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığı ve sonuç beklenildiğini aktardı.
Eylemde basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Yonca Verdioğlu okudu.
İstanbul’da yaşayan Nurettin Yedigöl’ün sosyalist kimliği ile bilindiğini söyleyen Yonca, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından Nurettin hakkında yakalama kararı çıkartıldığını ve 10 Nisan 1981 tarihinde İdealtepe’de bir ev baskınında gözaltına alındığı bilgisini paylaştı.
‘İşkence eğitimi alanlar tarafından sorgulandı’
Nurettin’in İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Gayrettepe’deki Şubesi'ne götürüldüğünü, işkence eğitimi alan K Grubu tarafından sorgulandığını söyleyen Yonca, Nurettin’in ifade vermeyi reddettiği için ağır işkenceye maruz kaldığını kaydetti. Çok sayıda kişi Nurettin’ini siyasi şubede gördüklerine dair tanıklık ettiğini ve “Şahidiz, işkencede öldürüldü’’ diye ifade verdiğini hatırlatan Yonca, Yedigöl ailesinin, Emniyet Müdürlüğü'ne, askerî savcılığa, Sıkıyönetim Komutanlığı'na, Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği'ne, Cumhurbaşkanlığına ve Başbakanlığa başvurduğunu ve sonuç alamadıklarını dile getirdi.
‘İç hukuk yolları tamamen kapatıldı’
Yonca, Nurettin'e dair dava sürecine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Nurettin Yedigöl'ün gözaltında kaybedilmesi ile ilgili farklı tarihlerde yapılan suç duyuruları sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. Ancak etkin olmaktan uzak soruşturmaların hepsinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. Zeycan Yedigöl, oğlunun polis tarafından gözaltına alındıktan sonra devletin himayesi altındayken kaybolduğu ve adli makamlarca etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. 10 Aralık 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi, evrensel hukuka ve teamüllere aykırı bir biçimde başvurunun zaman bakımından kabul edilemez olduğuna karar vererek, iç hukuk yollarını tamamen kapattı. Dava AİHM’e taşındı.”









