İstanbul’da Covid-19 hangi aşamada?

  • 09:03 12 Nisan 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL - SES Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Kadime Arslan, vaka artışının hız kesmediği, önlemlerin alınmadığı ve salgının kontrolden çıktığı İstanbul’daki gidişatın daha önceden ön görüldüğü, fakat önlem alınmadığını belirtti.  
 
Geçtiğimiz yıldan bu yana tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgını sebebiyle dünya genelinde yaşamını yitirenlerin sayısı 3 milyona yaklaştı.
 
Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Kadime Arslan, vaka artışının hız kesmediği, önlemlerin alınmadığı ve salgının kontrolden çıktığı İstanbul’daki gidişata, aşılanma oranı, sonuçlarına ve yoğun bakım doluluk oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Metropol kent olan İstanbul’da Covid-19 haritasında da görüldüğü gibi gidişatın hiç iyi olmadığını belirten, SES Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Kadime Arslan, gidişatın daha önceden belli olduğunu, fakat önlemlerin alınmaması sebebiyle bu noktaya gelindiğinin altını çizdi.
 
‘Önlemler alınmadı’
 
Şimdiye kadar alınan önlemlerin yeterli olmadığını vurgulayan Kadime, "Salgın geçen sene Mart gibi pik yapmıştı, bu sene de Mart öngörüsü çok belliydi, geliyorum diyordu fakat yine çok ciddi önlemler alınmadı. Birincisi Sağlık Bakanlığı, ikincisi de kurul işlemedi, inisiyatiflerini kullanamadılar. Bir kurul var, Sağlık Bakanlığı sözde işliyor gibi ama maalesef önlemler noktasında sadece maske sunuldu, onu da vatandaşlar kendi imkanlarıyla sağladılar, bu yeterli midir hayır" dedi.
 
Sürekli bir mesafe kuralının söz konusu olduğunu paylaşan Kadime, hiçbir yerde mesafeye dikkat edilmediğinin altını çizerek, "Mesafe sağlanmadığı için toplu taşımalar hınca hınç dolu ve her gün sosyal medya dahil birçok yerde ‘mesafeyi koruyalım’ çağrıları yapılıyor, nasıl koruyalım peki, insanlar aş ve iş için ister istemez sokakta, toplu taşımada ve iş alanlarındalar, durum hiç iç açıcı değil. Mart ayı zaten kaçınılmazdı, sağlıkta veya herhangi bir alanda kime sorsanız zaten bunun öngörüsünü söyleyebilirdi ama önlemlere baktığımızda hiçbir adım göremiyoruz maalesef" diye değerlendirdi.
 
‘Yoğun bakımlar hınca hınç dolu’
 
Kendisinin de bir sağlık çalışanı olduğunu ve 7-24 canları pahasına çalışan ve hiçbir önlem alınamadığı için de 398 sağlık emekçisinin can kaybıyla karşı karşıya olduklarını söyleyen Kadime, şöyle devam etti: "Nisan ayının neredeyse yarısına geldik yoğun bakımlar hınca hınç dolu, boş alan yok ve ağır hasta sayısı çok, hiçbir önlem de alınmadığı için yoğun bakımlar had safhada. Bir hastaneye beyin kanaması geçiren ağır bir hasta gidiyor, yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için hasta ameliyata alınamıyor, ya da trafik kazası geçiren biri dahi yoğun bakım ünitesine alınması gerekirken maalesef alınamıyor. Bu durum sosyal medyada ve haberlerde çok yeterli gündeme alınmıyor, zaten en büyük eksiklik ve sorun doğru haber alamamakta."
 
‘Aşılar zamanında ve yeterli miktarda gelmedi’
 
Sağlık Bakanlığı ve kurulun işlememesiyle sağlıklı bir denetim olmadığı ve sağlıklı bilgiler aktarılmadığına da değinen Kadime, başından beri olayın iç yüzünün aşı olduğunu söyleyerek, "24 saatte 55 bin vakanın olması korkunç bir rakam. Aşılar zamanında ve yeterli miktarda gelmediği gibi bir altyapı ve düzenleme de uygulanmadı, aşı nerde yapılacak, insanlar kuyruğa giriyor, HES kodunu, e-nabızı kullanamayanlar o kadar zor durumda kaldılar ki bir süre kargaşa yaşandı. Evet, öncelik sağlık çalışanlarına verildi, bu en doğrusuydu fakat hiçbir zaman yeterli olmadı" diye vurguladı.
 
'Şaka gibi bir önlem'
 
Ayrıca aşı geldikten sonra da uygulanmasının geciktiğini ve bu nedenle de faydalı olamadığını belirten Kadime, "Belki can kaybı yaşanmıyor ama şu anda çok sayıda sağlık çalışanı aşılandığı halde virüse maruz kalıyor diye ekledi. Kadime, hafta sonu yasaklarına ilişkin ise "Mutasyon durumu söz konusu olabilir fakat zaten pik yaptığı için bir Pazar gününü kapatarak önlem almaya çalıştılar, bu zaten şaka gibi bir önlemdi, şimdi bu ‘önlemlere’ Cumartesi yasağı da eklendi, bu da bir ‘önlem’ değil" ifadelerine yer verdi. 
 
"Önlemler en başında sağlıklı bir şekilde alınsaydı, 14 veya 21 gün gibi bir kapatılma uygulansaydı, vatandaşın içeceği ve yiyeceği karşılansaydı bunları yaşamazdık" diyen Kadime, "Bu kadar basit bir çözüm yani, bir ay vatandaşı evde doyuracaktın. Zaten çoğu kendi imkanlarıyla kendi ayakları üzerinde duruyordu, bunun bir kesimini de devlet karşılasaydı bir önlem alınmış olurdu ama şimdi geldiğimiz nokta acınaklı bir hal" dedi.
 
‘Kadın sağlık çalışanları inanılmaz yıprandı’
 
Kadın sağlık çalışanlarının hastane dışında evde de iş yüklerinin artığına dikkat çeken Kadime, okul ve kreşlerin kapanmasıyla kadının iş yükünün inanılmaz bir noktaya vardığının altını çizdi. Psikolojik olarak da etkilendiklerine değinen Kadime, "Kime sorsanız çalışıyor, nöbet tutuyor, yoğun bakım ünitelerinde veya filyasyonda çalışıyor, salgın sürecinde kadın sağlık çalışanları inanılmaz yıprandı, çok zor günler yaşıyorlar ve Sağlık Bakanlığı bunu hiçbir şekilde göz önünde bulundurmuyor, bu duruma ilişkin bir kazanım sağlanamadı. Sendikal alanda da sürekli sokaklardaydık, haklarımız için mücadele veriyorduk fakat gören duyan olmuyor" dedi.
 
'İnsanları 1000 liraya muhtaç edip evde tutmaya çalışıyorlar'
 
Kadime sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sendika olarak hep şunu savunduk; insanların bir kapanma süreci olmalı, bu kapanma sürecinin koşulları sağlanmadığı sürece insanlar toplu taşımaya binmek ve işe gitmek zorunda. İşletmeler kapandı. Kişi başı 1000 lira gibi bir meblağ ödendi. Bu bir aileyi nasıl ayakta tutabilir? Faturaları var, kiraları var ama insanları 1000 liraya muhtaç edip evde tutmaya çalışıyorlar, bunu bile sağlayamadılar. SSK'lı veya zorunlu işten çıkarılanlar bunlardan faydalanabiliyor ancak.
 
Bu ülkede ne çalışan ne de çalışmayan güvende değil çünkü hiçbir şeye güvenemiyorlar. O kadar çok sağlık çalışanı kaybettik ki hali hazırda meslek hastalığı olarak dahi kabul edilmiyor. Devletin gücü var, bugün fırsat verilse Kanal İstanbul en kısa sürede yapılır veya bir şehir hastanesi daha gerekse çok kısa sürede yapılır, bu kadar gücümüz varken neden eğitime ve sağlığa harcamıyoruz veya pandemi sürecine ilişkin yapıcı çalışmalar yürütemiyoruz. Neden vatandaşın güvencesini sağlayamıyoruz, bunun gibi çok ciddi sorunlara odaklanmıyoruz?”