EŞİK’ten yeni kampanya

  • 09:04 12 Nisan 2021
  • Güncel
 
Dilan Babat
 
ANKARA - EŞİK’in “Meclis göreve, izliyoruz” adlı kampanyasının yeni bir boyuta evrileceğini dile getiren platformda yer alan Berrin Sönmez, “Her bir milletvekilin kadın haklarını eşit yurttaşlık hakkı dahi olmak üzere kadın hakları konusunda olumlu olumsuz ne yaptığını ortaya döküp kamuoyu ile paylaşacağız” dedi. 
 
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ardından birçok kentte,  kadınlar sokaklarda eylemlerini gerçekleştirirken, çekilme kararına karşı yeni yol ve yöntemleri de tartışmaya başladı. Kadın katliamlarına ve kadına yönelik şiddete karşı 22 Ocak’ta kampanya başlatan Eşitlik İçin Kadın Platformu da (EŞİK), yeni kampanya çalışmalarına başladı.
 
EŞİK’te yer alan feminist aktivist Berrin Sönmez, sözleşmenin feshedilmesine ve yeni kampanya süreçlerine ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Resmi bir açıklama yok’
 
Sözleşmeden çekilme kararının iç hukuka aykırı olduğunu ifade eden Berrin, 2011 yılında Meclis onayı ve oy birliği ile kabul edilen sadece tek bir kişinin çekimser oy kullandığını belirtti. Oy birliği ile imzalanan sözleşmeden oy  birliği olmadan çekilmenin mümkün olamayacağını vurgulayan Berrin,  “Bu fesih kararının parlamentoyu devre dışı bırakan sistemin anti demokratik uygulaması zaten demokrasiyi ‘laçkalaştıran’ bir sistemdi ve demokrasimize de zararları vardı. Bu sistem demokratik sorunlarımızı katladı ve artırdı. Şimdi bu sisteme dayanarak 9 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesine dayanarak Cumhurbaşkanlığı kararı ile neticede çıkıldığını öğrendik. Sözleşme Türkiye taraflı olarak feshedildiği belirtildi. Fakat ne Cumhurbaşkanı’ndan nede Cumhurbaşkanı’nın kararını savunan İletişim Başkanı’ndan resmi bir açıklama gelmedi” dedi. 
 
‘AKP MYK ‘da sözleşme gündemi bilerek sızdırıldı’
 
Sözleşmeden çekilme kararına dair tartışmaların AKP MYK toplantısında ilk olarak gündeme geldiğini dile getiren Berrin, 2020’nin temmuz ayında, AKP MYK toplantısında Numan Kurtulmuş tarafından basına sızdırıldığını hatırlattı. Bu sızdırmanın ise bilerek yapıldığını sözlerine ekleyen Berrin şöyle devam etti: “İlan edilen tarihte MYK toplandığında karar verilemedi ve karar bir sonraki toplantıya bırakıldı.  O toplantı ertelendi, yapılmadı. Çeşitli takiplerle Ağustos ortalarında Cumhurbaşkanı bu tartışmalara ‘nokta koyulması gerektiğini düşünüyorum’ dediği zaman; biz İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılma kararına hazırlık yapıldığını ve o noktanın nokta değil noktalı virgül olduğunu anladık. Hemen ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın başkanlığından bir komisyon kurulduğunu ve AKP bünyesinde çalışan hukukçuların bu komisyonda çalıştığını ve içlerinde Özlem Zengin’inde ismini geçtiği bir toplantının yapıldığı bilgisini duymuştuk.”
 
‘Demokrasiden tamamen uzaklaştığını gösteriyor’
 
2016’dan bu yana boşanma komisyonunda bekleyen nafaka, arabuluculuk ve çocuk istismarı faillerinin affedilmesi konularına dikkat çeken Berrin, şu sözleri kullandı: “Özellikle aile içerisinde eril hegemonyayı kurmak için İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Burada İstanbul Sözleşmesi ile sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Bu karar ısrarla çekilmek isteniliyorsa Meclis’e gelsin. Mecliste o milletvekilleri gözümüzün içine bakarak oylarını kullansın. Parlamentoyu devre dışı bırakmak aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkışın sadece kadına yönelik şiddet mevzuatında değişiklik olmadığını ya da kadın ve erkeklerin eşit olması gerektiği fikrinden uzaklaştığını da göstermiyor. Sadece LGBTİ+  bireylerin ayrımcılık yapılmadan şiddetten korunması gerektiğine dair itirazlarını da göstermiyor. Bu karar aynı zamanda Türkiye için bir eksen meselesi. Kadının insan hakları bağlamında insan hakları hukukunun bu ülke için artık geçerli olmayacağını eşitlik, insan hakları temelinde demokrasiden tamamıyla uzaklaştığını bize gösteriyor.” 
 
‘Erdoğan Trump’a özeniyor’
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Girdiğimiz gibi çıkmasını da biliriz” sözlerine atıfta bulunan Berrin, Cumhurbaşkanı’nın tamamen Donald Trump’a özendiğini söyledi. Berrin, “Trump’ta bir gecede iklim sözleşmesinden geri çekildi. Bu da bir gece de İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıverme yetkisini kendisinde olduğunu düşünüyor. Tamamen kendi gönlüne göre yaptırdığı bu ‘ucube’ sistem bile Amerikan sisteminden farklı. Cumhurbaşkanı 9 sayılı kararnamede Meclis tarafından onaylanmış yürürlüğe girmiş bazı uluslararası anlaşmalara bağlı olarak, yürütülmesi gereken ekonomik, mali ve teknik konulardaki uzantı anlaşmalarını tek başına onaylamak ya da kaldırmak yetkisine sahip. İstanbul Sözleşmesi insan hakları hukukunun bir parçası. İnsan hakları hukuku bir parçası olan bu sözleşmeden tek kişinin kararı ile çekilmesi anayasada aykırı. Anayasa çiğnenmiştir” ifadelerini kullandı. 
 
‘Rusya’nın hazırladığı taslağa benzer bir taslak çıkarılabilir’
 
Sözleşmeden geri çekilme kararına karşı tepkilerin büyümesi üzerine AKP tarafından “Ankara Sözleşmesi” tartışmalarına da değinen Berrin, hazırlanacak olan Ankara Sözleşmesi’nin içeriğine dair iki ihtimal üzerinde durulduğunu söyledi. Berrin, “Türkiye burada bir ihtimal Rusya’nın etkisi altında olduğunu düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamayan ülkelerden biri de Rusya. Rusya, 2017 tarihinden bu yana elinde ‘aile hakları’ gibi bir taslak bulunduruyor. Rusya’nın hazırladığı bu taslağı Polonya, Macaristan ve Hırvatistan gibi ülkelere imzalatmaya çalıştığını biliyoruz. Bir Rusya’nın çıkardığı taslağa benzer bir taslak çıkarabilirler. İkinci ihtimal ise, merkezi Kahire’de olan İslam kadın hakları teşkilatı kuruldu. Bu yapının bir çıkış bildirgesi vardı. Bu çıkış bildirgesine dayanarak bir İslam ülkeleri arasında kadına yönelik şiddetle ilgili sözleşme ya da herhangi bir sözleşme hazırlığı olabilir” dedi. 
 
‘Altan altan bunun sistemini hazırlamışlar’
 
Sözleşmeden çekilme kararı alanların 6284 sayılı Kanuna da karşı olduğunu ifade eden Berrin, bu kararın hem faillerden avukatlarına “Sözleşmeden çekildi şimdi dışarı çıkabilir miyiz?” sorularını sosyal medya hesaplarından paylaşmasına neden olduğunun altını çizdi. Berin şöyle konuştu: “Karar çıktıktan sonra avukatlar aracılığıyla öğrendiğimiz bilgilerden kadınların koruma taleplerine dair onlara ‘savcılığa ya da aile mahkemesine gidin’ diye yönlendirme yapılıyormuş. İlk basamakta en yakın karakolda koruma alamadığında koruma kararları tedbiri bitmiş demektir. Bu son derece önemli. Son aylarda 6 aylık verilmesi gereken koruma kararı genellikle verilmiyordu. En fazla 3 ay koruma kararı veriliyordu. Altan altan bunun sistemini zaten hazırlamışlar. Kadınlar şimdi mahallelerindeki köylerinde karakollara gidemeyecek şehir merkezindeki adliyeye, savcılığa gitmek zorunda kalacak. Bu, şiddetle mücadele değil, kadınlara şiddet başvurusu yapmayın demektir. Farklı şekillerde ‘karakollara başvuru yok’, ‘İstanbul Sözleşmesi kalktı şiddet azaldı’ gibi söylemleri İçişleri Bakanlığına söyletebilmek için alt yapı hazırlıyorlar.” 
 
‘Parlamentoyu korumak muhalefetin görevi’
 
EŞİK olarak başlattıkları cins kırımı kampanyası kapsamında “Meclis göreve, izliyoruz” kampanyasının devam ettiğini kaydeden Berrin, Meclis İzleme Raporu’nu her ay yayınladıklarını da ifade etti. Berrin, “Bizler Meclis’i göreve çağırırken, demokratik teamüllerden vazgeçmediğimizi, parlamentodan vazgeçmediğimizi de ifade ediyorduk. Parlamentoyu korumak muhalefetin görevi. İktidar her sistemde var. Muhalefet sadece demokrasi de var. Dolayısıyla demokrasi korumak muhalefetin görevi. Muhalefeti göreve çağırıyoruz ama iktidar veya muhalefetin bütün milletvekillerini izlemeye devam ediyoruz” sözlerini kullandı. 
 
EŞİK’ten yeni kampanya 
 
“Meclis göreve, izliyoruz” kampanyasının yeni bir boyuta taşıdıkları bilgisini paylaşan Berrin son olarak, kampanyaya ilişkin şu şekilde konuştu: “Eski izleme çalışmalarımız devam ederken bu sefer teker teker milletvekillerini izlemeye devam edeceğiz. Her bir vekilin nefesimizi hissedecek gibi gözümüz üzerinizde diyeceğiz. Her bir milletvekilin kadın haklarını eşit yurttaşlık hakkı dahi olmak üzere kadın hakları konusunda olumlu olumsuz ne yaptığını ortaya döküp kamuoyu ile paylaşacağız. Meclis’e bu karar gelirse parlamenterin özgür iradesi oy vermesi için bir teşvik ya da baskı unsuru olur.  Yapmazlarsa yapmadıklarını göreceğiz. Bu son derece net tarihe not düşeceğiz. Bütün milletvekillerine duyurmuş olalım. Bu çalışmalarımızın son hazırlıklarını örmeye devam ediyoruz, yakında başlayacağız.”