‘İranlı mültecilerin sınır dışı edilmeleri cinayettir’
- 09:02 13 Nisan 2021
- Güncel
İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi’ni destekleyen eylemlere katıldıkları için sınır dışı edilmeyle karşı karşıya kalan 4 İranlı mültecinin can güvenlikleri olmadığı için İran’a gönderilmesinin cinayet olacağını belirten HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu, konunun takipçisi olduklarını ifade etti.
Denizli’de Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile çekilmesine yönelik 20 Mart tarihinde gerçekleştirilen protesto eylemine katıldıkları gerekçesiyle 5 Nisan’da gözaltına alınan İranlı mülteciler Esmaeil Fattahi, Leili Faraji, Zeinab Sahafi ile eyleme katılmayan Mohammad Pourakbari Kermani sınır dışı edilmekle yüz yüze. Gözaltı sonrası Denizli Yabancılar Şubesi’nde tutulan 4 mülteci sonrasında getirildikleri Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmaya devam ediyor.
Türkiye’nin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler gereğince mültecilerin bırakılması gerektiğini dile getiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu, mültecilerin haklarının takipçisi olacaklarını belirtti.
‘Hukuka uygun davranılsa kadınlar bırakılır ’
İktidarın kadın karşıtı politikalarında kendi yurttaşı veya mülteci ayrımı gözetmediğini belirten Gülsüm, sürecin takipçisi olduklarını ve konuyu meclise taşıdıklarını hatırlatarak,“Mültecilik bir insan hakkıdır. Anayasal güvence altında eşit yurttaşlık ilkesi temelinde yaşamak istiyoruz. Ayın 5’i itibari ile Kadın Yoksulluğu kampanyasının duyurusunu yaptık. Alt başlıklarından biri de mülteci kadınlar. Yoksulun da yoksulu kadınların sorunlarını dillendirmek için bir program yaptık” diye ifade etti.
‘Mültecilere haklarını tanımadıklarını göstermek için zemin oluştu’
AKP-MHP iktidarının makul kadın dayatmasında kararlı tutum sergilediğini dile getiren Gülsüm, sokakta eylem yapmanın da makul kadın tanımına uymadığını ifade etti. Hala bir mülteci tanımının da yapılmadığını ifade eden Gülsüm, “Tanımamak için de binlerce bahane üretilen kitleler için tam da uygulamanın yapılacağı makul zemin kuruldu. Elbette herkesin demokratik ülkede düşüncelerini ifade etme hakkı bakidir. Ama iktidar bütün bu uygulamalara karşı özellikle İstanbul Sözleşmesini nasıl iptal etmeye çalıştığını biliyoruz. Bir gece yarısı cumhurbaşkanı imzasıyla çıkan kararname ile iptal yoluna gitti. Biz bu feshi tanımıyoruz” diye belirtti.
‘Mülteciler Türkiye için AB’ye karşı bir pazarlık konusu’
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Değerlendirme Toplantısı öncesinde iktidarın, mültecilerin yine bir pazarlık mevzusu olduğunun anlaşıldığını ifade eden Gülsüm, “Çünkü AB’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama konumu son derece yumuşatılmış kınamaya çalışacağız gibi kelimelerle geçiştirildi. Elbette ki onlara dair bir mesaj. Mülteciler geçici koruma statüsünden mültecilik ve sonra da vatandaşlık hakkı verilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.
'Kadın ve LGBTİ+ mülteciler için ayrıca mücadele edilmeli'
Kadın mülteciler için ayrıca mücadele etmek gerektiğinin altını çizen Gülsüm, “Onların özgün sorunları var. Fuhşa zorlanmaları, kuma adı altında çoklu evlilikler, birçok çocuk yaşta kızların evlenmeye zorlanması, refakatsiz çocuklar, kadın sağlığı, kadın emeğinin sömürülmesi gibi. LGBTİ+lar da nefret suçlarına tabi oldular. Mallarına zarar verilenler, yüzüne kezzap atılanlar. Çıplak aramadan tecavüz tehdidine kadar her uygulamaya tabi oldular” dedi.
'Türkiye gözetim altındaki mültecileri bırakmak zorunda'
Mülteciliğin bir insan hakkı olduğunu dile getiren Gülsüm, mültecilerin değil mülteciliği yaratan durumların sorun olduğunu kaydetti. İranlı mültecilerde olduğu gibi ülkesindeki kötü koşullar devam ederken onların geri dönmelerini istemenin en basit anlamıyla cinayet olacağını dile getiren Gülsüm, “Türkiye’nin de tarafı olduğu uluslararası anlaşmalara göre yaşam tehlikesi altında oldukları ülkelere geri gönderemez. Bu anlamıyla bu uygulamadan vazgeçmeye çağırıyoruz. Zaten sözleşmelere uygun davranılırsa vazgeçilecektir. Bu topraklar herkese yeter zaten daha sonra sınırların kalkacağı ideal bir düzende de bunun şartları tümüyle yaratılacaktır. Ama bu şartlarda birlikte eyleyelim birlikte yaşayalım. Birlikte eşit bir yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamanın koşullarını oluşturalım” diyerek sözlerini sonlandırdı.









