‘TJA ve Rosa’nın mücadelesine omuz vereceğiz’
- 09:06 19 Nisan 2021
- Güncel
Melike Aydın
İZMİR - TJA ve Rosa Kadın Derneği’ne yönelik saldırıların kadınların başvurabileceği sınırlı alanları da ellerinden almak anlamına geldiğini söyleyen kadın örgütü temsilcileri, “Mücadeleye omuz vereceğiz. Dayanışmamız dört duvar arasına sığmaz” dedi.
Diyarbakır’da 5 Nisan’da Tevgera Jinên Azad (TJA), Rosa Kadın Derneği üyesi kadınlar ile muhabirimiz Beritan Canözer’in de içinde yer aldığı 26 kadın evlerine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. 11 kadın çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, Barış Annesi Nezahat Teke ev hapsine, 14 kadın da adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Yapılan bu gözaltı ve tutuklama operasyonlarının kadın hareketlerini marjinalleştirme ve terörize etmeyi amaçladığını ifade eden kadınlar, özellikle Kürt illerinde baskının çok daha fazla olduğunun altını çizdi.
‘Mücadelelerine omuz veriyoruz’
İktidarın makbul kadın dayatmaları ile kadın düşmanlığını çokça gösterdiğini ve İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesiyle bu düşmanlığın daha da artacağını ifade eden Mor Dayanışma üyesi Cansu Erkmen “Rosa Kadın Derneğine yapılan saldırı ilk değil. Kasti bir şekilde yapılıyor ve mücadelenin yükselmesinin önüne geçilmek isteniyor. Saldırıları sadece Rosa Kadın Derneğine değil Türkiye’deki kadın mücadelesine yönelik bir saldırı olarak nitelendiriyoruz. Kadın örgütleri olarak tutuklanan arkadaşların yanlarında olduğumuzu dile getiriyoruz. Onların mücadelesine uzaktan da olsa omuz vereceğiz” diye belirtti.
Antakya Mor Dayanışma Kadın Derneğinin de kapatılarak para cezası verildiğini hatırlatan Cansu, kadın mücadelesine yapılan saldırıları kabul etmediklerini sözlerine ekledi.
‘Kadın örgütlerine yapılan baskı Kürt illerinde daha yoğun’
Sadullah Ergin’in Adalet Bakanı olduğu 2009’da kadın ölümlerinin yüzde bin dört yüz arttığını söylediğini hatırlatan İzmir Kadın Derneğinden Zeynep Tuna, bu rakamların bugün ne olduğunun bilinmediğini kaydetti. Derneğin sınırlı imkanlarla kadına yönelik şiddete karşı çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Zeynep, “Kadınlara hukuksal ve psikolojik danışmanlık yapıyoruz. Kadın örgütleri bunları gönüllü yapıyor. Ama bize ve kadın oluşumlarına yönelik baskılar vardı ve bitmiyor. Bu baskılar hepimiz için geçerli ama Kürt illerinde daha yoğun yaşanıyor. Kadına yönelik şiddetten hiçbirimiz azade değiliz. Dayanışma içindeyiz” dedi.
‘Kadınların başvurabileceği kurumlar ellerinden alınıyor’
Yapılan birçok araştırmaya göre kadınların en çok kadın kurumlarına güvendiğinin ortaya çıkmasına rağmen kadınların başvurabilecekleri alanların teker teker ellerinden alındığını ifade eden Zeynep, “Kadınlar kadınlara güveniyor ve dayanışma ruhu da buradan geliyor. Başka bir mecra yok. Karakola mı gidecek? Başka bir yer mi? Oradan alacağı yanıt belli. Bir Ankara Mutabakatından bahsediliyor. Kadın örgütlerine sorulmuyor ya da o örgütler biz değiliz” ifadelerini kullandı.
‘Direnenleri terörize etme ve marjinalleştirme çabası’
İktidarın pandemi koşullarını fırsatla hukuksuzluğu meşrulaştırmaya çalıştığını ifade eden Kadın Savunmasından Emine Akbaba her kentte kadınların abluka altına alınarak sesinin kısılmaya çalışıldığını ifade etti. Rosa Kadın Derneğine yapılan saldırı ile kadınlar, LGBTİ+’lar gibi direnenlerin terörize etmeye ve marjinalleştirmeye çalışıldığını dile getiren Emine, “Bizler yana yana birbirimizden aldığımız güçle haklarımız ve hayatlarımız için mücadele etmeye ve onlardan vazgeçme niyetimiz olmadığını yan yana olarak devam ettiriyoruz” diye konuştu.
‘Dayanışma dört duvar arasına sığmaz’
Emine, şiddet başvurusu olan birçok derneğin devletin yapması gereken görevi üstlendiğini kaydederek, devletin aslında kadınların özsavunma hakkına saldırdığını ifade etti. Emine, “Rosa Kadın Deneğine yapılanın bir benzerini belediye kayyımlarında gördük. İlk icraatları kadın derneklerini, kadın sığınma evlerini kapatmak oldu. Aynı şey Boğaziçi Üniversitesinde gördük. Cinsel yönelimlerin açıkça ifade edilebildiği kulüpleri kapatmakla görüyoruz. ODTÜ’de gökkuşağının çocuklarına tahammül edemeyişinde görüyoruz. Ama tek adama, kayyımlara direnirken bir yandan da Rosa Kadın Derneğinin sesini yükseltmeye devam edeceğiz. Onları 4 duvar arasına hapsedebilirsiniz ama bizim dayanışmamız dört duvar arasına sığmaz” ifadelerinde bulundu.









