ÖHD: Tecridin kaldırılması için sorumlular adım atmalı
- 12:43 21 Nisan 2021
- Güncel
HABER MERKEZİ - ÖHD, birçok kentte yaptığı basın açıklamalarında açlık grevlerine dikkat çekti. Açıklamalarda, “Açlık grevleri ilerlemeden ve can kayıpları yaşanmadan çözüm üretilmesi, hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için Adalet Bakanlığı’nı ve ilgili tüm kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye ve bir an önce adım atmaya davet ediyoruz” denildi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), başta Diyarbakır, İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok kentte, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırlmış tecrit ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile bunlara karşı başlatılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdi.
Ankara
ÖHD Ankara Şubesi, ağırlaştırılmış tecride ve açlık grevine ilişkin şube binalarında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, açıklama metnini ÖHD Ankara Şube yöneticisi Arzu Kurt okudu. Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin sonlandırılması, Covid-19 süreciyle birlikte giderek ağırlaşan ve kötü muamele teşkil eden infaz koşullarının düzeltilmesi gerektiğine dikkat çeken Arzu, bu taleplerle süren açlık grevlerinin daha önce de gerçekleştirildiğini hatırlattı. Arzu, “Bu grevlerin etkisi ile tecrit geçici olarak kaldırılmıştı, ancak 7 Ağustos 2019 tarihinden beri görüş yasakları tekrardan başlatılmış, hapishanelerde yaşanan sorunlara ise kalıcı çözümler üretilememesi sebebiyle derinleşerek devam etmiştir. Özellikle son süreçte bu ihlallerin artmasına neden olan 7242 sayılı infaz kanunu değişikliği ile birlikte Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair yönetmelik hükümleri BM Mandela Kuralarına, CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na aykırı olarak infaz koşulları daha da ağırlaştırılmış ve mahpusların aleyhlerine bir sonuç yaratmıştır. Adalet Bakanlığı tarafından bir an önce yasal olmayan bu uygulamaya son verilmeli, gerek avukat gerekse aile görüşleri yaptırılmalıdır” dedi.
'Bir an önce adım atılmalı'
Arzu, açlık grevine giren tutsakların taleplerinin karşılanmadığını ifade ederek, tecridin bir işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde olduğunu, cezaevindeki mahpusların ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelerdeki en temel haklarının korunması gerektiğini belirtti. Arzu, şöyle devam etti: “Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi'nin (CPT) 25 Mart 2020 tarihinde ilan ettiği ‘Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Kişilere Koronavirüs Pandemisi Bağlamında Muameleye İlişkin İlkeler’e göre; Covid-19'un yayılmasını önlemek için özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilere yönelik alınan her türlü kısıtlayıcı tedbirin yasal bir dayanağı olmalı, bu tip tedbirler gerekli, orantılı, insanlık onuruna saygılı ve belirli bir süreyle sınırlandırılmış olmalıdır. Hapishanelerde yaşanacak can kayıpları halinde devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında asli sorumluluğu olduğunu belirterek hali hazırda devam eden süresiz dönüşümlü açlık grevleri ilerlemeden ve can kayıpları yaşanmadan çözüm üretilmesi, hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için Adalet Bakanlığı’nı ve ilgili tüm kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye ve bir an önce adım atmaya davet ediyoruz.”
İstanbul
ÖHD İstanbul Hapishane Komisyonu da başlatılan açlık grevlerinin 146’ncı gününe ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantı salonuna, "Tecrit İnsanlık Suçudur" yazılı pankartı asıldı. Toplantıya, ÖHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu, Ferat Boğatekin, Çağdaş Hukukçular Derneği’nden(ÇHD) Oğuzhan Topalkara katıldı. Basın metnini katılanlar adına ÖHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu okudu.
Açlık grevinde olan tutsakların taleplerini hatırlatan Arzu, “Açlık grevi 107 hapishanede 146'ncı gününde devam etmektedir. Ne yazık ki ülkemizde yıllardır mahpusların en temel haklarını kullanmaları bilinçli politikalarla engellenmiş, bu yönde yapılan her türlü yasal girişim sonuçsuz kalmıştır. Siyasi iktidar tarafından cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine son verilmediği gibi kalıcı çözümler üretmek yerine sorunların daha da büyümesine yol açacak yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ancak geçici yaklaşım ya da uygulamaların sorunu çözmekten çok uzak kaldığı sık tekrarlanan açlık grevleri eylemlerinden de anlaşılmaktadır” dedi.
‘Pandemide hak ihlalleri arttı’
İktidarın pandemiyi fırsata çevirerek ağır hasta tutsakların yaşam haklarına el koyduğunu ve ölümle karşı karşıya bıraktığını kaydeden Arzu, “Mahpusların yasal hakları olan avukat görüşü ve aile görüşü haklarının uzun bir süre tamamen yasaklanmış; daha sonra kısmen gevşese de halen devam etmektedir. Mahpusların sohbet hakkı, kitap hakkı, sosyal aktivite hakları gibi temel insan haklarına yönelik yasaklar ise halen devam etmektedir. Normal zamanlarda dahi karşılanmayan tedavi hakkı ihlalleri pandemi sürecinde daha da artmış, pandemi gerekçesi ile hastaneye götürülmeyen hasta ve ağır hasta mahpuslar hayatlarını kaybetmiştir” ifadelerinde bulundu.
146 gündür açlık grevinde olan tutsakların taleplerinin devletin uymak zorunda olduğu sözleşmeler kapsamında olduğunu vurgulayan Arzu, “Açlık grevindeki mahpusların amaçları, anayasadan, yasalardan ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının eşit ve ayırımsız bir şekilde yerine getirilme sorumluluğu ve yükümlülüğünü devlete ve devletin yetkili kurumlarına hatırlatmak ve bunları uygulatmaktır” şeklinde konuştu.
‘İmralı’daki tecride son verilmeli’
İmralı Ada Hapishanesi'nde uygulanan ağır tecrit koşullara ve yasal olmayan bütün uygulamalara Adalet Bakanlığı tarafından bir an önce son verilmesi gerektiğini belirten Arzu, talepleri şu şekilde sıraladı: “Tüm hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine son verilerek, mahpuslara yönelik işkence, kötü muamele ve insan onuruna aykırı davranış yasağı kapsamındaki muamelelerin ve diğer hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, ağır hasta mahpusların tahliyesi sağlanmalı, hasta mahpusların tedavilerinin aksatılmadan yapılması, hastane sevkleri sonrası karantina koşullarının tecrit işkencesi uygulamasına dönüştürülmesinin önlenmesi hususunda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumları ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmalıdır.”
Arzu, açlık grevindekilerin bir an önce taleplerinin karşılanması ve bu sürecin tahribat yaratılmadan atlatılması için iktidar ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamuoyunu bu konuda adım atmaya davet etti.
Diyarbakır
ÖHD Diyarbakır Şubesi de açlık grevlerine ve tecride ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı dernek adına ÖHD Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Avukat Muharrem Şahin yaptı.
Hak ihlallerinin son bulması için bugüne kadar gündeme getirilen tüm çabaların sonuçsuz kaldığını ifade eden Muharrem, "Mahpuslar tarafından talep edilen avukat-müvekkil görüşmeleri, aile görüşleri, cezaevlerindeki hasta mahpusların tedavilerinin yapılması gibi talepler en temel insan haklarıdır. Bu hakların hepsi aynı zamanda Anayasa, Ceza İnfaz Kanunu ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Bu hakların eşit ve ayrımsız bir şekilde yerine getirilmesi devletin zorunlu görevidir. Mevcut veriler, Sivil Toplum Örgütleri tarafından yayınlanan raporlar, birlikte değerlendirildiğinde; hapishanelerde pandemi için tedbirler almak yerine, pandemi bir fırsat olarak değerlendirilmiş ve mahpuslar tümden toplumdan izole edilmişlerdir" dedi.
'Yasalara uymak zorunluluktur'
Muharrem, “Taleplerinin karşılanmaması halinde, hapishanelerde devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevleriyle ilgili olarak, açlık grevindeki mahpusların sağlık ve yaşam hakkına yönelik ortaya çıkacak istenmeyen sonuçlardan, iktidar sorumlu olacaktır. Hukuk ve yasalara uymak takdiri değil zorunluluktur. Herkes hukuk ve kanunlara uymak zorundadır" uyarısında bulundu.
Van
Tecride karşı bir açıklamada Van'da yapıldı. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu'nda yapılan açıklamaya, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Van Temsilciliği, Türk Tabibler Birliği (TTB) Van Şubesi, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Van Şubeler Platformu, Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAH-DER), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Star Kadın Derneği, Serhat GÖÇ-DER ve çok sayıda tutsak yakını katıldı.
Katılanlar adına ortak açıklamayı ÖHD Van Şube Eşbaşkanı Medeni Gür yaptı. Cezaevlerinde hak ihlallerin bir politika haline geldiği belirtilen açıklamada, bunun bir sonucu olarak cezaevleri sorununa kalıcı çözümler üretilemediği kaydedildi. Cezaevinde artan hak ihlallerine pandemi koşullarının eklenmesiyle özellikle çıkarılan 7242 sayılı infaz kanunu değişikliği ile TMK kapsamındaki tutsaklar bakımından infaz koşulları ağırlaştırılmış ve aleyhlerine bir durum yaratıldığı belirtilen açıklamada, “Pandemi koşullarının eklenmesi ile birlikte ihlaller giderek artmıştır. Mahpuslar tarafından talep edilen avukat-müvekkil görüşmesi, aile görüşmesi ve yine cezaevlerindeki diğer olumsuz koşulların (kalabalık koğuşlar, keyfi aramalar, hasta mahpusların ihlal edilen sağlık hakları vb) düzeltilmesi gibi talepler karşılanması gereken en temel insan haklarıdır” denildi.
Açıklamada, tecride karşı tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmaya çağırıldı.









