Açlık grevi açıklamasında Adalet Bakanlığı’na çağrı

  • 16:10 21 Nisan 2021
  • Güncel
 
İZMİR - İzmir’de çok sayıda kurumun yaptığı basın açıklamasında tecride ve hak ihlallerine karşı başlatılan açlık grevi eylemine dikkat çekildi. Açıklamada, “Süresiz-dönüşümlü açlık grevleri ilerlemeden ve can kayıpları yaşanmadan çözüm üretilmesi için Adalet Bakanlığı’nı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz” denildi.
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği  (Ege TUHAYDER), İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Temsilciliği, cezaevlerindeki son duruma, ağırlaştırılmış tecride ve açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Eyleminin 146’ncı gününde Bayraklı Adliyesi önünde düzenlenen eylemde katılımcılar adına ÖHD İzmir Şube Eşbaşkanı Şükran Öztürk açıklamayı okudu.
 
‘Bir adım atılmadı’
 
Tutsakların en temel insan haklarını kullanmasının dahi bilinçli politikalar ile engellendiğini, bu uygulamalara yönelik her türlü yasal girişimlerin sonuçsuz bırakıldığını söyleyen Şükran, “Çözümsüz bırakılan sorunlar üzerine mahpuslar sürekli açlık grevi eylemi yaparak seslerini duyurmak istemişlerdir. Devam eden açlık grevi eylemine dönük yetkililer tarafından herhangi bir adım atılmamıştır” dedi.
 
‘İmralı tecridi hukuksuzdur’
 
Pandemi uygulamalarının tutsakların üzerindeki tecridi ağırlaştırdığını, salgın tedbiri bahanesi ile hak ihlallerinin arttığını vurgulayan Şükran, cezaevlerinden tüm topluma yayılan bir tecrit ağının oluşturulduğunu kaydetti. Şükran, “İmralı tecrit rejimi infaz yasasına, Anayasa’ya ve AİHS’e aykırıdır. Mevzuat gereği cezaevlerinde tutulan herkesin ailesiyle, avukatıyla, dış dünya ile iletişimi güvence altına alınmıştır. AİHS 3’üncü maddesi, hükümlünün hangi ceza nedeni ile ilgili olursa olsun gayri insani yahut haysiyet kırıcı bir ceza infazına ve muamelesine tabi tutulamayacağı belirtilmektedir. Ceza hukuku disiplinleri, ceza kanunları ceza muhakemesi kanunları ve infaz kanunları ile bir bütündür. Kanunlar bütününün uygulaması, devletin hukuk devleti niteliği taşıyıp taşımadığını göstermektedir. Hükümlülerin bu haklarından yararlandırılması takdiri değil, zorunluluktur. Hukuk iktidarlara, partilere, kişilere göre düzenlenemez. Herkes hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür” şeklinde konuştu.
 
‘İnsan hakları sözleşmelerine aykırı uygulamalar soruşturulmalı’
 
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin hükümleri ve Anayasa’da tanınan hakların cezaevinde fiili olarak askıya alındığını dile getiren Şükran, “Cezaevi idareleri mevcut yasal düzenlemelere ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Cezaevindeki uygulamalar, fiziki koşullar ve yaşanan hak ihlalleri hakkında derhal etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
 
Bakanlığa ve STK’lere çağrı
 
Şükran, şunları kaydetti: “Sivil toplum kuruluşları olarak toplumsal belleğimizde ağır tahribatlar ve derin yaralar oluşturabilecek olan bu sürecin bir an önce çözüme kavuşturulması için elimizden geleni yapmaya hazırız. Ancak başta iktidar ve Adalet Bakanlığı olmak üzere sorumluluk makamındaki kişi ve kurumların da bir an önce sorunların çözümü için gereken adımların atılması gerektiğini söylüyoruz. Dünya çapında yaşanan salgın nedeni ile sağlık koşulları zaten kötü durumda olan cezaevlerinde mahpusların açlık grevi yapması sağlıkları açısından son derece tehlike oluşturduğu da gözetilerek süresiz-dönüşümlü açlık grevleri ilerlemeden ve can kayıpları yaşanmadan çözüm üretilmesi için Adalet Bakanlığı’nı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. Tüm sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler ve toplumun her kesimini mahpusların sesine duyarlı olmaya davet ediyoruz.”