'Aile Bakanı' hakkında suç duyurusu
- 19:36 24 Nisan 2021
- Güncel
ANKARA - Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, 23 Nisan nedeniyle Yeni Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'ın koltuğunu devrettiği çocuğun koruma altında tutulduğunu açıklayarak ifşa etmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Yeni Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'ın dün 23 Nisan nedeniyle koltuğunu devrettiği çocuğun koruma altında tutulduğunu açıkladı. Yeni Bakan Derya Yanık'ın ayrıca, Ramazan ayından kaynaklı çocuğa çay ve çikolata vermediğini söylemesi üzerine sosyal medyada tepkiler yükselirken, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına Avukat Müjde Tozbey, bakan Derya Yanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Bakan hakkında yapılan suç duyurusunda, "Görevi kötüye kullanma", "Göreve ilişkin Sırrın Açıklanması" ve "Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ifadeleri yer aldı.
Bakan Derya Yanık hakkında yapılan suç duyurusunda şunlara yer verildi:
"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 23 Nisan'da makamında konuk ettiği çocuğun gizlilik haklarını ihlal etmiştir. Bakan Yanık, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu devrederken yaptığı konuşması ile ..... isimli çocuğun kişisel verilerini kamuoyuyla paylaşmış, çocuğun gizlilik hakkını ihlal etmiştir. Bakanın işbu eylemleri nedeniyle Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına suç duyurusunda bulunma zaruretimiz doğmuştur. Şöyle ki bilindiği üzere, 'çocuğun yüksek yararının gözetilmesi' ve 'çocuğun güvende tutulması' ilkeleri, 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, 1959 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, 1963 Türk Çocuk Hakları Bildirisi ve 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde koruma altına alınan haklardandır. Bu ilkeler Çocuk Koruma Kanununun da temelidir. Anayasamızın 41. Maddesi Devleti, her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu önlemleri almakla yükümlü tutmuştu. Dolayısıyla çocukların yüksek yararı korunması gereken en temel ilkedir. Çocuk Koruma Kanununun 3'üncü maddesine göre 'Korunma ihtiyacı olan çocuk, bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal' gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal ve ya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu ifade eder. Çocuk Koruma Kanunu’na göre, çocuğun haklarının korunması amacıyla çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması ilkeleri gözetilir.
Kurumlarda kalan çocukların nerelerde barındırıldığı toplum ile paylaşılmaz
Çocuk Koruma Kanununa (ÇKK) göre korunma ihtiyacı olan çocuklar adına uygulanan bakım tedbirleri gereği çocukların bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumlar bulunmaktadır. Bu kurumlarda, bakanlığa bağlı çocuk evlerinde korunma altında olan çocuklar kalırlar. Kurumlarda kalan çocukların özel yaşam alanları olup özel hayatının gizliliği, mahremiyeti dikkate alınarak çocukların nerelerde barındırıldığı toplum ile paylaşılmaz. Yani bu evlerin adresleri, evlerde hangi çocukların kaldığı bilgileri gizlidir. Bu çocuklar yukarıda bahsedildiği üzere korunma ihtiyacı olan çocuklardır. Suça sürüklenmiş, suç mağduru olmuş veya sokakta yaşamaması için hakkında bakım tedbiri alınmış çocuklardır. Kurumlarda barınan çocukların kişisel verilerin paylaşılmaması son derece önemlidir. Zira bu çocuklar bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal ve ya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk olabilirler. Bu çocuklar hali hazırda örselenmiş, kırılgan, çoğunlukla mağdur durumdaki çocuklardır... Gizliliklerinin ihlal edilmesi kişisel haklarına saldırmak anlamına gelmektedir. Zira bu husus, Çocuk Destek Merkezleri Yönetmeliği’nin 4. Maddesi’nde şu şekilde güvence altına alınmıştır: ‘Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 /11 / 1989 tarihinde kabul edilen ve çocuk haklarını düzenleyen sözleşme çerçevesinde insan haysiyeti ve vakarına yaraşır şekilde yerine getirilmesi, özel hayatın gizliliğinin korunması, kişilik haklarının ihlal edilmemesi ve edilmesine izin verilmemesi, çocuk hakkında alınacak her türlü karar ve yapılacak işlemlerde çocuğun yararının gözetilmesi gerekmektedir.’
Koruma altındaki çocuğun haklarına yönelik saldırı teşkil etmekte
Yukarıda zikredilen nedenlerle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bakanlık koltuğunu devlet korumasındaki ...’a devretmesi koruma altındaki küçüğün haklarına yönelik saldırı teşkil etmektedir. Sonrasındaki konuşmalarda ise Bakan Yanık, küçük ...’a dönerek ‘Tabii Ramazan olduğu için bir şey ikram edemedik. Ramazan’dan sonra aynı evde kaldığı 5 arkadaşıyla birlikte bize misafir olarak gelecek o zaman çikolata ve çay hakkımızı kullanacağız, değil mi ...?’ demiştir. Toplum nazarında Bakan Yanık’ın 10 yaşındaki bir çocuğa dahi oruç tutmakla mükellefmiş gibi muamele yapması ve koruma evinde kaldığını ısrarla belirtmesi, kendi inancına göre çocuğu yönlendirmesi kamuoyunda oldukça tepki çekmiştir. Somut olayda, küçük çocuğun devlet korumasına alındığı bilgisi kişisel veridir. Bu durumun hukuka aykırı olacağını bilebilecek durumda bulunan Bakan Yanık, kişisel veri niteliğinde bulunan bilgilerin çocuğun ailesinin rızası dışında başkalarınca öğrenilmesine neden olmuştur. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Bakan Yanık'ın eylemi TCK'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma suçunu oluşturmaktadır. Bakan aynı zamanda görevi dolayısıyla da görevini kötüye kullanma suçu işlemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, suç unsuru olan söylem ve davranışlar nedeniyle gerekli soruşturmanın yapılması için suç duyurusunda bulunma zorunluluğumuz doğmuştur."









