HDP’li vekiller: Yargılanan kadınlar ve mücadele tarihimizdir
- 09:06 27 Nisan 2021
- Güncel
Dilan Babat
ANKARA - 6-8 Ekim olaylarından kaynaklı 28’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı “Kobanê Davası” dün görüldü. Tarihi duruşmayı izleyen heyet arasında yer alan HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, tarihsel bir eşikte olduklarını belirtirken, HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ise, “Yargılanan kadınlardır, Kürtlerdir ve mücadele tarihimizdir” dedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük başlatılan “Kobanê Soruşturması” kapsamında 28’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın ilk duruşması dün Sincan Cezaevi Kampüsü Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davanın başlamasıyla mahkeme başkanı ve avukatlar arasında yaşanılan gerginlik mahkeme bitimine kadar devam ederken, duruşma 3 Mayıs tarihine ertelendi.
Davayı takip eden HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir davaya ilişkin izlenimlerini anlattı.
‘Anti demokratik yönetimin bir parçası’
İddianameyi “uyduruk” olarak gördüklerini ve davanın 6 yıl sonra iktidarın olmayan somut delillerle “suç” oluşturmaya çalıştığını söyleyen Gülistan, sabah saatlerinde Eş Genel Başkanları’nın cezaevi önünde yapmak istedikleri basın açıklamasına izin verilmemesinin nedeninin ise iktidarın, hakikati kamuoyundan saklaması olduğunu belirtti. Gülistan, “Hukuksuzluğun, anti demokratik uygulamaları ilke edinmiş, kendileri için prensip edinmiş bir hükümetten söz ediyoruz. Biz burada sabah saatlerinde açıklama yapamadık. Özel olarak sessimiz bastırılmaya çalışılıyor. Benzer şekilde ‘müşteki’ adı altında bir grup getirilip burada açıklama yapmalarına ve pankart açmalarına izin verildi. Bütün bunların aslında devlet eliyle, AKP ve MHP ittifak eliyle olduğunu biliyoruz. İçeride yürütülen sürecin kendisi de siyasi komplonun bir parçası. Bir dava ve yargılamadan söz etmek mümkün değil. Tamamen HDP’yi siyaseten tasfiye etmek amacıyla uydurulmuş, kurulmuş bir siyasi kumpas süreci ile karşı karşıyayız. Yaşadığımız her şeyin hukuksuz olduğunu ve anti demokratik yönetimin bir parçası olarak görmeliyiz” dedi.
‘Savunmayı sınırlandıran bir yaklaşım vardı’
Günlerdir abartılan ya da kamuoyunda ‘şişirilen’ ve içerisinde hiçbir şey olmayan “kopyala yapıştır” iddianame olarak medyaya servis etmelerine atıfta bulunan Gülistan, “Mahkeme heyeti özel olarak atanmış. Bu davanın hâkimi, savcısı kim olsun üzerinden Saray’da konuşulmuş. Bundan kaynaklı kendisini saraya karşı sorumlu hissediyor. Daha bugün yargılama başlarken, avukatların içeriye alınma probleminden tutalım, izleyicinin başka bir odaya alınmasına kadar sorun yaşadık. Şimdi ‘böyle büyük bir dava’ yapıyorsanız, ‘büyük bir iddianame’ hazırlıyorsanız o zaman bütün bunlara karşı uygun koşulları hazırlamak zorundasınız. Pandemi koşullarında 28 tutuklunun olduğu bir ceza dosyasını görüşüyorlar ama getirip bunu bir salona sıkıştırmaya ve orada da pandemi nedeniyle alamıyoruz diye savunmayı sınırlandırmaya çalışan bir yaklaşım var. Mahkeme başkanın yaklaşımı tamamen taraflı hiçbir şekilde hukuka uygun değil, en temel hak olan savunma hakkını en başta kısıtladı. Tabi ki bu duruma karşı yoldaşlarımız, arkadaşlarımız, eş genel başkanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız ve tutuklu olan arkadaşlarımız tepki gösterdiler” diye belirtti.
‘Bu oyunun figüranı olmayacağız’
Ana akım medya tarafından yapılan algı operasyonun aynı şekilde duruşma salonunda da devam ettirdiğini ifade eden Gülistan, “Biz buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldik. Her bir arkadaşımız kalkacak ve tarihi savunmalarını yapacaklar. Ama bu savunmaların hiçbiri kişisel olmayacak. AKP’nin Türkiye siyasetine verdiği zararları, anti demokratik uygulamalarını ve hukuku nasıl araçsalaştırdıklarını anlatacaklar. Haksızlar, hukuksuzlar, yanlışlar ve bütün bunların üstünü örtmeye çalışıyorlar. Gazetecilerin önünü kalkanlarla kapatan bir zihniyet, eş genel başkanlarımızın açıklamasına izin vermeyen bir akıl ama içeriye bir şekilde bazı grupları alıp onların üzerinden de provokasyon yapmaya çalışıyorlar. Biz burada vekiller olarak açıklama yapamadık ama gelen gruplar eş genel başkanlarımız üzerinde birtakım ithamlarda bulunabiliyor. Bütün bunlar bir kurgu, bir mizansen, bir tiyatronun parçası. Bize bu tiyatroda figüranlık vermeye çalışılıyor. Ama arkadaşlarımız bu oyunu bozacaktır. Çok açık bir şekilde bu oyunun figüranı olmayacağız. AKP’nin yargılanma tiyatrosunun oyuncusu olmayacağız. Bu sistemi, anti demokratik yönetimi ve tek adam rejimini yargılayanlar olacağız. Tarihe her bir cümlenin, davranışın not düştüğü bir dava ile karşı karşıyayız. Bu davayı partimizi kapatmak için bir gerekçe yapmak istiyorlar. Bununla hem iç siyaseti dizayn etmek, gelecek seçimlerde kullanmak istiyorlar. Aynı zamanda direniş odaklarını yok etmeye dönük bir hamlenin ilk adımıdır. Tarihsel bir eşikteyiz ne olursa olsun rolümüzü oynayacağız” şeklinde konuştu.
‘6-8 Ekim olayları ile bir algı operasyonu yaratıldı’
“Bu kumpas davasının yürütücüsünün AKP iktidarı olduğunu biliyoruz” diyen HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, bugün adına “yargılama” denilen ama daha önce hazırlanan “mizansene” tanıklık ettiklerini belirtti. Dilan, “Her şey çok önceden planlanmış. Ayrıntılar daha önce tartışılmış ve bir konsept içerisine yedirilmiş bu konsepte herkes rolünü oynuyor. İçeride polis dışarıda yandaş medya. 6-8 Ekim olayları ile bir algı operasyonu yaratıldı. HDP’yi sorumlu kılan bunun faturasını HDP’ye kesmeye çalışan bir yaklaşım söz konusu. Davanın tamamı manipüle ediliyor. Kocaman bir yalan ile karşı karşıyayız. Bu yalanı toplumun görmemesi ve kendi gerçeklerini kabul ettirmek için her şeyi yapıyorlar. Duruşma salonuna avukatlar yerine Diyanet işlerini temsil eden avukatlar, Et Balık Kurumu, Süt Kurumu gibilerini aldılar. Aslında tam bir komedi sergilendi. Türkiye’nin dört bir yanından topladıkları insanları ‘müşteki’ diye oturtmuşlar” ifadelerinde bulundu.
‘Kumpasın teşhir edilmesi için tarihi bir dava’
SEGBİS bağlantısının sürekli sorun verdiğini ve savunmada yüz yüzelik ilkesinin uygulanmadığına dikkati çeken Dilan, mahkeme başkanının kimler tarafından özel olarak atandığını bildiklerini kaydetti. Dilan, “Türkiye’nin Kürtleri yargılama tarihinde 49’lardan KCK ana davasına kadar gelinen süreçlerin nasıl işlediğini iyi biliyoruz. Bu mahkemenin tarafsız ve bağımsız olacağına inancımız yok. Talimatı almış bir mahkeme duruşuyla beyan etti. Nihayetinde bu tiyatro ve piyesin yazarı ve oynayanı belli. Yargılamanın göstermelik olduğu belli. Arkadaşlarımız, halkların özgürleşmesini savunacaklar. Bu kumpas bütün talimatlara rağmen boşa çıkacaktır. AKP’nin kumpasının teşhir edilmesi için tarihi bir davadır. Kendi yaşadıkları krizin üstünü örtmeye çalıştıkları davaya dönüştürmeye çalışıyorlar biz buna izin vermeyeceğiz” sözlerini kaydetti.
‘Haklı olmanın verdiği güçle tarihi sözlere tanıklık ettik’
Dilan, son olarak şunları kaydetti: “Arkadaşlarımız her alanda ve mekanda haklı olmanın nasıl güzel bir duygu olduğunu, halklı olduğun yerde mücadelenin nasıl güzel olduğu ifadelerine tanıklık ettik. Arkadaşlarımızın haklı olmanın verdiği güçle tarihi sözlerine tanıklık ettik. Hepimize de moral verdiler. Diğer taraftan manipüle eden komplocu sadece elindeki gücü ve meşruiyeti olmayanların çirkinleştiklerini gördük. Figen başkanın, Sebahat başkanın duruşu ve kendini ifade etme biçimi ile bu davanın tarihselliğini ve kendilerinin tarihsel rollerinin de farkındalar. Mücadeleyi de bu bakış açısıyla yürüteceklerini biliyoruz. Yargılananlar kişiler değildir, yargılanan eylem değil, yargılanan bir halkın talepleri, demokrasi güçlerinin ve Kürtlerin haklı meşru talepleridir. Yargılananlar kadınlardır, Kürtlerdir ve mücadele tarihimizdir.”









