‘Pınar Gültekin’in davası etkin soruşturulmuyor’

  • 09:06 30 Nisan 2021
  • Güncel
Melike Aydın
 
MUĞLA - Pınar Gültekin’i katleden fail Cemal Metin Avcı ve kardeşi Mertcan Avcı’ya adeta koruma kalkanı oluşturulduğunu ifade eden kadınlar, delillere rağmen etkin bir soruşturma yapılmadığına işaret etti. 
 
Muğla’da Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı’nın tutuklu, ona yardım eden kardeşi Mertcan Avcı’nın tutuksuz yargılandığı davanın 4’üncü duruşması 27 Nisan’da Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 12 Temmuz’a ertelenen duruşmayı takip eden kadınlar, mahkeme heyetinin failin yanında olduğunu ve etkin bir soruşturma yürütmediğini söyledi.  
 
‘Katillere koruma kalkanı oluşturulmuş’
 
Davayı en başından beri takip eden Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği’nden Şengül Yüksel, kadın derneklerinin müdahillik taleplerinin sürekli reddedildiğini ifade etti. Şengül, “Sosyal devlet kimi korur? Sosyal devlet katillere o kadar çok koruma kalkanı oluşturmuş ki… Cezasızlık, meşru görme, haklı görme, sürekli mevtaya saygısızlık ve özel yaşamını deşifre ederek katile meşruluk yaratmaya çalışan bir sistem var. Hakiminden savcısına kadar. Korkunç bir çağda yaşıyoruz. Kadının güvende olmadığı bir çağda çocuk da diğer canlılar da güvende olamaz. Ama asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Bu davaları takip edeceğiz. Fakat en önemlisi kadın nasıl korunur sorununu konuşmamız lazım” dedi. 
 
‘Kadın katliamları bölgedeki savaştan bağımsız değil’
 
Failin çelişkili ifadeler verdiğini ve müebbet hapis cezası alabilmenin yol ve yordamlarını geliştirmeye çalıştığını ifade eden Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası Genel Başkanı Gülsüm Nazlıoğlu, failin ne konuştuğuna bakmak yerine somut belgelere bakmak gerektiğini vurguladı. Gülsüm, “Katil net olarak ortada ve yaptıklarını da inkar etmiyor. Hukuk somut belge istiyor ve var. Yargının neden bunu istediğini de biliyoruz. Kadın katliamlarının son bulması için ağırlaştırılmış müebbet gerekiyor ama bununla bitecek diye bir şey yok. Biz kadınlar başta bölgemizde yaşanan savaşa karşı çıkmamız gerekiyor. Bir tarafta savaş yaşanıyorken diğer taraf etkilenmiyor değil. Birlikte harmanlanıyor. Biz kadınların temel alması gereken şey bölgemizdeki savaş. Erkeklikten besleniyor” diye belirtti.
 
‘Polis görev tanımının dışına çıkıyor’
 
Her görülen davada polisin kadın aktivistlere tacizde bulunduğunu dile getiren Gülsüm, “Polis öyle bir hale geldi ki gece 23.00’de arayabiliyor. Açmadım diye kızabiliyor. Yaşından utan diyebiliyor. Kendi işinin verdiği yasal çerçevenin çok rahat dışına çıkabiliyor. Bu tam da erk şiddeti. 12 Temmuz’da yine orada olalım ve güçlü şekilde ses çıkaralım istiyoruz ve bunun zemininde de etnik ve dini kökeni ne olursa olsun bütün kadınların savaşa hayır demesi lazım” sözlerini kullandı. 
 
‘Kapsamlı soruşturma yürütülmüyor’
 
Gülsüm, davanın en önemli tarafının failin yalnız olmadığı ve bunun herkes tarafından bilindiğini ancak failin kardeşi Mercan Avcı’nın tutuklandıktan sonra serbest bırakıldığını anımsattı. Gülsüm, “Tek başına yapılacak bir suç değil. Organize suç var. Katilin ve ailesinin verdiği ifadeleri okuyunca ne yalnız yaptığını ne de Pınar Gültekin katliamının ilk olduğunu gösteriyor. Biz afişleme yaparken sonuçta buranın çocukları bunlar. ‘Ben yanında çalışıyordum beni de dövmüştü’ diyen, yani yalnız olmadığını neredeyse herkes söylüyor. Bu bizim iddiamız değil. Kapsamlı soruşturma yapılmıyor. Bu bir organize suç. Bunu yargılayanlar da biliyor. Zeynep Şenpınar’da da öyleydi. Kolluk güçlerinin sağlık ekibinin hiçbir suçu yokmuş gibi davranıldı” diye konuştu.
 
‘GBT ve HES Kodu adı altında tacize maruz kalıyoruz’
 
Üniversiteli Genç Kadınlar’dan Berfin Karabağ ise her duruşmada aynı tablo ile karşılaşmaktan yorulduklarını ifade ederek, GBT ve HES Kodu sorgulaması adı altında tacize maruz kaldıklarına dikkat çekti. Berfin, “Eril emniyete değil kimliğimizi günahımızı bile vermek istemiyoruz. Hakkımız olan adaleti almaya yemin ettik. Kadınlar sonuna kadar takip etmeye ve duyurmaya da devam etmeli. Güçlü bir savunma yarattığımız zaman geri dönüşler de olabiliyor. Şule Çet davasında olduğu gibi. Artık eril zihniyetin değil kendi adaletimizi yaratmamız gerektiğini düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesinin feshinden sonra eli kanlı katiller sokaklarda kadınların yaşam haklarını suiistimal etmeye devam ediyor. Sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz” diye ifade etti.
 
‘Milletvekili aileye saygısızlık yaptı’
 
Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği’nden Canan Budak, Muğla gibi küçük bir yerde Pınar’ın özel hayatına dair detayların, onun nasıl katledildiğinin önüne geçtiğini vurguladı. Pınar’ın otopsisindeki detayların gündeme getirildiğini dile getiren Canan, “Davaya üç avukatımız katıldı. Gönüllü avukatlar da takip etmeye başlayacak. Hala katilin kardeşi tutuksuz yargılanıyor. Cinayete ortak olanlar da ortaya çıkarılmalı. Eril siyaset güden insanların yapay şovları komik. CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin korkunç bir hata yaptı. Aileye saygısızlık yaptı. İstediği kadar Zeynep Şenpınar’ın ya da başkalarının davasına katılsın. Onun erkek siyaseti güttüğünü biliyoruz” sözlerini kullandı. 
 
‘Pınar yalnız değil, kadınlar yanında’
 
Pınar’ın özel hayatıyla ilgilenilmesinin yerine failin yalnız olmadığının üzerinde durulması gerektiğini ifade eden Canan, “Bu cinayeti işlerken katil yalnız değildi, mahkeme heyeti de ondan yana. Ama Pınar öldürülürken yalnız değil, davasının peşinde koşan kadınlar, biz yalnız değiliz” diye ekledi.