Kanlı 1 Mayıs'ın 44'üncü yılı
- 09:01 1 Mayıs 2021
- Güncel
Marta Sömek
HABER MERKEZİ - 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü 1912 yılından itibaren, kimi dönemlerde tamamen yasaklanmış olmasına rağmen bugün hala ısrarla kutlanmaya devam ediyor. 1977 yılında Taksim Meydanı'nda gerçekleşen 'Kanlı 1 Mayıs'ın ardından, Taksim Meydan’ı emekçiler için mücadelenin simgesi haline geldi.44 yıl önce gerçekleşen 'Kanlı 1 Mayıs' ve katledilen kadınların anısına bir derleme sunuyoruz.
Türkiye'de ilk 1912 yılında İstanbul'da yapılan 1 Mayıs kutlamaları sonrasında ilk kez resmi olarak 1923 yılında kutlandı. Daha sonra ise 1925'te çıkan Takrir-i Sükun Yasası ile uzun zaman geçerli olan yasaklar birbirini izledi. 1935 yılında yapılan yeni düzenlemelerle "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı altında gerçekleşen ve uzun yıllar kutlanamayan 1 Mayıs, ilk defa 1976 yılında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) öncülüğünde 200 bin kişinin katılımı ile Taksim Meydanı'nda gerçekleştirildi.
44'üncü yılı: 'Kanlı 1 Mayıs'
Tarih 1 Mayıs 1977 gününü gösterdiğinde ise 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutlamak üzere çeşitli kentlerden İstanbul'a gelenler ile birlikte yaklaşık 500 bin kişi Taksim Meydanı'ndaki kutlamalara katıldı. Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının sonlarına doğru, alanı hınca hınç dolduran halkın üzerine, çevredeki binalardan ateş açıldı. İnsanların panik halinde kaçtığı esnada polis, ses bombası ve panzerlerle kalabalığa müdahale etti.
Müdahaleye maruz bırakılan kitle Kazancı Yokuşu’na yöneldi. Yokuşta bulunan ve daha önceden bırakılan kamyonun yolu tıkamasından kaynaklı kitle içinde birçok insan ezildi. 9’u kadın olmak üzere sekiz öğretmen, 12 işçi, bir seyyar satıcı, bir tezgahtar, beş üniversiteli, bir liseli, bir polis, bir hastabakıcı, iki gece bekçisi, iki hemşire, yalnızca isimleri bilinen yedi, isimleri bilinmeyen bir kişinin de aralarında bulunduğu toplam 41 kişi 1 Mayıs 1977’de katledildi. Üzerinden tam 44 yıl geçmesine rağmen 'Kanlı 1 Mayıs'ın failleri halen bulunamadı.
Katledilen ve ölümsüzleşen 9 kadın
Katledilen Bekçi Diran Nigiz 35, Hatice Altun 21, hemşire Kadriye Duman (Kıymet Kocamış) 25, yabancı diller yüksekokulu öğrencisi Nazan Ünaldı 19, hastabakıcı Meral Cebren Özkol 42 ve yine hemşire olan Leyla Altıparmak da 19 yaşındaydı.
Panzer altında kalarak katledildi
Şimdiki adı 50’nci Yıl Tahran Lisesi olan, Göztepe Aryamehr Lisesi üçüncü sınıf öğrencisi Jale Yeşilnil henüz 17 yaşındaydı. 1 Mayıs 1977’de 500 bin kişiyle beraber 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak için gittikleri Taksim Meydanı’nda katledilen kadınlardan biriydi. Renkli giysili ve arkadaşı Filiz'in hırkası üzerinde olan Jale, panzer altında kalarak katledildi. Saldırı sadece Taksim’le sınırlı kalmadı, Kadıköy'de düzenlenen cenaze merasimine de saldıran katılanlar ise yere yatırılarak üst aramasına maruz bırakıldı.
Arkadaşı Zeki Coşkun verdiği bir röportajda Jale’yi şöyle anlatmıştı: "Çok narin, tutkulu bir insandı. Karıncayı bile incitmekten korkardı. Çok yardımseverdi. Örneğin fen dersleriyle hiç aram yoktu ve okul başladığından beri hiçbir derse katılmamıştım. O yüzden sınava iki gün kala çok paniklemiştim. Bu halimi gören Jale, beni iki gün boyunca çalıştırmıştı ve bir dönem hiç girmediğim dersi bana iki günde verdirmişti. Edebiyata çok büyük ilgisi vardı. İnsani, politik, düzenle alakalı olan her şeyle ilgilenirdi. Küçücük bir haksızlığa bile tahammülü yoktu."
‘Vücudunda bayağı hasar vardı’
23 yaşında, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi olan Hacer İpek Saman da ezilerek katledilen kadınlardan biriydi. Arkadaşı Talia Esenyel de Hacer’in katledilğini duyduğu andaki hislerini, “Hacer'in vurulduğunu duyduk. Görevliyle hastaneye götürüldü ve orada vefat etti zaten. Sanırım kafasına kurşun isabet etmişti. Bayağı hasar vardı çünkü vücudunda. Tabutu götürürken tabutun dışında kan olduğunu hatırlıyorum. Kan damlıyordu tabuttan. Benim için bu da çok üzücü bir şey” cümleleriyle aktarmıştı.
‘Kanatları zedelenmiş bir kelebek gibi pırpır ederek’
Sibel Açıkalın ise 18 yaşındaydı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi birinci sınıf öğrencisi olan Sibel, İstanbul Yüksek Öğrenci Derneği üyesiydi ve "Merhaba Gösteri Topluluğu" isimli bir tiyatro grubunda da yer alıyordu. Üç aylık hamile olan Kadriye Duman’ın (Kıymet Kocamış) annesi Remziye ise: "Seni duvağınla iskeleden uğurladım böyle mi geri alacaktım haberini?" diye ağıt yakmıştı. Zeynep Kamil Hastanesi’nde hemşirelik yapan Kıymet’in yeni evlenip 3 aylık hamile olduğunu duyduklarını söyleyerek şunları aktartmıştı: “Kıymet ablanın öldüğünü fısıldıyor herkes. Üstelik ezilerek. Üstelik çıkan arbedede. Üstelik hamile… Kanatları zedelenmiş bir kelebek gibi pırpır ederek…”
‘Kanlı 1 Mayıs’ın ardından
1977'de yaşanan 'Kanlı 1 Mayıs'ın ardından, 1978'de yüz binlerce kişi tarafından 1 Mayıs yeniden Taksim Meydanı'nda kutlandı. Fakat Sıkıyönetim Komutanlığı 1979'da sadece Taksim Meydanı’nda değil, tüm İstanbul'da miting yapılmasını yasaklayarak, sokağa çıkma yasağı da ilan etti. Uzun yıllar boyunca yasakların koyulup kaldırıldığı 1 Mayıs kutlamalarının 2008 Nisan'ında, 'Emek ve Dayanışma Günü' olarak kutlanması TBMM tarafından kabul edildi. Sendikalar, Taksim'de kutlama yapılması konusunda hükümetle uzlaştı fakat Taksim Meydanı'nda kutlama yapma yasağının kalkması, polis gözaltıları ve müdahalelerinin önünü kesmedi.
1 Mayıs'ın, 1981 yılından sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergenin ardından, 2009 Nisan'ında gerçekleşti. 2013 yılında ‘Taksim'i yayalaştırma projesi’ adı altında 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanılması yeniden yasaklandı. Yıllarca süren bu yasaklara ve polisin tüm saldırılarına rağmen Taksim'de izinsiz de olsa eylemler yapıldı.
Bir katliam daha
30 Nisan 2015’te yine Taksim’de kutlama yapılmasını yasaklayan İstanbul Valiliği, Taksim’e çıkan tüm yolları yaya ve araç trafiğine kapattı. Bakırköy Halk Pazarı Meydanı’nda gerçekleştirilen kutlamaların yanında Taksim ve çevre bölgelerde yapılan kutlamalara polis müdahale etmiş, katılımcıları darp ederek gözaltına almıştı. Polis birçok yerde gaz bombaları, plastik mermiler ve tazyikli suyla saldırmıştı ve bir eylemci de gözünden gaz kapsülüyle yaralanmıştı. Öte yandan Tarlabaşı'ndaki bir TOMA’nın karşıdan karşıya geçen bir kişiye çarpması sebebiyle tedavi altına alınan Nail Mavuş yaşamını yitirmişti. 1 Mayıs gözaltılarına ilişkin kurulan 1 Mayıs Hukuk’unun açıkladığı verilere göre, 52 kişi Taksim'e çıkmak istediği için gözaltına alınmıştı.
Yasaklar tanınmıyor, yüzleşme çağrıları yineleniyor
Son yıllarda da gitgide artan tüm bu 'Valilik yasakları', polis şiddeti, tacizi ve gözaltıları, 1 Mayıs kutlamaları için bir sembol haline gelen Taksim'de olmaya engel olamadı. Polis şiddetinin son hız devam ettiği 1 Mayıslarda her yıl mutlaka bu geleneği sürdüren birileri oluyor. Eylemciler ellerinde karanfillerle katledilen insanların anısını yaşatmak ve bu katliamla yüzleşme çağrılarını sürdürmeye ısrarla devam ediyor. Bu yıl da pandemi nedeniyle tam kapanmaya denk gelen 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı yine yasaklı alanlar arasında yer alıyor.









