‘Şiddeti önlemek isteselerdi İstanbul Sözleşmesi’ni uygularlardı’
- 09:03 5 Mayıs 2021
- Güncel
İZMİR - Meclis’te “kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi” amacıyla kurulan araştırma komisyonunu değerlendiren kadınlardan Mor Dayanışma üyesi İpek Karanfil, “Kadına yönelik şiddeti önlemek istiyor olsalardı İstanbul Sözleşmesi’ni uygularlardı” dedi.
AKP-MHP iktidarı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda etkin adımlar atmak bir yana, 20 Mart’ta taraf devletlere şiddetin önlenmesi yükümlülüğünü veren İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmişti. Ancak fesih öncesinde TBMM Genel Kurulu’nda 9 Mart’ta “kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi” amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulması kararı alındı. İlk etapta 3 ay görev yapacak komisyonun 19 üyesinden 10’u AKP’li vekillerden oluşurken, Komisyon ilk toplantısını ise 21 Nisan’da gerçekleştirdi. Diğer yandan 25 Kasım 2014 tarihinde aynı adla kurulan komisyonun raporu dahi açıklanmazken, bir kez daha benzer bir komisyonun kurulması, kadınların eleştirilerinin odağında.
‘Komisyonlar çözüm bulmuyor’
Türkiye’de kadına karşı şiddetin kanayan bir yara olduğunu bunu önlemek için 2009 yılında Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) kurulduğunu ama kadınlar için bir çözüm üretmediğini hatırlatan Nar Kadın Dayanışması üyesi Nazlıcan Özdemir, “Bu komisyonlar çözüm bulmuyor. Şimdi kurulan kadına yönelik şiddeti araştırma komisyonu da şiddeti araştırmayacak. Bu konuda gerçekten araştırma yapmak istiyorlarsa Anayasa Mahkemesi’ne giden kadınları ya da götürmeye çalışıp da götüremedikleri davaları bile incelemeleri yeterli. Çok büyük araştırmalar yapmaları gerekmiyor. Toplumsal dinamiğe bakmaları yeterli. Bu araştırmayı gerçekten Meclis’te yapabilecek milletvekilleri var ama AKP-MHP eli ile kurulan bir komisyonun işbirliğiyle çözülebilecek bir olgu değil” dedi.
‘Toplumsal öfkeyi dindirmek için komisyonu kurdular’
Hiçbir kadının İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmeye çalışan, 6284 sayılı yasayı uygulamanın yanından geçmeyen bir düşüncenin kadına yönelik şiddeti gerçekten araştıracağını düşünmediğini ifade eden Nazlıcan, “AKP’nin reddetmeye çalıştığı ve gerçekliğini kabul etmediği toplumsal bir öfkeden ötürü bu komisyon kuruldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekinildiğinin haberi çıktığında bu ülkedeki çoğu kadın uyumadı. Bu çok acı bir şey. Toplumun her kesiminden ve AKP beklemediği kesimlerden hatta kendi içinden bile İstanbul Sözleşmesinden çekinilmemesi üzerine tepkiler aldı. AKP’ye yakın dinci, gerici AKP’nin siyasal İslamcı ve onu besleyen çevresinin bir senedir salyalarını akıtarak dillendirdiği bir konuydu İstanbul Sözleşmesi. Sözleşme’den çekilmenin akabinde bu komisyonu kurdular ve Ankara Sözleşmesi ismiyle bir sözleşme çıkartmaya çalışıyorlar yani bu komisyon toplumsal öfkeyi bir nebzede olsa sindirmek üzerine kuruldu” şeklinde konuştu.
‘Ankara Sözleşmesi çıkarmaya çalışacaklar’
Komisyonun içerisindeki HDP ve CHP milletvekillerinin vereceği emeğin yok sayılacağını, kendi isteklerini meşrulaştırmak içim bu komisyonu kurduklarını kaydeden Nazlıcan, iki partinin de şiddete ilişkin verdiği önergelerin, içeriğine bakılmaksızın AKP-MHP oylarıyla reddedildiğine işaret etti. “Bu komisyonla Ankara Sözleşmesi çıkartmaya çalışacaklar ama bu Ankara Sözleşmesi içerik olarak tam bir fiyasko” diyen Nazlıcan, AKP’nin yapacağı her sözleşmenin kadını kısıtlayacak bir içeriğe sahip olacağına dikkat çekti.
‘Komisyonun kurulma zamanı manidar’
Komisyonun güven sağlamadığını söyleyen Mor Dayanışma üyesi İpek Karanfil de “Komisyon kurulurken aslında o komisyonun içerisindekilerinin yaptıkları çalışmalar komisyonun kalitesini belirleyecek. Böyle bir komisyonun olması gerekiyordu. Geç kalınmış bir şey. Daha önce birçok kadın örgütü ya da HDP kadın milletvekilleri bu konuda araştırma komisyonları kurulması gerektiğini vurgulamıştı. Zamanlama manidar” ifadelerini kullandı.
‘Çözüm odaklı bir komisyon değil’
İpek, kurulan komisyonun kadına yönelik şiddeti önleme konusunda yeterli olmayacağını dile getirirken, komisyon kurmadan önce de şiddeti önlemek amacıyla atılacak adımlar olduğuna işaret etti. İpek, “Bu adımlar atılmadıkça gerekli hukuksal adımlar uygulanmadıkça bu komisyonun pek bir anlamı kalmıyor. Bir kadın şiddet mağduru olduğunu beyan ettiğinde karakola şikayet ettiğinde, koruma istediğinde, dilekçe verdiğinde bu dilekçeler kabul görmezse, kadının hakları korunmazsa, bu süreç böyle devam ederse bu komisyonun hiçbir anlamı kalmayacak. Bundan dolayı çözüm odaklı bir komisyon olacağını düşünmüyorum” diye konuştu.
‘Şiddeti önlemek isteselerdi İstanbul Sözleşmesi’ni uygularlardı’
Komisyonda çoğunluğu elinde bulunduranlara bakıldığında komisyonda neler yapılacağına, yapılmayacağına dair ipuçlarının görüleceğine değinen İpek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Komisyonda çoğunluğu bulunan insanların temsil ettikleri partinin kadına yönelik şiddetle ilgili yaptığı açıklamaları insanlar hatırlıyor. Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran, toplumsal cinsiyet sorunlarını meşrulaştıranların çoğunluğu elinde bulundurması ve eşit bir dağılımın olmaması aslında kadına yönelik şiddeti engelleme gibi bir niyetleri olmadığını gösteriyor. Bir yandan İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırırken bir yandan da komisyonu kurmak öfkeyi azaltma kendi yapacaklarını meşrulaştırma olarak görüyorum. Eğer gerçekten kadına yönelik şiddeti önlemek istiyor olsalardı İstanbul Sözleşmesi’ni uygularlardı.”
‘Komisyonun takipçisi olacağız’
Komisyon çalışmalarının takipçisi olacaklarının altını çizen İpek, “Kadını hareketi ve Mor Dayanışma olarak komisyonun takipçisi olacağız. Müdahale etmemiz gereken yerde müdahale edeceğiz, sadece uzaktan eleştirmeyeceğiz. Aslında olması gereken bir komisyon ama onlar göstermelik bir şekilde kuruyor ve bu süreci tek başlarına işletmek istiyorlar” dedi.









