'Adaleti hukukta değil sokakta arıyorum'
- 09:05 7 Mayıs 2021
- Güncel
İSTANBUL - Serkan Dindar tarafından katledilen Ceyda Yüksel için adalet arayışını sürdüren annesi Filiz Demiral, failin hak ettiği cezayı alana kadar hukuk mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirterek, “Ben kızıma adalet yerini bulacak diye söz verdim. Ben acımı içime gömerek adalet mücadelesi verirken bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini öğrendim. Biz evlatlarını kaybeden anneler adaleti sokakta ve sosyal medyada aramak zorunda kaldık” dedi.
20 Ağustos 2020’de İzmir’in Bornova ilçesinde Ceyda Yüksel, Serkan Dindar isimli erkek tarafından katledildi. Ceyda’nın vücudunda çok sayıda kesik bulunduğu ve bir kolunun kopma noktasında olduğu tespit edilirken, komşuların kavga sesi duyduklarını söylemeleri üzerine aynı evde bulunan fail Serkan Dindar, gözaltına alındı. Ceyda’nın ölümü ile ilgili gözaltına alınan fail “Kasten insan öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Sesinin duyulmadığını söyleyen Ceyda’nın annesi Filiz Demiral, 18 Mayıs’ta görülecek 3’üncü duruşma öncesi davayı sahiplenme çağrısında bulundu.
Aynı zamanda hayvansever olan Ceyda’nın sosyal medyadan köpeğini, sahiplendirmek fail Serkan Dindar ile tanıştığını söyleyen Filiz, failin tecavüz girişiminde bulunmasına karşı Ceyda’nın direndiği ve fail tarafından katledildiğini ifade etti. Filiz, “Görgü tanıklarının anlatımına göre; kızıma ‘aşkım’ deyince kızım ‘niye aşkım diyorsun önce abicim diyordun’ diye tepki göstermiş. Bu konuşmadan sonra tartışmışlar. Sonra eve gidiyorlar evde Pablo isminde köpeği ve eşyaları vardı. Kamera kayıtlarında gözüküyor, evin önüne gittikleri zaman kapıda kızımı taciz etmeye kalkıyor, kızım tepki verince içeri almıyor. İçeri almadığı zaman tartışma devam ediyor. Telefon ışığını cama tutarak köpeği ve eşyasını almak için mücadele ediyor ama şahıs kapıyı açmıyor. İçeride büyük bir tartışma yaşıyorlar sesleri komşular da duyuyor polisi arıyorlar. Polisi aradıktan sonra her zamanki gibi polis olay yerine geç gidiyor. Sonra benim kızım ‘bana ne yaptın’ diyerek çıplak ayaklarla kendini dışarı atıyor” diye anlattı.
‘Yürüyerek 10 dakikalık mesafeye polis 40 dakikada geliyor’
Ceyda’nın içeri girdiği sırada komşular tarafından tekrar polislerin arandığını aktaran Filiz, şöyle devam etti: “Komşular ‘kadını dövüyorlar yetişin’ diye bağırıyor. Yürüyerek 10 dakikalık bir yere polis 40 dakikada geliyor. Serkan Dindar ilk önce arkadaşını arıyor, sonrasında ambulansı arıyor. Ambulansı aradığında kızımın intihar ettiğini söylüyor. Bir insan intihar ederken aynı anda kolunu kopma derecesine getirip, boğazını, yüzünü ve vücudunun çeşitli bölgelerini kesici aletle nasıl yaralar? Böyle bir intihar biçimi kesinlikle olamaz. Olay yerine gelen savcı da kızımın katledildiğini söylüyor. Çünkü öldürülen yerle kızımın bulunduğu yer farklı. Bir boğuşma ve taşıma olmuş, kan izleri bunu gösteriyor. Otopsi sonucunda da derin kesikler nedeniyle kan kaybının ölüme sebebiyet verdiği söyleniyor. Üzerinde erkeğe ait bir sperm örneği bulundu. Kızıma cinsel saldırı da olmuş ve kızım bunun mücadelesini vermiş.”
Ceyda’nın üzerinde cinsel saldırı olasılığını güçlendiren sperm örneğinin bulunmasından dolayı otopsi sonucunun tekrardan istendiğini ve eksikliklerin tamamlanması için mahkemenin 18 Mayıs’a ertelendiğini aktaran Filiz, failin kızını katlettiği gün uyuşturucu temin ettiğini ve bu nedenle ‘uyuşturucu temin’ etmekten de yargılandığını sözlerine ekledi.
‘Mahkeme uzayıp duruyor’
Sesini yeterince duyuramadığını söyleyen Filiz, “Eğer sesimi yeterince duyurmuş olsaydım, mahkeme delillerin ortada olmasına rağmen bu kadar uzamazdı. Failin cezası çoktan kesilmiş olurdu. Mahkeme uzayıp duruyor. 18 Mayıs'ta 3’üncü mahkeme görülecek. Mahkemenin 4'üncüsü, 5’incisi olacak mı diye endişe duyuyorum. Yalnızca kadın örgütlerinin desteğini görüyorum” diye konuştu.
‘Sözleşmenin feshedildiği gece kanım dondu’
İktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin de konuşan Filiz, Türkiye’de kadının adının olmadığını belirterek, “İstanbul Sözleşmesi uygulanmış olsaydı bu cinayetler olmayacaktı. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği gece kanım dondu ve uyuyamadım. Eminim ki benim gibi birçok kadın da o gece uyuyamadı. Failler artık kadınlara saldırırken ‘birkaç sene yatarım çıkarım’ diyorlar” dedi.
'Adalet mücadelesi verirken İstanbul Sözleşmesi feshedildi'
Ceyda’nın da tüm kadınlar gibi hayalleri ve umutları olduğunu dile getiren Filiz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kızım hiçbir zaman kendine zarar verecek bir insan olmadı, bir anne olarak bunu en iyi ben bilirim. Yüreğime sönmeyen ateş düşürüp canımdan can alan Serkan Dindar, emsal bir ceza alana kadar adalet ve hukuk mücadelemden vazgeçmeyeceğim. Ben kızıma adalet yerini bulacak diye söz verdim. Acımı içime gömerek adalet mücadelesi verirken, bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiğini öğrendim. Birçok kadın arkadaşımız gibi tek umudumuz olan bu sözleşme de elimizden alındı. Ve ben bu haberi kızıma nasıl söyleyeceğim diye düşündüm. Zaten etkin uygulanmıyordu ancak buna rağmen uygulansaydı kızım ve diğer katledilen kadınlar hayatta olacaktı. Sözleşmenin kaldırılmasıyla kadına yönelik şiddetin ve cinayetin önünü açtılar. Biz evlatlarını kaybeden anneler; adaleti sokakta ve sosyal medyada aramak zorunda kaldık. Hakkımız olan İstanbul Sözleşmesi’nden elinizi çekin.”
Filiz, son olarak tüm kadınları 18 Mayıs’ta görülecek duruşmayı sahiplenmeye çağırdı.









