‘İşte gidiyorum anne, gidişim sonsuz değil’

  • 09:09 9 Mayıs 2021
  • Güncel
 
Gülistan Azak
 
DERSİM - "İşte gidiyorum anne. Gidişim sonsuz değil…" cümleleri ile başlayan mektubu ardından bırakarak, PKK’ye katılan ve 2015 yılında yaşamını yitiren HPG'li Baran Çetinkaya’nın annesi Fadime Çetinkaya, Anneler Günü’nden tek isteğinin Özgür, eşit, adil bir yaşam” olduğunu söylüyor. 
 
Tüm dünyada Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak kutlanırken, bölgede yürütülen savaş politikaları nedeniyle çocuklarını kaybeden anneler için Anneler Günü özlemin, öfkenin günü oluyor…
 
Bu Anneler Günü’nde de baskı, zulüm nedeniyle acı ve özlemle yoğrulan yüreklerinde tüm dünyaya yetecek güçte özgürlük, eşitlik, adalet, barış için mücadele eden annelerin kapılarını çaldık. Özlemini yıllardır yüreğinde biriktiren annelerden biri de çocuğu Baran Çetinkaya’yı (Brusk Dersim) Dersim'de 4 Eylül 2015 günü şehir merkezinin tam göbeğinde bulunan Şehit Naif Karabulut Karakolu'na HPG'li Rıdvan İpek (Rezan Erzurum) ile birlikte düzenledikleri eylem sonucu kaybeden Fadime Çetinkaya.
 
‘İşte gidiyorum anne….’
 
Gözlerini açtığı coğrafyada katliam, gözaltı ve tutuklama ile geçmeyen tek günü dahi olmayan Fadime’nin yaşamı mücadele ile dolu…  Coğrafyasına, halkına dönük baskılara karşı 2014 yılı yerel seçimlerinde aday olan Fadime, kazandığı Akpazar Belde Belediye Eşbaşkanlığı görevine başlamasından yaklaşık 2 ay sonra kendisini çocuğunun bıraktığı “İşte gidiyorum anne… Gidişim Afrikalı bir çocuğun yediği ekmek, Filistin'de demir yığınlarına atılan bir taş, yüzyıldır direnen Kürdistan gibi helal anne. İşte gidiyorum anne. Gidişim erkeğin baba olma hayali, genç kadınların düşleri... Kürdün, Kürdistan'ın özgürlüğüdür anne. İşte gidiyorum anne. Gidişim darağacında asılan Denizlerin vasiyeti, yıkılan, yakılan memleketimin bereketi, Mem û Zin'in mürüvvetidir anne. İşte gidiyorum anne... Gidişim sonsuz değil, bir sabah güneşinde, akşam ayazında, dilimde yutkunduğum özlemle çalarım kapını anne. İşte gidiyorum anne. Gidişim sonsuz değil, belki yoldaşlarımın omzunda gözlerim kapalı, bedenim soğuk gelirim yeter ki sen beni kokla anne…" mektubunu okurken bulur…
 
'Baskı ve zulüm dolu bir yaşamımız vardı’
 
“Brusk ile farklı zamanların ancak aynı acıların çocuğuyduk” diyen Fadime, “Bu coğrafyada kendimi bildim bileli zulüm, katliam, faili meçhuller yaşandı…  Brusk da yine bu zorlukların yaşandığı 1993 yıllarında dünyaya geldi.  Benim gibi bu coğrafyanın zorluklarına göğüs gelmeye çalıştı. Henüz 3 buçuk yaşındayken babasını alıp cezaevine attılar. Ardından çocukluk arkadaşı Sancar Buluç’u (Seyit Rıza) da savaş yüzünden kaybetti. Brusk ile tüm bu acıların üstesinden birlikte gelmeye çalışırdık. İlişkimiz anne, çocuktan öte arkadaş, yoldaştı. Baskılara karşı mücadelede de ortaktık. 2014 yerel seçimlerine aday olduğumda hep yanımda oldu. Brusk gecesini gündüzüne katarak 'belediyeyi alacağız ve bizimle beraber barış gelecek' derdi. Ben belediyeye gittiğim zaman 'anne neredesin, yanına geleyim' derdi. Bir saat bile benden ayrılmazdı. Babasının cezaevi yatması, arkadaşı Seyit Rıza'nın yaşamını yitirişi Brusk'ta daha çok acı uyandırdı. 19 Mayıs günü ise PKK’ye katıldı. Gittiği zaman da kendi sayfasında Seyid Rıza'nın fotoğrafını paylaşarak; 'Gülüşünden gülüş ver bana, cesaretinden cesaret ver bana ki yanında yerini alayım' mesajını yayınlamıştı. 4 Eylül 2015 tarihinde ise Dersim’de Zilanlaştı” sözleriyle anlatıyor. 
 
‘Bu acıyla yaşadığımız sürece….’
 
Anneler Günü’nün savaşın olduğu ülkede yalnızca isimden ibaret olduğunu dile getiren Fadime, siyasi yetkililerin, “Cennet annelerin ayağındadır” söylemlerinin de gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Fadime, “Anneler yaşı kaç olursa olsun bu ülkede coplanıyor, cezaevlerine atılıyor. 80-90 yaşındaki anneler pandemiye rağmen cezaevlerine konuldular. Tecavüz, istismar, kadına karşı suç işleyenleri dışarı çıkardılar yerine anneleri koydular. Annelerin açlık grevinde olan çocukları için ses çıkardıklarında şiddete maruz kalıyor. Bugün anneleri evlere hapsetmiş, çocuklarından gelecek ölüm haberini beklemeye mahkûm etmişlerdir. Annelik değerinin esamisi yoktur bu ülkede.  Savaş, katliam, ölüm bitmedikçe kimse annelik kutsallığından bahsetmesin.  Çocuklarımız halklarına dayatılan bu baskılara karşı mücadele etmek üzere bizlerden ayrıldı. Tek istedikleri bizleri zorbalıktan, saldırılardan kurtarmak. Bedelini canlarıyla ödediler. Anneler bu acıyla yaşadıkları sürece kutsallıktan bahsedilmesin” diye ifade ediyor. 
 
Fadime son olarak eline aldığı çocuğunun kıyafetini koklayarak şöyle diyor: “Tek istediğim özgür, eşit, adil bir yaşam. Tıpkı çocuğum Brusk’un istediği gibi...”