Cumartesi Anneleri: Bayram ‘mezarımız olsun’ talebinin yükseltildiği gündür
- 13:03 15 Mayıs 2021
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 26 yıl önce gözaltında kaybedilen Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün akıbetini sorarak, “Bu bayram, sevinci ve ailece bir arada olmanın günü değil, evlatlarımızı ziyaret edeceğimiz, çiçeklerle donatacağımız bir mezarımız olsun talebinin yükseldiği gündür” dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılmasını talep etmek amacıyla, “Failler belli, kayıplar nerede” sloganıyla her hafta düzenledikleri eylemlerinin 842’ncisini bu hafta da pandemi dolayısıyla sosyal medya hesapları üzerinden online olarak gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta, 17 Haziran 1995 yılında Diyarbakır'da gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Edip Aksoy ve Orhan Cingöz’ün akıbeti soruldu.
‘Kimsenin kabul etmediği gerçekler ortaya çıkacak’
Eylemde ilk olarak konuşan Edip Aksoy’un kızı Beritan Aksoy, babasının insan hakları savunucu olduğunu vurgulayarak, “Babam birçok kez gözaltına alındı ve işkence gördü. Köyden Diyarbakır merkeze geldikten sonra babam ve Orhan Cingöz beyaz toros marka araca bindirilerek kaybedildiler. Babamın kemiklerini görmeden, mezarına ulaşmadan ölmek istemiyorum. 26 yıldır babamı düşünüyorum. Düşünün ki bir insan, kemik parçasıyla ve bir mezar taşıyla mutlu olacak. Bugüne kadar en büyük hayalim babamın bir mezarının olması ve ona çiçekler ekip mezarını sulamaktı. Hiç kimsenin kabul etmediği gerçekler ortaya çıkacak” dedi.
Beritan, yıllarca sürse de mücadeleden asla vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.
Bu haftaki basın açıklamasını ise Cumartesi İnsanlarından Zelal Buldan okudu.
‘Bu bayramda çiçeklerle donatacak mezarımız olsun istiyoruz’
Bayramların sevinç içinde geçmediğine dikkati çeken Zelal, bayramların Sara Aksoy ve Ayşe Cingöz şahsında, tüm kayıp ailelerinin “Evlatlarımızı ziyaret edeceğimiz, dertleşeceğimiz, çiçeklerle donatacağımız bir mezarımız olsun!” talebiyle geçtiğini ifade etti. Edip Aksoy’un Lice’ye bağlı Zenge (Dolunay) köyünde yaşadığını çevresinde tanık olduğu hak ihlallerini üyesi olduğu İnsan Hakları Derneği’ne bildirdiği için askerlerin baskısıyla karşı karşıya kaldığını aktaran Zelal, Edip’in askerler tarafından üç kez gözaltına alınarak ağır işkence gördüğü bilgisini paylaştı. Zelal, askerlerin köyü terk etmeleri yönündeki baskıları sonucu, Edip ve ailesinin 1993 yılında, Diyarbakır’a göç etmek zorunda kaldığını söyledi.
‘Edip ve Orhan’ı ölüm arabası beyaz torosa bindirdiler’
7 Haziran 1995 sabahında Melikahmet’teki dükkânına gitmek üzere evden ayrılan Edip’in tütün almak için Diyarbakır’a gelen köylüsü 23 yaşındaki Orhan Cingöz’le buluştuğunu söyleyen Zelal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Arkadaşları ile bir çay bahçesinde otururken beyaz toros marka bir araçtan inen sivil giyimli, silahlı ve telsizli üç kişi yanlarına gelerek kendilerini polis olarak tanıtan kişiler Edip ve Orhan’ın kimliklerini aldıktan sonra ‘İfadeniz var, karakola gideceğiz’ diyerek, onları bölgede ‘ölüm arabaları’ diye bilinen Beyaz Toros’a bindirerek götürdüler. Onların gözaltına alındığını ve beyaz torosla götürüldüğünü gören çok sayıda tanık vardı ama yaşananlar inkar edildi.”
Zelal, gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Edip ve Orhan için ailelerin ve İHD’nin bugüne kadar ilgili kurumlara yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığını vurguladı.
‘JİTEM tarafından sorgulandıktan sonra öldürüldüler’
Olaydan 10 yıl sonra 2005 yılında JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan’ın itiraflarının basına yansıdığı, itirafçının beyanında Edip ve Orhan’ın JİTEM tarafından sorgulandığını, sorguladıktan sonra infaz edilerek Silopi yolu üzerinde bir dere kenarına gömdüklerini söylediği ve olay yerini detaylarıyla tarif ettiğini hatırlatan Zelal, İHD’nin topladığı bilgilerle 6 Temmuz 2005 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğunu belirterek, “Savcılık Aygan’ın söz ettiği yerde 28 Haziran 1995 tarihinde iki kişiye ait ceset bulunduğunu ve belediye aracılığıyla Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldüğünü tespit etti. Aileler de soruşturma dosyasındaki ölü beden fotoğraflarının Edip ve Orhan’a ait olabileceklerini beyan etti” diye konuştu.
‘Kimsesizler mezarlığındaki 4 ceset ne Edip’e ne Orhan’a ait’
Mezardan dört kişiye ait kemik çıktığını ancak alınan kemik örneklerinde ki DNA testi sonucunun Edip ve Orhan’ın aileleriyle eşleşmediğini belirten Zelal, gözaltında kaybedilişlerinin 26’ncı yılında Edip ve Orhan dosyasında maddi gerçeğin kayıtlara geçmesi, mezar yerlerinin açıklanması ve adaletin sağlanması için yargı makamlarını göreve çağırdı.
Zelal son olarak, 143 haftadır yasaklanan kayıplarla buluşma mekanı olan Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.









