5’inci madde ne diyor, kadınlar neler yaşıyor
- 09:02 16 Mayıs 2021
- İstanbul Sözleşmesi
Derya Ren
DİYARBAKIR - İstanbul Sözleşmesi'nin her maddesi gibi 5’inci madde de hayati önem taşıyor. Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, kamu görevlilerine kadına yönelik her türlü şiddeti önleme sorumluluğu yükleyen 5’inci maddeyi şöyle değerlendirdi: "Madde uygulansaydı, İpek Er ve daha nice kadın yaşıyor olacaktı."
AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın imzası ile 20 Mart günü feshedilen İstanbul Sözleşmesi’ne yazı dizimizin bugünkü bölümünde 5’inci maddeye yoğunlaşacağız.
Sözleşmede yer alan 5'inci madde kamu görevinde çalışanlara, kadınlara karşı her türlü şiddet karşısında hareket etme sorumluluğu yüklüyor.
5'nci madde şu şekilde:
1) Taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve Devlet adına hareket eden diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket etmelerini temin edeceklerdir.
2) Taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu Sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarf edilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.
Kamu görevlileri katletme, tecavüz ve istismar failleri
Sözleşmenin 5’inci maddesinde kamu görevlilerinin kadına yönelik şiddet karşısında durması ve sorumluluklarını yerine getirmesi istense de Türkiye’de tam aksi yaşandı. 2019 yılı Mayıs ayında polis Muharrem Yılmaz meslektaşı Merve Ünal’ı, aynı yılın Kasım ayında Bursa'da Işıklar Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nda görevli uzman çavuş Aydemir Koluaçık, Sosin Küçükgüven’i, 2020 yılı Mart ayında Diyarbakır'da görevli astsubay Yusuf Çalışkan, Dilek Kaya’yı ateşli silahla katletti.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde de 2020’nin Temmuz ayında Aslan A. isimli uzman çavuş bir çocuğa cinsel istismarda bulunmuş ve yaşananlar kameralara da yansımıştı.
Bu örneklerden biri de geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Batman’da yaşandı. Uzman çavuş Musa Orhan, İpek Er’e önce tecavüz etmiş ardından ise intihara sürüklenmesine neden olmuştu. Musa Orhan yargı eli ile korumaya alınmış ve tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti.
Sözleşmenin feshedilmesinin akabinde yine benzer şiddet vakalarından birine tanıklık ettik. Nisan ayında ise Ağrı’da özel harekat polisi Mesut Doğan, meslektaşı Esra Çelik’i katletti.
Bunlar yaşanırken İstanbul Sözleşmesi yürürlükte, ancak uygulanmamakta idi.
Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, İstanbul Sözleşmesi'nin 5'inci maddesini ajansımıza değerlendirdi. Adalet, maddeyi şöyle yorumluyor:
"İstanbul Sözleşmesi'nin 5'inci maddesi sözleşmenin omurgasıdır. Bu madde kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesi, soruşturulması ve etkin bir ceza siteminin uygulanması konusunda devletin yükümlülüklerini ifade ediyor. Madde devleti, ayrımcılığı ve şiddeti önleme konusunda etkin ve bütünlüklü politikalar üretmek ve uygulamakla yükümlü kılar. Ne yazık ki, imzalandığı günden beri kadın örgütleri olarak, 'İstanbul Sözleşmesi uygulansın' diyerek yaptığımız çağrılar oldu. Ancak devlet Sözleşmenin 5'inci maddesini uygulamıyor, hayata geçirmiyor, görevini yerine getirmiyor. 5'inci madde gereğince; devletin, kadına karşı şiddetin ve ayrımcılığın insan hakları ihlali olduğunu, suç olduğunu, yüzyıllardır süregelen eşitsiz güç ilişkilerinden kaynaklandığını ve bunun sistematik bir devlet politikası olarak üretildiğini kabul etmesi ve bununla mücadele edecek politikalar üreteceğine dair toplumsal dönüşüm yaratacak açıklamalar, söylemler geliştirmesi ve bunları uygulaması gerekir. Eğitim kurumları, medya, sivil toplum kurumları ile cinsiyetçi rollerden ve tutumlardan toplumu arındıracak bir eylem planı geliştirmelidir.
Destek mekanizmaları oluşturulmalı
Şiddete karşı destek mekanizmaları oluşturmalı, şiddet gerçekleştikten sonra kadınların başvurabileceği etkin mekanizmalar oluşturmalı, hukuki destek alabilecekleri danışma, dayanışma merkezleri ve fiziksel, psikolojik destek alabilecekleri sığınaklar açmalıdır. Yaşam hakkını koruyacak tedbir kararlarını hızlıca uygulayacak idari ve hukuki mekanizmalarını genelgeler ve talimatlarla görevlendirmelidir. Yasaların uygulanmasını sağlamak ve yargının cezasızlık pratiğini ortadan kaldıracak dönüşümü yaratmak da devletin yükümlülüğüdür. Yargı ve kolluk görevlilerinin toplumsal cinsiyet eğitimleri ile uygulanacak yasal mevzuat konusunda eğitilmesi 5'inci madde gereği devletin yükümlülüğüdür. Gelenek, görenek, namus gibi kavramlarla kadınların yaşam hakkının tehlikeye atılamayacağını tüm kamu çalışanlarına benimsetmelidir.
Devlet sorumlulukları yerine getirmiyor
Hastane personelinden muhtara, din görevlisinden yargıca kadar tüm aktörler şiddet ve ayrımcılık konusunda yasalar çerçevesinde hareket etmeli ve şiddeti önleyici tutum ortaya koyabilmelidir. Bunu sağlamak devletin görevidir. Cinsiyet temelli şiddetin, mülteciler, çocuklar ve diğer ayrımcılığa maruz kalan gruplar konusunda geliştirilen psikolojik veya fiziksel şiddetin suç olduğunu topluma benimsetmek görevidir. Veri toplamak, risk analizi yapmak ve tüm bunları kamuoyu ile paylaşmakla yükümlüdür.
Yukarıda saydıklarımın tamamı 5'inci madde gereği devletin yükümlülüklerini ifade ediyor ancak ne yazık ki uygulanmıyor ve devlet 5'inci maddenin öngördüğü sorumlulukları yerine getirmiyor. Bir daha belirtmekte yarar var İstanbul Sözleşmesi’nin omurgasını ifade eder.
Yüzlerce kadın yaşıyor olacaktı
5'inci maddenin uygulanmaması Sözleşme’nin tüm maddelerini sakatlıyor. Zira Sözleşme, taraf devletleri, ayrımcılık ve şiddeti önleme konusunda yükümlü kılmak amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenin 5'inci maddesi uygulansa her gün en az üç kadın öldürülmeyecek, yüzlere şüpheli kadın ölümü etkin soruşturulacak, kadınlar şiddet gördükleri eve geri gönderilmeyecekti. Fatma Altınmakas anadilinde hizmet alabilecek, korunma sağlanacak ve yaşıyor olacaktı. Gülistan Doku’nun başına ne geldiğini biliyor olacaktık ve olayın failleri yargılanıyor olacaktı. İpek Er’e cinsel saldırıda bulunan Musa Orhan salınmayacak, İpek Er de adalet arayışında bir savcılıktan diğerine gönderilmeyecek ve intihara yönlendirilmeyecekti. Pelda Karaduman, 12 yaşında cinsel saldırıya uğradığında devlet tarafından korunacak, zorla evlendirilmeyecek, daha sonra bir 'aile kararı' cinayetine kurban gitmeyecekti. Daha sayabileceğim yüzlerce kadın hala aramızda ve sağlıkla yaşıyor olacaktı.
Madde uygulansaydı şiddetsiz yaşam sağlanmış olacaktı
5'inci madde uygulansaydı devlet kaynaklı şiddet türleri bu gün hala kentlerimizde bir politika olarak üretilmeyecek, genç kadınlar kamu görevlilerinden yönelen şiddet türlerine maruz kalmayacaktı. 5'inci maddenin uygulanması kadın cinayetlerinin, kadına karşı şiddetin, ayrımcılığın yüzyıllardır bir devlet politikası olarak sistematik bir şekilde sürdürülmesini durdurur. Toplumun dönüşmesini sağlar. Bunun sonucunda da şiddet ve ayrımcılık azalacaktır. Sözleşmenin 5'inci maddesi uygulansa kadınlar, feministler, LGBTİ+’ler, mülteciler, engelliler nefret hedefi olmayacak, eşit yurttaşlık haklarını kullanmaları devlet güvencesi ile sağlanacaktır. Mücadele ile kazanılmış haklarımız tartışılmayacak, aşındırılmayacak, tüm kamusal alanlarda şiddetsiz bir yaşam hakkı sağlanmış olacaktır.
Toplumsal dönüşüm ve değişimin önünü açacak olan bu maddenin uygulanışı biz kadın örgütleri açısından da yıllardır süren bir mücadele alanıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyecek, ayrımcılık ve şiddetle mücadeleyi sürdüreceğiz."









