‘Mafyalaşan devletin hedefinde kadınlar var’

  • 09:03 17 Mayıs 2021
  • Güncel
 
İZMİR - Gazeteci Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümünde iç içe giren mafya ve devlet ilişkisinde kadınların hedefte olduğunu ifade eden kadınlar, kadın örgütlülüğünün yayılmasının önemine işaret etti.
 
Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Elazığ’daki evinde 28 Mart 2019’da hayatını kaybetmiş halde bulunan üniversite öğrencisi ve gazeteci Yeldana Kaharman’ın AKP Milletvekili ve Mehmet Ağar’ın yeğeni Tolga Ağar’ın tecavüzüne maruz kaldığı, jandarma ve yargı tarafından olayın üzerinin örtüldüğünü açıklamıştı. Açıklamanın ardından Yeldana’nın otopsi raporlarını, jandarma ve yargının ihmallerini ortaya koyan gazeteci Baransel Ağca’ya da dava açıldı. Devlet-mafya ilişkisinin geçmişten beri iç içe olduğunu, devletin erkek yapısının bir kez daha ifşa olduğunu ifade eden kadınlar ise erkek-mafya-devlete karşı kadınların mahalle mahalle örgütlenmesi gerektiğini savundu.
 
‘İfşanın kadını koruma amacı yok’
 
Geçmişte olduğu gibi şimdi de mafyanın devleti ele geçirdiğini ifade eden HDP İzmir Kadın Meclisinden Besriye Tekgür, devletin kadınların, sesini çıkaran ve hukuksuzlukları ortaya çıkaran herkesi hedefe koyduğunu ifade etti. Sedat Peker’in daha önce akademisyenlere yönelik katliam tehditlerinde bulunduğunu hatırlatan Besriye, “Ama Sedat Peker’e bir şey olmadı, elini kolunu sallayarak yurtdışına çıktı. Bir tweet atan siyasetçiye, yazara soruşturma açılıyor, hapse atılıyor. Yeldana’nın ölümünde jandarma ve yargı içinde soruşturmanın üzerini kapatmışlar. Devletlerin arasında çetelerin ve derin devletin olduğunu görüyoruz. Ama gerçekler mutlaka ortaya çıkar. İfşada kadını koruma amacı yok. Erkek devlet, erkek polis, erkek hakim, erkek baba, koca kadınların üzerinde hegemonya kurarak istediklerini alamayınca rahatlıkla katledebiliyorlar” diye belirtti.
 
‘Devlet, yargı ve kolluk kadına karşı’
 
Kadınların güvende olmadığını, bazı gündemlerde faillerin kadınların mücadelesiyle ceza aldığını hatırlatan Besriye, Dersim gibi küçük bir yerde Gülistan Doku’nun kaybolmasında baş şüpheli Zaynal Abakarov’un yargılanmadığını ve babasının polis olduğunu anımsattı. Yine Muğla da fuhuş çetesini ortay çıkaran kadının polisler tarafından tehdit edildiğini ifade eden Besriye, “Bütün bunlar yargının devletle kollukla birlikte nasıl kadına karşı yer aldığını gösteriyor. Devlet kadını ölüme terk ediyor, kadınların mücadeleyle kazandığı kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesini kaldırmaya çalışıyor. İktidarın durumu yönetemediğini çetelerle yönettiğini hegemonya tuzaklarını gördük” dedi. 
 
‘Daha çok kadına ulaşmalıyız’
 
Kadınların hukuksuzluklara karşı her zaman alanlarda olduğunu ve daha çok güçlenmesi gerektiğini dile getiren Besriye, “Bize düşen çok büyük sorumluluklar var. Evde oturan kadına hukuksuzluğu anlatmalı ve erkek egemen iktidara karşı daha çok mücadeleye çağırmalıyız. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Mahallelerde çalışmayı yükseltmemiz gerekiyor” diye ekledi. 
 
‘Yargılayacak olan bizler olmalıyız’
 
Sedat Peker’in açıklamalarının ardından ülkenin mafya tarafından yönetildiğinin ortaya çıktığını ifade eden Sosyalist Kadın Meclisinden Didar Gül, devletin kendisinin de Sedat Peker’in de erkek egemen sistemin bir figürü olduğunu ifade etti. Kadınların her eyleminde kadın katliamlarında devletin desteğini teşhir ettiklerini belirten Didar, “Yeldana’nın katledildiğinde de ilk biz söyledik bunu. Yeldana’nın katilinin erkek egemen sistemin kendisi olduğunu teşhir etmiştik. Bu yıllardır mücadele ettiğimiz bir konu. Bu mafyalaşmış devletin çıkar çatışmaları sonucunda böyle şeyler ortaya çıkacaktır. Kadın özgürlük mücadelesinin, toplumsal mücadelenin, erkek egemen faşist sistemi yıkmaya kadar gitmenin yollarını aramalıyız. Birleşik mücadelede birleşmeliyiz. Bunları yargılayacak olanlar da bizler olmalıyız” ifadelerini kullandı. 
 
Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümü
 
Mafyalaşma ve mafya içindeki hesaplaşmaların her zaman kadınların hayatı içinde olduğunu ve kadınların da bu erkeklikle mücadele içinde olduğunu ifade eden Mor Dayanışmadan Cansu Erkmen, Nadira Kadirova’nın AKP’li milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölü olarak bulunduğunu hatırlattı. Yeldana’nın şüpheli ölümüne ilişkin gelişmelerin takipçisi olacaklarını ve hesap soracaklarını ifade eden Cansu, “Otopsi raporunu ortaya çıkaran gazeteci Baransel Ağca’ya da bir soruşturma açıldı. Basın özgürlüğünün olmadığı, erkek egemen sistemin kadınların hayatlarına haklarına kast edildiği bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz ama buna karşı mücadele etmekten de geri durmuyoruz” şeklinde konuştu. 
 
‘Kaç kadın çetelerin elinde?’
 
İstanbul Sözleşmesini kaldırmak isteyen erkeklere cezasızlık politikası uygulayan çeşitli indirimlerle suçu hafifletmeye çalışan bir devlet gerçekliğine işaret eden Cansu, “Erkekler hayatlarımıza kastediyorlar ve bedenlerimiz üzerinden de tahakküm kurmaya çalışıyorlar. Muğla’da bir kadın arkadaşımız fuhuş çetesi tarafından alıkondu. Bu davayı da yakından takip ediyoruz. Bunlar basına yansıyabilen haberler. Basına yansımayan binlerce haberin olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kadın mücadelesini mahalle mahalle örmek istiyoruz. Biz bunu mafyanın kendi içindeki anlaşmazlıklar sebebiyle öğrendik. Anlaşabilseydiler bunu öğrenemeyecektik” diye kaydetti.