İstanbul Sözleşmesi’nin eğitim ayağı: Cinsiyet eşitliğine dayalı projeler kaldırıldı
- 09:01 21 Mayıs 2021
- İstanbul Sözleşmesi
Dilan Babat
ANKARA - İstanbul Sözleşmesi’nin 13, 14 ve 15’inci maddelerinde yer alan “toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı farkındalığı yaratma” amaçlı geliştirilen projelerin eğitim sisteminden kaldırıldığını belirten Eğitim Sen Genel Kadın Sekreteri Simge Yardım, okullarda toplumsal cinsiyete dayalı derslerin verilmemesi sonucu şiddete başvuran bireylerin yetiştiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 20 Mart gecesi İstanbul Sözleşmesi bir gecede geri çekildi. Fesih kararı ulusal ve uluslararası birçok kurum, kuruluş ve kadın örgütü tarafından tepkiyle karşılanırken, Türkiye imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’ni bugüne kadar etkin bir şekilde uygulamadı. Sözleşme’nin feshine karşı içeriğine yer verdiğimiz yazı dizimizde bugün 13, 14 ve 15’inci maddelere odaklanıyoruz.
Madde 13 - Farkındalığın arttırılması
1- Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet eyleminin ortaya farklı şekillerde çıkışı ve bu eylemlerin çocuklar üzerindeki etkisi ve bu şiddet eylemlerinin önlenmesi ihtiyacı konusunda halk arasındaki farkındalığın ve anlayışın arttırılması için, yerine göre ulusal insan hakları kuruluşları ve eşit haklar kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği de dahil olmak üzere, düzenli olarak ve her düzeyde farkındalık arttırıcı kampanya ve programları yaygınlaştıracak veya uygulayacaktır.
2- Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki şiddet eylemlerini önlemeye yönelik mevcut tedbirler konusundaki bilgilerin halk arasında en geniş bir şekilde dağıtımını sağlayacaklardır.
Madde 14 - Eğitim
1- Taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır.
2- Taraflar 1. fıkrada belirtilen ilkeleri yaygın eğitimin yanı sıra, spor, kültür ve eğlence tesislerinde ve medyada yaygınlaştırılmasına yönelik gerekli tedbirleri alacaklardır.
Madde 15 - Profesyonel kadroların eğitilmesi
1- Taraflar, bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet eylemlerinin mağdurları veya mağduriyete neden olanlar üzerinde çalışan ilgili profesyonel kadroların, söz konusu şiddet olaylarının önlenmesi ve tespit edilmesi, kadın erkek eşitliği, mağdurların ihtiyaçları ve haklarının yanı sıra, ikincil mağduriyetin önlenmesi konularında uygun bir şekilde eğitimini sağlayacak veya bu eğitimi güçlendireceklerdir.
2- Taraflar 1. fıkrada sözü edilen eğitimin, bu Sözleşme kapsamındaki şiddet olayı vakalarının çeşitli kurumlara sevk edildiklerinde kapsamlı ve uygun bir biçimde ilgilenilmelerini mümkün kılmak üzere, birden fazla kurum ve kuruluş arasında koordineli işbirliği konusunda eğitimi de içermesini teşvik edeceklerdir.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Kadın Sekreteri Simge Yardım ile Sözleşme’nin eğitim müfredatındaki yerini konuştuk.
‘Kadınları güçlendirecek politikaların da üretilmesi gerekiyor’
Eğitim sürecinde farkındalığın yaratılması, toplumsal cinsiyet eşitliğin sağlanmasının önemli olduğunu, ancak eril sistem yapısının kısa sürede değişemeyeceğini ifade eden Simge, “O yüzden İstanbul Sözleşmesi aynı zamanda şunları da söylüyor; bu eğitimleri devam ettirirken aynı zamanda kadınları aktif olarak koruma yükümlülüğünü de sağlıyor. Burada aslında devlete ‘6284 sayılı yasayı etkin olarak uygulamalısın’ diyor. Bir sonraki ayağında da korumayı da sağlayamamışsan, bir şiddet durumu gerçekleşmişse burada da etkin bir kovuşturma sürecinin yürütülmesi gerektiği ile ilgili maddeler de yer alıyor. Bunun dışında da cezalandırma politikalarının uygulanması, bununla ilgili etkin kovuşturmanın yürütülmesi, caydırıcı cezaların uygulanması gerektiğini ifade ediyor. Aynı zamanda bir yükümlülük daha yüklüyor. Devletlere şiddetten korurken aynı zamanda kadınları güçlendirecek politikalar da üretmesi gerektiğini belirtiyor” vurgusu yapıyor.
‘Cinsiyet eşitliğine dayalı projeler 2019 yılında iptal edildi’
İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerinin ayrıca eğitim müfredatında da olması gerektiğini kaydeden Simge, şöyle devam ediyor: "İstanbul Sözleşmesi maddeleri tüm eğitim kademelerinde, okul öncesinden başlayarak üniversiteler de dahil olmak üzere zorunlu ders olarak okutulmalı. Eğitim müfredatı içerisinde okul öncesinden başlanarak tüm kademelerde cinsiyet eşitsizliğin daha fazla derinleştiğini, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından daha fazla derinleştirildiğini görüyoruz. Çünkü kitaplarımızdaki görsellerden, ifadelerden, atasözlerinin değerlendirilmesinden yani müfredatın tamamında bir bütün olarak İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülüklerinin aksine bir geriye gidişin olduğunu hep birlikte görüyoruz. Mili Eğitim Bakanı bununla ilgili olarak tüm kadın örgütlerinin, sendikalarının taleplerine rağmen herhangi bir şekilde toplumsal cinsiyet eşitliğini müfredatına almadı. Çeşitli projeler başlattı ama bu projelere 2019 yılında son verildi. Bakanın bu projelere devam edeceğini açıklamasının iki gün sonrasında Bakanlık tarafından toplumsal cinsiyet eşitliği projelerinin iptal edildiğini 2019 yılında hep birlikte gördük.
YÖK üniversitelerde Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi’ni kaldırdı
Yine, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) tarafından birtakım çalışmalar başlatıldı, hatta bazı üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri verildi ama üniversitelerin ve akademisyenlerin çabası ile özellikle kadın birimleri olan üniversitelerde okutulduğunu gördük. Ama YÖK’ün bu anlamı ile toplumsal cinsiyet eşitliğini zorunlu bir ders olarak gündemine almadığını biliyoruz. YÖK 2015 yılında toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı çalıştay yapmıştı. Eğitim programları açısından toplumsal cinsiyette ilişkin, birimlerin kurulması, okullarda ders olarak verilmesi üzerine kararlar verilmişti ama bu kararların hiçbirinin hayata geçirilmediğini gördük. Sonrasında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi’ni de YÖK kaldırdı. Bir bütünen baktığımız zaman hem Mili Eğitim Bakanı hem de üniversiteler açısından kısmi bir adım atılmıştı ama bu adımdan bir süre sonra Türkiye toplumuna uygun olmadığı, kadın erkek eşitliğinin başka bir tartışmaya sebep olduğu üzerinden geri adım atılarak kaldırıldığını gördük. Bunun İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması tartışmaları ile çok eşdeğer olduğunu da gördük.
Eşitlik esas alınmadığı için şiddete başvuran bireyler yetişiyor
Artan kadın katliamlarının ve şiddetinin önüne geçmek için mücadele ediyoruz ama bu mücadele hattının bir ayağı da eğitim sürecinden geçiyor. Bu sürecin, çocuklardan başlayarak oluşturulması gerekiyor. Eğitim müfredatı içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliğini esas almadığımız için bir süre sonra şiddete başvuran yetişkinler yetiştirmeye başlıyoruz. Aslında bunun temeli çocuklukta atılıyor. Yine aynı şekilde anne ve babalara verilecek eğitimin yaygınlaştırılması ve bunun nitelikli eğitimlerle olması gerektiğini söylüyoruz. Bu eğitimlerin kadın örgütleri, sendikalarla ortak oluşturulması gerektiğini ifade eden bir noktadayız. Aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi, farkındalığın artırılması önünde personele de eğitim verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Çocuklara eğitim verilmeden önce, bu müfredat oluşturulmadan önce tüm eğitim emekçilerinin de aynı zamanda nitelikli eğitimlerden geçirilmesi gerektiğini ısrarla vurguluyoruz.”
‘Sözleşme uygulansaydı, şiddeti bu kadar hissetmezdik’
Simge, eğitim emekçilerinin de toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeterince birikime sahip olmadığını belirtirken, içinde yaşanan sistemin getirdiği yaşam biçimine, alışkanlıklara ve toplumsal cinsiyet rollerine işaret ediyor. Simge, “Bir bütün olarak, Mili Eğitim Bakanlığı’nın hem öğretmenler konusunda bir eğitim verilmesi, aynı şekilde müfredata alarak eğitimi yaygınlaştırması ve tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde çeşitli örgütlerle birlikte bir eğitim sürecini başlatması bir farkındalık oluşturması çok önemli. Bu süreçte kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının en büyük sebebi İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerinin hiçbirinin uygulanmamış olması. Sözleşme’nin tüm gerekleri yerine getirilmiş olsaydı şiddeti bu kadar yaşamlarımızda hissetmemiş olacaktık. Bu kadar kadın katledilmemiş olacaktı. Artık çatışma çözme yöntemleri olarak şiddet, bu kadar yaşamlarımızın içerisine girmemiş olacaktı ama şunu gördük, hükümet tarafından Sözleşme’nin gerekleri uygulanmak yerine, Sözleşme pek çok gerekçe gösterilerek geri çekildi” diyor.
‘Şiddeti azaltmak böyle mümkün olabilir’
Kadınların her gün kendini yeniden üreten erkek egemen sistemle karşı karşıya kaldığının ve sistemin kadınları daha fazla baskılayan ve sıkıştıran bir hal aldığının altını çizen Simge, son olarak şunları söylüyor: “Kadınlar güçlü bir mücadele yürütüyor ama bir yanı ile sıkışmışlığı ve çözümsüzlüğü de yaşamaya başladık. Bundan kaynaklı Eğitim Sen olarak da Bakanlığa şunları ifade ediyoruz: Toplumsal cinsiyet eşitliğinin zorunlu ders olarak okutulması, müfredatın yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Bir farkındalık geliştirildiğinde daha cinsiyet eşitliğine duyarlı yetişkinler yetiştirmek mümkün. Böylece toplumda var olan şiddeti de azaltmak mümkün olabilecek.”









