'Ben sadece babamın kemiklerini istiyorum'

  • 09:06 21 Mayıs 2021
  • Güncel
 
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Uluslararası Kayıplar Haftası dolayısıyla gözaltında kaybettirilen Hüseyin Taşkaya ve Edip Aksoy’un akıbetini öğrenmek için 26 yıldır adalet arayışlarını sürdüren Sultan Taşkaya ve Beritan Aksoy, engellemelere rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı. 
 
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası dolayısıyla bir kez daha kayıpların akıbetine ve faillere dikkat çekiliyor. Türkiye’de ise 1990’lı yıllardan bu yana faili belli kaybettirilmelere karşı bugüne kadar sayısız eylem ve etkinlik düzenlendi, düzenleniyor. 
 
Bu eylemlerden biri de kayıplarının akıbetini sormak için 27 Mayıs 1995’te insan hakları savunucularıyla birlikte Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilen oturma eylemidir. 21 Mart 1995’te gözaltında alındıktan 58 gün sonra işkence edilerek katledilmiş halde kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak’a dikkat çekilen oturma eyleminin ardından Cumartesi Anneleri her hafta Galatasaray Meydanı’nda olmaya devam etti. 
 
Cumartesi Anneleri'ne dava açıldı
 
Tarih 25 Ağustos 2018’e gösterdiğinde 700’üncü haftasına giren eylemleri için bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri polislerce darp edildi. Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararını gerekçe gösteren polislerin saldırısı sırasında çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltılardan iki yıl sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame ile 46 kişiye İstanbul 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.  
 
Maruz bırakıldıkları baskılara rağmen 26 yıldır adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, her hafta bir araya geldikleri İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube binası önünde polisin engellemesine karşın eylemlerini sürdürdü. 142 haftadır Galatasaray Meydanı’nda buluşamayan Cumartesi Anneleri, bir yılı aşkın bir süredir devam eden pandemiden dolayı eylemlerini online gerçekleştiriyor. 
 
Kayıplar haftası dolayısıyla gözaltında kaybettirilen Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya ve Edip Aksoy’un kızı Beritan Aksoy ile konuştuk. 
 
‘O gün bugündür bir haber alamadık’
 
Sultan, 12 Eylül 1980 Askeri Darbe’nin gerçekleştiği dönemde eşi Hüseyin’in beş yıl cezaevinde kaldığını söyledi. Tahliye edildiği 1990’lı yılların başında Urfa’nın Siverek ilçesinde müteahhitlik yapan Hüseyin’in gözaltında kaybettirilmesini Sultan şu sözlerle hatırlattı: “28 sene oluyor, korucular, askerler, polisler saat 13.00’de kardeşimin kaldığı evden alıp eşimi götürdüler. Yaklaşık 30-40 araç geldi, herkes gördü. O gün bugündür bir haber alamadık Hüseyin’den. O zamandan beridir arıyoruz ve bir şeye rastlamadık."
 
‘Katiller belli’
 
Hüseyin’in akıbetini öğrenmek isteyen Sultan, bu süreçte İHD’ye başvuru yaptıklarını, maruz kaldıkları taciz ve tehditler sonucunda Siverek’ten İstanbul’a göç etmek zorunda bırakıldıklarını söyledi. “Burada kalırsanız çocuklarınızı da onun gibi götürürüz dediler" şeklinde tehdit edildiklerini kaydeden Sultan, karakola gittiklerinde de kimsenin dilekçe yazmasına dahi izin verilmediğini ifade etti. Eşinin dört çocuk babası, evine bağlı, iş insanı ve kendi halinde bir insan olduğunu dile getiren Sultan, "Aşiretler, ağalar kimse bizi kabul etmedi, bize de göç etmekten başka çare kalmadı. Katiller belli, ortada, askerlerle beraber alıp götürdüler" dedi. 
 
'Çocuklarımız ve torunlarımız adalet aramaya devam edecek'
 
Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin başlamasından yaklaşık altı ay sonra kendilerinin de eylemde yer aldığını dile getiren Sultan sonrasında yaşananları şu sözlerle aktardı: “O süreçte çok zulüm hakaret, gözaltı gibi birçok şey bize çektirdiler. Galatasaray Meydanı’na çıkmamız yasaklandı ama bu bir mücadeledir ve biz bu mücadeleyi katiller bulunana kadar vereceğiz. Biz sağ olduğumuz sürece devam edeceğiz, ölsek de çocuklarımız ve torunlarımız adalet aramaya devam edecek, çünkü biz yaralıyız. Bizim içimizde yaramız var, bunun için de peşini bırakmıyoruz ve bırakmayacağız da.” 
 
'İHD’den başka kimse sahip çıkmadı bize'
 
Adalet arayışı boyunca İHD ve Cumartesi Anneleri dışında kimsenin kendilerine destek olmadığını paylaşan Sultan, "Biz çok çabaladık, dilekçeler verdik, o dönemde bir gazeteci vardı Urfa’da ve o da kaybettirildi. Çalmadığımız kapı kalmadı, gittiğimiz her yer, herkes yüzümüze kapıları kapattı, İHD’den başka kimse sahip çıkmadı bize” diye belirtti.  
 
Yaklaşık 30 yıldır taleplerini dile getirdikleri Galatasaray Meydanı’nda eylem yapılmasına izin verilse de verilmese de fark etmeyeceği ve mücadelelerinin olduğu gibi devam edeceğini vurgulayan Sultan, kayıplar için adalet istediklerini vurguladı. 
 
'Yaramız büyük, bir daha kayıplar olmasın’
 
Faillerin yargılanması çağrısında bulunan Sultan son olarak şu şekilde konuştu: "Kayıplarımızı istiyoruz, sağ ya da ölü, bizim de bir mezarımız olsun, bir daha kayıplar olmasın, anneler ağlamasın, çocuklar babasız kalmasın. Buradan herkese çağrı yapıyorum, katiller yargılansın, adalet sağlansın. 30 seneye yaklaşıyoruz ama biz hala kayıplarımızın ölü ya da sağ olduklarını bilmiyoruz. Bizim hayatımız yok, bayram geliyor bizim için hiç etmiyor çünkü canımızdan can gitti, çocuklarımız babasız kaldı, büyüdü. Eşim kaçırıldığında kızım 6 yaşındaydı, bugün 34 yaşında, kızımın çocukları da Cumartesi Anneleri’nin anmalarına katılıyor, bizim yaramız büyük."
 
Babasını bulmak için mücadele etti
 
Beritan Aksoy ise, babası Edip Aksoy ile arkadaşı Orhan Cingöz’ün Diyarbakır’da 1995 yılında bir kahvehanede otururken kimliğinin sorulması ve ifade vermeleri için Toros marka beyaz bir araca bindirilip götürülmelerinden bu yana akıbetlerine dair hiçbir bilgi edinemediklerini söyledi. Bu süreçte henüz 40 günlük olduğunu söyleyen Beritan, Cumartesi Anneleri ile doğduğundan bu yana tanıştığını, annesini hiç görmediğini, babası için mücadele arayışına girdiğini belirtti. Zamanla bu eyleme daha fazla anlam yüklediğini, neden bu eyleme gittiklerini ve ne yapmaya çalıştıklarını öğrendiğini dile getiren Beritan, adalet arayışlarının 7 Haziran’da 26’ncı yılı dolduracağını söyledi. 
 
'Tek istediğim babamın bir mezarının olması'
 
Beritan, babasının kaybettirilmesine dair duygularını şu sözlerle ifade etti: “Kelimelerle anlatamıyor insan. İçimi de döksem, her şeyi de anlatsam yetersiz kalıyor gibi. Hiç görmedim babamı, bazen düşünüyorum acaba görmemem daha mı iyi oldu? Daha mı az acı çekerdim tanısaydım? Bu sorunun cevabını da hiçbir zaman bulamayacağım. Şu an tek istediğim en azından babamın bir mezarının olması.” 
 
'Nereyi kazsanız bir ceset çıkıyor'
 
JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarında babasının adının geçtiğini söyleyen Beritan, itiraflar sonucunda, “Sorguladık, sonra öldürüp Silopi’de bir dere kenarına attık” denildiğini anımsattı. Beritan, yetkililerin bu beyanları görmezden geldiğini ve hiç kimsenin umurunda olmadığını aktarırken 2005 yılında bu itiraflar sonucu çizdiği krokilerden yola çıkıp mezar açıldığını ifade etti. Açılan mezarın Edip nezdinde tek gelişme olduğunu kaydeden Beritan şunları söyledi: "Tabii bildiğiniz toplu mezar yani nereyi kazsanız bir ceset çıkıyor, o dönem bir mezardan iki ceset çıktı, DNA testine de gönderdik, bize ait değildi. Daha sonra da yetkililer izin vermedi, biz de bir şey yapamadık, o günden sonra da başka hiçbir gelişme olmadı."
 
'İtiraflar dışında elle tutulabilecek hiçbir şey yok'
 
Babası kaybettirildiğinde annesinin karakola gittiğini ve kimsenin babasının gözaltında olduğunu dahi kabul etmediğini ve bunun hala sürdüğünü söyleyen Beritan, davanın devam ettiğini fakat Abdülkadir Aygan’ın itirafları dışında elle tutulabilecek hiçbir şey olmadığını dile getirdi. 
 
"Bugüne kadar hiç mutlu olmadım, hep bir yanım eksik yaşadım" diyen Beritan, Cumartesi Anneleri’nden hayatını kaybeden birçok annenin olduğunu paylaşırken, bu annelerden birinin “Bayramlaşacak kimsem kalmadı” sözünden çok etkilendiğini, benzer acıların daha fazla yaşanmamasını istediğini kaydetti. 
 
'Babamın kemiklerini istiyorum'
 
"Ben sadece babamın kemiklerini istiyorum, başka hiçbir şey istemiyorum" diyen Beritan, bu taleple beraber hala Cumartesi Anneleri’nden haberi olmayan birçok insan olduğunu vurguladı ve insanların seslerini duyması çağrısında bulundu.  
 
‘Cumartesi Anneleri ile mücadeleye devam’
 
Babasının akıbetini öğrense dahi Cumartesi Anneleri ile mücadeleye devam edeceğini belirten Beritan, insanların bu mücadele karşısında sessiz kaldığını ve bunun yaşanmasını istemediğini sözlerine ekledi.