İstanbul Sözleşmesi’nin 16’ncı maddesi: Önleyici müdahale programları
- 09:01 22 Mayıs 2021
- İstanbul Sözleşmesi
Sena Dolar
İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi’nin 16’ncı maddesinde “önleyici müdahale ve tedavi programları”na işaret ediliyor. Maddeyi değerlendiren Uzman Psikolog Alanur Özalp, “Kişi şiddet gibi bir suçtan dolayı cezaevine girdiyse orada eğitim ve tedaviye başlanmalı. Tedavi de zorunlu tutulmalı. Bu suçun bir bağımlılık haline gelebildiğini de biliyoruz” dedi.
AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın imzası ile 20 Mart’ta feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin, tamamen yürürlükten kaldırılma tarihi olarak 1 Temmuz belirlendi. Buna karşı kadınların mücadelesi devam ederken Jin News olarak Sözleşme’nin maddelerini işlediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde 16’ncı maddeye yer vereceğiz.
“Madde 16 - Önleyici müdahale ve tedavi programları
1 - Taraflar, ileride meydana gelecek şiddet olaylarını önleme ve şiddete dayalı davranış kalıplarını değiştirme amacıyla, aile içi şiddet girişiminde bulunanlar için, kişisel ilişkilerde şiddete başvurmayan davranışlar benimsemeyi öğretmeye yönelik eğitim programları oluşturulmasını veya desteklenmesini mümkün kılacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
2 - Taraflar, özellikle cinsel suç işleyenlerin yeniden suç işlemelerini önlemeye yönelik eğitim programları oluşturulmasını veya desteklenmesini mümkün kılacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
3 - Taraflar, 1. ve 2. fıkrada belirtilen tedbirleri alırken, mağdurların insan haklarının emniyetinin ve desteklenmesinin başlıca kaygı olmasını ve yerine göre bu programların mağdurlara yönelik özel destek hizmetleriyle yakın koordinasyon içinde oluşturulup uygulanmasını temin edeceklerdir.”
Cinsel suçlarla hadım ile ‘mücadele’!
Türkiye’de çocuk istismarı adeta ülkenin kanayan yarası durumunda. Siyasi iktidar, önleyici politikalar ve zihniyet değişimi yerine bu suçla mücadele yöntemi olarak kimyasal hadımı yıllardır gündemine getiriyor. Öyle ki 2016’da tüm tepkiler ve uzman görüşlerine rağmen “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik”i Meclis’ten geçirdi ve karar 26 Şubat 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu yönetmeliği göre cinsel suçlarla faili hadım etme ile mücadele edilecekti. Fakat Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması için dava açtı. Dosyayı inceleyen Danıştay 10. Dairesi Ağustos 2017’de yönetmeliğin 7/1. maddesinin yürütmesinin durdurulmasına oy çokluğuyla karar verdi.
Ama AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2018’de cinsel istismar ve zinanın aynı kapsamda değerlendirilmesine dair açıklamalarıyla kimyasal hadımı tekrar gündeme getirdi. Bunun üzerine Başbakan Binali Yıldırım tarafından aynı yıl “cinsel istismar düzenlemesi” Meclis’e sunuldu.
‘Kimyasal kastrasyon yaptığınızda onun zihnini mi engelleyeceksiniz?’
Çocuklara yönelik cinsel istismar cezalarını düzenleyen tasarının Meclis Kadın ve Erkek Fırsat Eşitliği (KEFEK) Komisyonu’ndaki ilk görüşmesinde HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, komisyonda yaptığı konuşmada, AKP’li üyelere, “Kamuoyunun tepkisini örtmek için yasa yapılmaz. Önleyici, koruyucu tedbirler alınması lazım. Cinsel istismar şiddet türüdür, hastalık değildir, suçtur. Kimyasal kastrasyonla (hadım) kişinin onayı olmaksızın bunu yapmak başarılı bir çözüm değil. Kimyasal kastrasyon yaptığınızda onun zihnini mi engelleyeceksiniz, testosteronunu düşüreceksiniz ama onu şiddet olarak, bir aletle, bir sopayla, bir copla uygulamasını nasıl engelleyeceksiniz” diye sorarak tasarıya tepkisini dile getirmişti.
Oysa İstanbul Sözleşmesi’nin 16’ncı maddesi taraflara cinsel suç işleyenlerin yeniden suç işlemesini önlemek adına eğitim programları oluşturması ve yasal tedbirlerin alınması noktasında sorumluluk yüklemişti. Yine bunlar uygulanırken insan hakları çerçevesinde uygulanması istenmişti. Fakat Türkiye ne Sözleşme’nin gereklerini yerine getirdi ne de cinsel suçların önüne geçilecek politika ve programlar hayata geçirdi.
Uzman Psikolog Alanur Özalp 16’ncı maddede yer alan yükümlülükleri ajansımız için yorumladı.
“Madde 16 bütün maddelerden en önemlisi. Riskli grupların hepsi tespit edilip, bu gruplara konunun uzmanları tarafından eğitim verilmesi lazım. Burada en önemli şey şiddet olaylarının tamamıyla önlenebilmesi. Cinsel şiddetin önlenebilmesi için de eğitimler yapılması gerekiyor. Bir defaya mahsus değil, düzenli yapılmalı. Aynı şekilde hapishane içinde de eğitimler düzenli olarak uygulanmalı. Cezaevleri ‘ıslah evleri’ ama ıslah ile ilgili bir şey yapıldığını düşünmüyorum. Bu maddede geçen tedavilerin uygulandığına yönelik bir bilgi alamadık. Madde 16’yı uygulamak mümkün. Birçok uzman şiddetin önlenmesi için yapılacak eğitim programları için hazır. Kişiler daha fazla zarar görmeden, uygulanmalıdır. ‘Bir kere yaptık bitti. Biz bunu kural olduğu için yapıyoruz’ şeklinde olmamalı. Bununla ilgili araştırmaların yürütülmesi, ‘Eğitim öncesi ve sonrasında bir farklılık ortaya çıktı mı’, ‘Nasıl bir farklılık ortaya çıktı’ gibi veriler de saptanmalı. Ekonomik olarak da şiddeti önlemeye yönelik plan ve program çıkarılması lazım. Bunun için bir sözleşmeye dahi ihtiyaç yok. Sözleşme zaten bunun yapılmasını istiyor, öneriyor, devletin bunları zaten yapıyor olması lazım. İstanbul Sözleşmesi’nde de bahsediliyor: Şiddet bir tek şey ile düzelir; o da eğitim.
Terapi ve eğitim yoluyla şiddetle mücadele
Kişi şiddet ve benzeri bir suçtan dolayı cezaevine girdiyse zaten orada eğitim verilmeli. Alkol, uyuşturucu bağımlılık tedavileri gibi tedavilerin de yapılması lazım. Çünkü şiddet bir bağımlılıktır ve tedavi edilmesi zorunludur. Kişinin cezaevinden çıktıktan sonraki süreç içinde tedavisinin takibinin yapılması önemli. Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden şiddete başvurmaması için ne yapması gerekiyor? Çözüm; şiddetin doğru yöntem olmadığını terapi, eğitim yoluyla anlatmaktır.
Şiddet bağımlılık haline gelebiliyor
Cinsel suç işleyenler mutlaka ama mutlaka cezalandırılmalı ve tedavi uygulanmalı. Tedavi de zorunlu tutulmalı. Tedavi uygulanmadan kişi cezasını tamamlasa bile cezaevinden çıkmaması gerekiyor. Bu suçun bir bağımlılık haline gelebildiğini de biliyoruz. Kişi bir şiddet uyguladığında görülmüyor ve fark edilmediyse bunu tekrarlayabiliyor. Suç bir kere işlenmiş olsa da cezanın yanında tedavi de yapılmalıdır.
Sadece şiddet uygulayan değil, kolluğa da eğitim verilmeli
Sadece şiddet uygulayan erkeğe değil, aynı zamanda polise, kolluk kuvvetlerine hem insan hakları, hem kadın hakları konusunda hem de şiddet konusunda eğitim verilmeli. Biz bunları topyekun yapacak olursak sorunu çözebiliriz. Eğer bu işi gerçekten halletmek istiyorsak sadece kolluk kuvvetlerine de değil karar verecek kişilere de düzenli bilgilendirme toplantılarının yapılması lazım. Halktan birkaç kişiye sorduğumda ‘Eşcinsellikten korumak için Sözleşme kaldırıldı’ dediler. Eşcinsellik birisinin korumasıyla kaldırılacak veya değişecek bir şey değil. İstanbul Sözleşmesi, eşcinselliği ortaya çıkarmıyor, eşcinsellerin de uğrayabileceği şiddetten onları korumaya çalışıyor.”









