200 gün süren açlık grevi: Direniş tecridi kırdı
- 09:46 26 Mayıs 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride ilişkin DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 2018 yılında başlattığı eylemin ardından 3 bine yakın kişi süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. 200 gün süren açlık grevi, Abdullah Öcalan’ın yaptığı açıklama ile 26 Mayıs 2019 yılında son buldu.
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride karşı Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Leyla Güven, hakkında açılan davanın 7 Kasım 2018’de görülen üçüncü duruşmasında kelepçeyi reddettiği için duruşma salonuna gitmeyerek Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Leyla, duruşmada, süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacağını duyurdu.
Leyla, duruşmada şunları dile getirdi: “Ben siyasette PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadının siyasette yer alması perspektifinden esinlenerek aktif olarak yer aldım. Bugün Sayın Öcalan üzerindeki tecrit sadece bir kişiye değil, bir halka uygulanıyor. Tecrit bir insanlık suçudur. Ben de bu halkın bir parçası olarak, Sayın Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlıyorum. Bundan sonra mahkemeye hiç bir savunma yapmayacağım. Yargı hukuksuz kararlarına son verene kadar ve tecrit kaldırılana kadar eylemime devam edeceğim. Gerekirse eylemimi ölüm orucuna da dönüştüreceğim.”
Açıkladığı kararın ardından 8 Kasım 2018 günü süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Leyla, “Tecrit sonlanmadıkça eylemim sürecek” diyerek, eylemin amacına ulaşması için her şeyi göze aldığı vurguladı. Açlık grevi eylemine 16 Aralık 2018’de çok sayıda PKK ve PAJK’lı tutsak da dahil oldu. Aralıklı süreçler içerisinde katılımların olduğu eyleme, en son Mart ayı ile beraber toplamda 3 bin 500’e yakın tutsak dahil oldu. Öte yandan HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da 3 Mart'ta partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında eyleme dahil oldu. Sürecin işletilmemesine tepki gösteren toplamda 30 tutsak da, 3 mevsim sürdürülen açlık grevi eylemlerini 30 Nisan ve 10 Mayıs itibari ile bir üst aşamaya taşıyarak "ölüm orucuna" başladı.
‘Tecrit kalkana kadar devam edeceğim’
Leyla, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sadece bir kişiye değil, bir halka uygulandığını kaydederek, “Tecrit bir insanlık suçudur. Ben de bu halkın bir parçası olarak, Sayın Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlıyorum. Bundan sonra mahkemeye hiç bir savunma yapmayacağım. Yargı hukuksuz kararlarına son verene kadar ve tecrit kaldırılana kadar eylemime devam edeceğim. Gerekirse eylemimi ölüm orucuna da dönüştüreceğim" savunmasında bulundu.
Hewler Bölgesi’ndeki HDP temsilcileri de, 21 Kasım’da başlattıkları açlık grevini eylemini 23 Kasım 2018 tarihinde süresiz açlık grevine dönüştürdü. Açlık grevi eylemine katılanlar arasında HDP Hewlêr Meclis üyesi Nasır Yağız da yer aldı ve Leyla Güven ile beraber açlık grevinde en uzun kalanlardan oldu. Nasır görme ve duyma yetisini de kaybetmeye başladı.
Ardından yaklaşık 3 bin siyasi tutsak da süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. Cezaevinde süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan 15 tutsak eylemlerini 30 Nisan 2018’de ölüm orucuna çevirdi. Yine 10 Mayıs 2018 tarihinde bu gruba 15 tutsak daha katıldı. Ayrıca, cezaevinde olan eski HDP milletvekilleri Figen Yüksekdağ, Aysel Tuğluk ve Sebahat Tuncel'in açlık grevleri 5'inci ayındaydı.
Açlık grevlerinin sembolü: Beyaz Tülbentli Anneler
Açlık grevlerinin ses getirmesinin ve gündemde kalmasının en büyük etkenlerinden biri ise tutsak yakınları ve Beyaz Tülbentli Anneler’di. Açlık grevleri boyunca tüm baskı ve saldırılara rağmen her gün alana çıkan ve direnen aileler, iktidarın geri adım atmasında da önemli rol oynadı. Polislerin İstanbul, Diyarbakır, Ankara ve daha birçok yerde tutsak annelerine dönük şiddeti kamuoyunda tepki topladı. Ailelerin yaptıkları yürüyüş ve açıklamalarda tek talebi ise açlık grevlerinin sonlanması ve tecridin kaldırılmasıydı.
8 tutsak yaşamına son verdi
Tecridi protesto etmek amacıyla Almanya'nın Krefeld kentinde 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart'ta yaşamını yitirdi. Zülküf Gezen (33) 17 Mart'ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart'ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart'ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Medya Çınar (24) 25 Mart'ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Yonca Akici 9 Mart'ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan'da Osmaniye 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan'da Elazığ 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tecridi protesto eylemi sonucu yaşamını yitirdi.
Leyla Güven: Eylemi kırmaya dönüktür
Eylemin kritik aşamayı geçmesi karşısında Mehmet Öcalan, 13 Ocak 2019 tarihinde İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü. Ardından tutsaklar ve Leyla bu görüşmenin eylemi kırmaya dönük olduğunu kaydederek, eylemlerini sürdüreceklerinin altını çizdi. 2 Mayıs’ta ise 8 yılın ardından ilk kez Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yaptığı görüş başvurusu kabul edildi. Abdullah Öcalan avukatları aracılığıyla kamuoyuna hitaben 7 maddelik bir deklarasyon sunmuş bu deklarasyon ise 6 Mayıs’ta avukatlar aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmıştı. Abdullah Öcalan avukatları aracılığıyla gönderdiği mektupta ise açlık grevinde olanlar için, “Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz. Bizim için onların akli, fiziki ve ruhi sağlıkları her şeyin üstündedir. Ayrıca en anlamlı yaklaşımın zihinsel ve ruhi duruşun geliştirilmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz” mesajını gönderdi.
‘Sonlandırın’ çağrısı
Tutsaklar ve Leyla tecridin kırılmadığını, bir kereliğe mahsus bir görüşmeyle eylemlerini sonlandırmayacaklarını tekrardan kamuoyuna duyurdu. Son olarak 22 Mayıs 2019’da yeniden Abdullah Öcalan ile görüşen avukatları, Abdullah Öcalan’ın “Değerli yoldaşlar, başta açlık grevi ve ölüm orucuna kendini yatırmış arkadaşlar olmak üzere iki avukatımın yapacağı geniş açıklamalar ışığında eyleminizin sona ermesini bekliyorum. Bana ilişkin maksadınızın hasıl olduğunu da rahatlıkla belirtip hepinize en derin sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum. Asıl bundan sonrasında da bana yeterli yoğunluk ve iradeyle eşlik etmenizi de özenle belirtiyor ve umuyorum. Bitmeyen sevgi ve selamlarımla” çağrısını kamuoyuyla paylaştı.
Görüşmeler kesildi
Dersim Dağ, Tayyip Temel ile Murat Sarısaç 26 Mayıs 2019’da HDP Diyarbakır İl Örgütü binasında PKK ve PAJK’lı tutsakların mesajını kamuoyuna açıklarken, Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj da avukatları tarafından okunmuştu. Eylem, yapılan açıklamalar ışığında tutsakların ve Leyla’nın eylemi sonlandırma kararının ardından son bulurken, tutsaklar ve Leyla Güven hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Grev sonrası çok sayıda tutsakta kalıcı hastalıklar ortaya çıkarken, tedavi edilmelerinde ve hastaneye götürülmelerinden cezaevi yönetimi ve hükümet pasif kaldı. Hastaneye götürülen tutsaklar ise kelepçeli götürülmek istenmeleri üzerine tedaviyi reddetti.
Açlık grevlerinin sonlanması ardından ise görüşmeler yeniden askıya alındı ve avukatların görüş başvurusu farklı gerekçeler ile reddedildi.
Açlık grevi eylemi yeniden başladı
Eylemin son bulması üzerinden iki yıl geçerken, bu süre zarfında, tecrit daha fazla derinleşirken tutsakların tecrit ve hak ihlallerinin son bulması talebiyle 27 Kasım 2020’de başlattığı açlık grevi eylemi ise 181’inci gününde.









