KESK'li kadınlar: Şiddet tolere edilemez
- 15:00 26 Mayıs 2021
- Güncel
HABER MERKEZİ - KESK Kadın Meclisi, kadına yönelik şiddete dair söylemlerine dair Bakan Derya Yanık’a şu çağrıda bulundu: "Kadınlardan özür dilemeli ve derhal istifa etmelisiniz."
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Şubeler Platformu'na bağlı Kadın Meclisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'ın 22 Mayıs'ta katıldığı bir toplantıda 2020’nin Şubat ve Mart aylarında şiddet vakalarının “tolere edilebilir oranda” arttığı yönünde kullandığı ifadelere Diyarbakır, Şırnak ve Hakkari'nin de aralarında olduğu birçok kentte yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.
Hakkari
KESK Hakkari Kadın Meclisi öncülüğünde düzenlenen açıklama KESK binası önünde gerçekleştirildi. Açıklamaya, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri katıldı. Açıklamayı KESK Kadın Meclisi adına Ezgi Özkan okudu.
Ankara
KESK Ankara Şubeleri Kadın Platformu, Aile Bakanı Derya Yanık’ın kadına yönelik şiddetin “tolere edilebileceği”ni belirten sözlerine ilişkin KESK Genel Merkez binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada, “Kadına yönelik şiddet tolere edilemez” ve “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz” yazılı pankartlar açıldı.
Kadınlar açıklama boyunca sık sık “Kadın cinayetleri politiktir”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, tolere etmiyoruz”, “Sendikal haklar engellenemez”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Tolerasyon değil adalettir işiniz” ve“Derya Yanık istifa” gibi sloganlar attı. Açıklama metnini KESK’li kadınlar adına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Ankara 3 Nolu Şube kadın sekreteri Şehnaz Dönmez okudu.
İzmir
KESK İzmir Kadın Meclisi de Konak Kemeraltı girişinde basın açıklaması düzenlemek istedi. İzmir Valiliği’nin pandemi gerekçesiyle 1 Haziran’a kadar eylem yasağı getirmesi üzerine kadınlar sloganlar ve alkışlarla Eğitim-Sen 1 No’lu Şubesine yürüyerek burada basın toplantısı düzenledi. “Kadına yönelik şiddet tolere edilemez Bakan Derya Yanık istifa” yazılı pankartın açıldığı basın toplantısında açıklamayı kadınlar adına Zeliha Danyeli ve Aygül Şengül okudu.
Şırnak ve Diyarbakır
Şırnak ve Diyarbakır'da Bakan'ın sözlerine karşı açıklama yapıldı. KESK Şırnak Kadın Meclisi konuya ilişkin yazılı açıklama yayınlarken, Eğitim Sen Diyarbakır 2 No’lu Şube'de yapılan açıklamaya ise çok sayıda kadın katıldı. Açıklamada "İstanbul Sözleşmesi Bizimdir" ve "Kadına Yönelik Şiddet Asla Tolere Edilemez" pankartı açılırken, kadınlar adına açıklamayı Eğitim Sen 1 Nolu Şube Kadın Sekreteri Ezgi Çelik okudu.
Açıklama "Jin Jiyan Azadi" sloganları ile son buldu.
Ortak açıklamada, Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nde kadınlara yönelik şiddete dair yer alan ''İster kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı ve ya ıstırap veren ya da verebilecek olan, cinsiyete dayalı bir eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” tanımlaması hatırlatılarak, “Sistematik olan şiddetin kaynağında ataerkil güç ilişkiler bulunmakta, erkek egemen siyasetin uygulamaları, kapitalizmin sürdürülebilirliği için kullanılan tüm araçlar, eşitsizlik, dinselleştirme ve savaş politikaları ile yeniden yeniden üretilmektedir” diye belirtildi.
Kadına yönelik şiddetin her geçen gün artmakta ve küresel bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmekte olduğuna yer verilen açıklamada, dünya çapında doğurganlık dönemindeki her üç kadından birinin, hayatı boyunca yakın partnerleri ya da eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarının bilinmesine rağmen, kadınların salgın döneminde hiçbir önlem alınmadan evlere kapatıldığının altı çizildi.
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
“İzolasyon sonucunda kadına yönelik şiddette yaşanan küresel artış Birleşmiş Milletler tarafından ‘gölge pandemi’ olarak adlandırıldı. Birleşmiş Milletler kadın biriminin pandeminin küresel olarak kadınlara etkilerine yer verdiği raporunda; kadına yönelik her türlü şiddetin arttığı, kadın sağlığının dikkate alınmadığı, ekonomik kriz ve göçün kadınlar üzerinde daha fazla olumsuz etkilere neden olduğu bildirilmiştir. Rapora göre; pandemiden önce, her üç kadından birinin yaşam süresi boyunca şiddete maruz kalacağı tahmin edilirken, şimdi ise bu kadınların pek çoğu failler ile birlikte eve hapsolmuş durumda ve artmış şiddet riski ile karşı karşıya bırakılmışlardır. Haddinden fazla yüklenmiş sağlık sistemleri ve sorunlu işleyen adalet sisteminin şiddet gören kadınların ihtiyaçlarına karşılık vermediği belirtilen raporda, acil önlemler alınması ve etkili mekanizmaların devreye konması için tüm ülkelere çağrı yapılmıştır. Son 10 yılda kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 arttığı ülkemizde salgının süregeldiği 2020 yılında 300 kadın öldürülmüş, 171 kadının ölümü de şüpheli olarak kayıtlara geçmiştir. Yine 2021 yılının ilk dört ayında ise 95 kadın cinayeti yaşanırken, 59 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiştir.
Şiddet riskleri katlanarak artmıştır
Kadına yönelik şiddetin artarak devam ettiği salgın koşullarında, 6284 sayılı yasada kanıt aranmasına gerek olmadığı halde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 'Kadın Konukevlerinde Koronavirüse Karşı Ek Tedbirler Alındı' başlıklı açıklamada yüksek can güvenliği riski bulunan kadınlar dışında başvuru kabul edilmediği için kadınların sığınaklara kabulü zorlaştırılmış, can güvenlikleri risk altına sokulmuştur. Sosyalleşmenin, kadın dayanışma ağlarının, adli yardım, koruma ve sağlık gibi hizmetlere erişimin neredeyse imkânsızlaştığı salgın koşullarında kadınlara yönelik şiddet riskleri katlanarak artmıştır.
Kadınlar failleriyle yaşamaya zorlanmıştır
Kod-29 uygulaması ise tacizi, ayrımcılığı, mobbingi ifşa eden kadınlara dönük bir silah gibi kullanılmıştır. Kod-29, kadın yoksulluğunu ve işsizliğini derinleştirirken, kadınlara yönelik ekonomik, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetin artmasına neden olmuştur. Eril yargı kararları bu süreçte devam etmiş, Hakimler Savcılar Genel Kurulu tarafından 30 Mart 2020 tarihinde imzalanan karar ile, 6284 sayılı kanun askıya alınmış, evden uzaklaştırma tedbirinin uygulanması esnetilmiştir. Artan ev içi şiddeti önlemek için hiçbir önlem alınmadığı gibi çıkarılan infaz düzenlemeleriyle kadınlar aynı evde şiddet failleriyle birlikte yaşamaya zorlanmıştır. En vahim olanı ise, 20 Mart tarihinde TBMM devre dışı bırakılarak bir gece yarısı kararnamesiyle, kadınları şiddete karşı koruyan en kapsamlı uluslararası sözleşme niteliğinde olan İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı olmuştur.
Kadın örgütlerinin çalışmaları kısıtlanmıştır
Salgın koşulları iktidarı kayyum politikasından vazgeçirmemiş, kayyumlar eliyle şiddete karşı oluşturulan kadın birimleri kapatılmış, kadın hizmetleri müdürlüklerine erkekler atanmış, belediye kreşleri kapatılarak pek çoğu Diyanete devredilmiş, kadın örgütlerinin çalışmaları dernekler yasası ile kısıtlanmıştır. Bununla birlikte iktidarın hamleleri devam etmiş, TBMM’de kadına yönelik şiddete karşı kurulan araştırma komisyonunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne aktif rol verilirken, kadın örgütlerine yine yer verilmemiştir. Tüm bu yaşananları buradan uzun uzun yeniden ifade etmemizin nedeni, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak bu sorunların kaynağını bilmesi ve çözüm üretmesi gereken Sayın Derya Yanık'ın artan şiddetin nedenlerini kendisinin de merak ettiğini ifade ettiği talihsiz açıklama olmuştur.
Derhal istifa!
Kadınlar her gün evde, işte, okulda, sokakta erkek-devlet şiddetine maruz kalmakta ya da şiddet tehdidi altında yaşamlarını sürdürürken, siyasal iktidar kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaların sürdürücüsü olmaya devam etmektedir. Atandığı günden bu yana sürekli olarak kadınların gerçek sorunlarından ne kadar uzak ve kadın bilincinden ne kadar yoksun olduğunu gösteren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu' nda yaptığı sunumda; pandemi döneminde, kadına yönelik şiddet olaylarındaki artışın ‘tolere edilebilir’ düzeyde, yani 'hoşgörülebilir' olduğunu belirtmiştir. Bakan Derya Yanık bu sözleriyle iktidarın kadına yaklaşımını da bir kez daha ortaya koymuştur. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı ayrımcılık ve eşitsizliğin pandemi boyunca boyutlanarak artması sayın bakan için sıradan bir mesele olarak görülmektedir. Ev içinde ve kamusal alanda katlanarak artan fiziksel, cinsel, psikolojik, dinsel ve ekonomik şiddet, bakan Derya Yanık tarafından münferit olarak kabul görmektedir. Sayın Bakana buradan sesleniyoruz: Kadına yönelik şiddeti münferit ve meşru gören anlayışınıza ve kadın düşmanı politikalara biz kadınların tahammülü kalmadı! Kadına yönelik şiddet tolere edilemez! Bizim bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok! Yaptığınız açıklamaları savunmak yerine, kadınlardan özür dilemeli ve derhal istifa etmelisiniz!
Bu anlayışı Ensar Vakfı’ndan biliyoruz
Yine kamuoyunun yakından hatırladığı üzere, BakanDerya Yanık' ın 23 Nisan' da makamında ağırladığı 10 yaşındaki çocuğa ‘Ramazan dolayısıyla' bir şey ikram etmediğini söylemesi ve çocuğun koruma evinde kaldığını dile getirmesini nutkumuz tutularak izlemiştik. Toplum nazarında Bakan Yanık’ın 10 yaşındaki bir çocuğa dahi oruç tutmakla mükellefmiş gibi muamele yapması ve koruma evinde kaldığını ısrarla belirtmesi, kendi inancına göre çocuğu yönlendirmesini kabul edilemez bulduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Bizler bu anlayışı, Ensar Vakfı'nda yaşanan çocuk istismarında 'bir kereden bir şey olmaz' diyenlerden hatırlıyoruz. Bu politikaların ve saldırıların yarattığı sonuç, daha çok çocuğun istismar edilmesine, daha fazla kadının şiddete uğramasına ve öldürülmesine sebep olmaktadır.
Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’ kurulmalıdır
Biz kadınlarpandemi boyunca ekonomik ve sosyal güvenceden yoksun bırakılırken, daha fazla yoksullaşıp, işsizleşip, güvencesiz- kayıt dışı çalışma koşullarında sömürülürken, istihdamdan kopup hane içi tüm bakım yüklerini karşılıksız olarak yüklenmek zorunda kalırken, şiddet ve istismar tehdidi altında yaşamaya zorlanırken, çözüm üretmek yerine kadına yönelik şiddeti ve istismarı meşru gören bu anlayışı, ürettiği politikaları ve uygulamalarını kabul etmiyoruz. KESK'li Kadınlar olarak yıllardır söylediğimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz; Kadına yönelik şiddet politiktir. Çözümü için kadınlarla birlikte etkin politikalar üretilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanması gereklidir. İstanbul sözleşmesinin fesih kararından derhal vazgeçilmeli ve sözleşme tüm maddeleriyle birlikte etkin olarak uygulanmalıdır. Kadını birey olarak görmeyip aile odaklı politika üreten bakanlık kapatılmalı, kadınlarla beraber politika üretecek 'Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’ kurulmalıdır.
Bizler, ataerkil kapitalizmin yarattığı ayrımcılık ve eşitsizlik son bulana dek mücadelemizi sürdürme kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz. Cinsiyetçi, tekçi, heteroseksist, gerici ve militarist politikalara karşı, kadın dayanışmasından aldığımız güçle haklarımızı ve hayatlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Eşit ve özgür bir yaşamı örgütlü mücadelemizle biz kadınlar inşa edeceğiz.”









