‘Kürdistan’da yaşananlarla mülteci kadınların yaşadığı aynı’

  • 09:01 31 Mayıs 2021
  • İstanbul Sözleşmesi
 
Melike Aydın
 
HABER MERKEZİ - İstanbul Sözleşmesi’nin 59, 60 ve 61’inci maddelerini avukat Mehtap Sert yorumluyor: “Kürdistan coğrafyasında yaşanan şey aynen mülteci ve sığınmacı statüsünde değerlendirilen kadınlar için de geçerli. Hem yasal haklarını da bilmiyorlar. Yasal hakları kendilerine aktarılmıyor. Göç idaresinde sürekli değişiklikler yapılıyor ve bu değişiklikler kendilerine tebliğ edilmiyor.”
 
Mültecilerin yaşadıkları sorunlar dönemsel olarak gündeme gelse de, onlar için her an sorunlarla yüz yüze şekilde yaşıyor. Özellikle mülteci kadın ve çocuklar, ülkelerini terk ettikten sonra yerleştikleri her yerde ayrımcı politikalara ve uygulamalara maruz kalıyor. Mültecilerin hakları ulusal ve uluslararası birçok sözleşme ve yasa ile güvence altına alınmış olsa da fiiliyatta karşılık bulduğunu söylemek pek de gerçekçi olmaz. 2011 yılında imzalanan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fesih kararı aldığı İstanbul Sözleşmesi de mülteci kadınları ve çocukları, kendilerine yönelen şiddetten korumayı esas alan maddeler içeriyor. Ancak bu sözleşmenin maddeleri de uygulanmadı, aksine çiğnendi. Sözleşme’nin “Göç ve İltica” başlıklı bölümünde yer alan 59, 60 ve 61’inci maddeler bu konuya işaret ediyor.
 
"Bölüm VII - Göç ve iltica
 
Madde 59 - Oturma izni
 
1. Taraflar, ikametgâh durumu iç hukuk tarafından tanınan eş veya birlikte yaşanan bireye bağlı olan mağdurlara, evliliğin veya ilişkinin bozulması durumunda özellikle zor koşullarda, başvuru üzerine, evliliğin veya ilişkinin süresini dikkate almaksızın eşten bağımsız oturma izninin verilmesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alacaktır. Eşten bağımsız oturma izninin verilmesine ve süresine ilişkin koşullar iç hukuk tarafından belirlenir.
 
2. Taraflar ikametgâh durumu iç hukuk tarafından tanınan eş veya birlikte yaşanan bireye bağlı olan mağdurların ikametgah nedeniyle başlatılan sınır dışı işlemlerini bağımsız oturma izni için başvurmalarına olanak sağlayacak şekilde durdurabilmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
 
3. Taraflar, aşağıdaki durumlardan biri veya her ikisi birden söz konusu olduğunda mağdurlara yenilenebilir oturma izni verecektir:
 
a) yetkili makamların, mağdurların, kişisel durumlarının bir gereği olarak ülkede kalmalarının gerekli olduğunu uygun bulması halinde;
 
b) yetkili makamların mağdurların, soruşturma veya cezai işlemler sırasında yetkili makamlarla işbirliği içinde olmaları amacıyla ülkede kalmalarının gerekli olduğunu uygun bulması halinde
 
4. Taraflar evlilik amacıyla başka bir ülkeye getirilen ve bunun sonucunda normal olarak yaşadıkları ülkenin oturma iznini kaybeden zorla evlilik mağdurlarına, izinlerini geri alabilmelerini temin etmek üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
 
Madde 60 - Toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri
 
1. Taraflar kadına yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi 1A(2) Maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi bir hasar biçimi olarak tanınabilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
 
2. Taraflar, Sözleşme’de tanımlanan tüm gerekçelerin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde yorumlanmasını ve bu gerekçelerden herhangi biri veya bir kaçı nedeniyle zulüm görme tehlikesi söz konusuysa, başvuru sahiplerine, yürürlükteki ilgili hukuki vasıtalara göre mülteci statüsünün tanınmasını temin edeceklerdir.
 
3. Taraflar iltica başvurusu yapanlar için toplumsal cinsiyete duyarlı ülkeye kabul usullerinin ve destek hizmetlerinin yanı sıra, toplumsal cinsiyet yönergelerini ve mülteci statüsünün belirlenmesi ve uluslararası koruma için başvuruyu da kapsayan, toplumsal cinsiyete duyarlı sığınma usullerini oluşturmak için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
 
Madde 61 - Geri göndermeme
 
1. Taraflar, uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülükleri uyarınca geri göndermeme ilkesinin tanınması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaktır.
 
2. Taraflar statüsü ve ikamet durumuna bakılmaksızın, korumaya muhtaç, kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği veya işkenceye veya insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaklardır."
 
Avukat Mehtap Sert, mültecilere ilişkin kimi sorumluluklara işaret eden 3 maddeyi ajansımız için değerlendirdi:
 
Toplumsal cinsiyet gözetilmeden mülteci statüsü veriliyor
 
“Mülteci statüsünde görülen kadınların şiddet görmesi ya da boşanması durumunda evlendiği, birlikte olduğu kişinin ikametlerine bağlı olarak ona verilen oturum izninden bağımsız olarak ona şehirde istediği yerde başka bir oturum izni hakkı veriyor 59’uncu madde, şiddet görmesi durumunda. Ülkesine dönmek istemiyorsa başka bir ülkeye iltica hakkının oluşturulması hakkı sağlanıyor ya da güvenli bir şekilde ülkesine dönmesi sağlanacaksa bu koşullar oluşturuluyor. Onun dışında bu maddenin en önemli içeriklerinden biri toplumsal cinsiyet gözetilmeden mülteci statüsü verilerek zulüm görülen toplumsal cinsiyetten kaynaklı zulüm görenlerin mülteci statüsüne alınması. LGBT+ bireylerin de bu statüde değerlendirilerek onların da şiddet görmesi durumunda mülteci statüsünden değerlendirilerek şiddetten korunması sağlanmaktadır.
 
Hakları korumak gibi bir hedefi yok
 
Çatışma halinde daha çok asıl husus Türkiye’nin niyeti. Türkiye’deki LGBTİ+’ları da tanımamak, yoklarmış gibi bir durum olduğu söz konusu olduğu için iktidarın 2002 yılından beri kadına dair politikaları da kadını ‘özel alanda tanımlamak, makbul ve makul kadın yaratma’ çalışmasından kaynaklı Suriye’den gelen kadınlar veya LGBTİ+’ların, Sözleşme’den kaynaklı haklarını korumak gibi bir hedefi yok. Zaten Türkiye’deki kadınlara da bu şekilde davrandığı için onlara da bu şekilde davranıyor. Çünkü politikaları bu.
 
Kürdistan’da yaşananlar mülteci kadınlar için de geçerli
 
Diğer sorunlardan bir tanesi de maalesef Türkiye’de ötekileştirmek ve bir sorunu çözmemek, ciddi bir sorun. Kürdistan coğrafyasında yaşanan şey aynen mülteci ve sığınmacı statüsünde değerlendirilen kadınlar için de geçerli. Hem yasal haklarını da bilmiyorlar. Yasal hakları kendilerine aktarılmıyor. Göç idaresinde sürekli değişiklikler yapılıyor ve bu değişiklikler kendilerine tebliğ edilmiyor. Bunun sebepleri de hem tercüman sorunu hem de bu konuda yetişmiş elemanın olmaması sorunu. Mülteci statüsü verildikten sonra, aslında mültecilerin haklarını koruyacak mekanizmaların oluşturulmaması. Tıpkı 6284’e uygun sığınma evlerinin olmaması gibi. Buna benzer onların haklarını koruyacak mekanizmaları oluşturmadıkları için, haberdar olmadıkları için aslında korunmasız kalıyorlar. Bir sebebi de bu.
 
Maddeler uygulansaydı…
 
Eğer bu söz konusu olsaydı (maddeler uygulansaydı), mültecilerin gelmesiyle artan çocuk ve kadınların fuhşa zorlanması verileri bu kadar yükselmeyecekti. Şiddete katlanmak zorunda kalmayacaklardı. Bu yıl içinde mülteci bir kadın çocuğuyla birlikte İskenderun’da bir meyve bahçesinde asılı olarak bulundu. 8 yıldır sistematik şiddete rağmen kendisine başka bir yerde oturum hakkı verilebileceğinden haberdar olmadığı için, sınır dışı edileceği ve çocuklarının elinden alınacağına dair bir inancı olduğu için şiddet karşısında başvuru yapmadığı için ölümle sonuçlandı. Doğru düzgün bir mülteci politikası uygulanmadığı için hem kadınların seks işçisi olarak kullanılması hem de diğer kadınların emeğinin sömürülmesi söz konusu. İşçi statüsü de normal vatandaşların hakları doğrultusunda değil. İki anlamda da sömürülmüş oluyorlar.
 
İstanbul Sözleşmesi’nin önemi, Sözleşme’nin her kesimden kadını koruyor olmasıydı; sınıfsal, ekonomik farklılık gözetmeden. Bu anlamıyla dezavantajlı gruplardan olan LGBTİ+ ve mültecileri diğer kadınlarla eşit seviyeye getiriyor olmaları şiddete karşı koruyor olması çok önemliydi. O nedenle İstanbul Sözleşmesi özellikle dezavantajlı kadınlar açısından sahip çıkılması gereken bir sözleşme ve kesinlikle Sözleşme’ye sahip çıkmaya devam edeceğiz.