Ne Sözleşme maddeleri ne de fesih yükümlülükleri yerine getirildi

  • 09:01 2 Haziran 2021
  • İstanbul Sözleşmesi
 
Nişmiye Güler
 
HABER MERKEZİ - Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nin önceki maddelerinde olduğu gibi fesih maddelerini kapsayan 71 ve 81 arasındaki yükümlülükleri de yerine getirmedi. Türkiye öngörülen “çözümcül” yaklaşım yerine doğrudan Sözleşme’den çekilmeyi tercih ederken, kadınlar bu kararı tanımadıklarını eylem, miting, yürüyüşler ve grevle bir kez daha dile getirecek.
 
İstanbul Sözleşmesi, AKP’li Cumhurbaşkanı’nın kararı ile birlikte 1 Temmuz itibariyle Türkiye’de yürürlükten kalkıyor. Kazanımlarına sahip çıkan kadınlar “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz” sloganını alanlarda yükseltmeye devam ederken, bizler de Jin News olarak 11 Mayıs’tan bu yana hazırladığımız yazı dizisiyle İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerini ve imzacı olan devletlere dönük yükümlülüklerini okurlarımız ile paylaşmaya çalıştık. Yazı dizimizin sonuna gelirken, bugün Sözleşme’nin fesih kararı ve sonrasında Türkiye’de yaşananları derledik.
 
Türkiye 74’üncü maddeye başvurmadı
 
Öncelikle Sözleşme’nin feshini öngören maddelerin yer aldığı 10’uncu bölümü inceliyoruz. 71’inci ve 81’inci maddeler arasında taraf devletlerin Sözleşme’den nasıl çekilebileceği ve yol yöntemlerine dikkat çekiliyor. Türkiye 74’üncü maddeyi es geçerek doğrudan Sözleşme’den çekilmeyi tercih etti. 74’üncü maddede “Uyuşmazlıkların çözümlenmesi” başlığı altındaki ilk bentte şöyle deniliyor: “Taraflar, bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması veya yorumlanmasında ortaya çıkabilecek herhangi bir uyuşmazlığı karşılıklı olarak görüşerek, uzlaşarak, bir hakeme başvurarak veya karşılıklı olarak anlaşarak belirleyecekleri herhangi bir barışçıl yoldan çözümlemenin yollarını arayacaklardır.”
 
Bu madde kapsamında ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne anlaşmazlığa düşen tarafların başvurabileceği, tarafların üzerinde mutabık kalmaları halinde, çözüm yöntemleri oluşturması yükümlülüğü de veriliyor. Fakat Türkiye bu yol yöntemleri denemek ve çözüm bulmak yerine Sözleşme’den tümden çekilmeyi tercih etti. Yani tamamıyla uygulamadığı İstanbul Sözleşmesi’ni gözden çıkararak failleri korumayı ve şiddeti meşrulaştırmayı tercih etmiş oldu. 
 
Sözleşme’nin feshi
 
Sözleşme’nin 80’inci maddesi de “Sözleşmenin feshi” başlığını içeriyor. Bu maddede “Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman bu Sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Genel Sekretere ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir” deniliyor. 
 
Bu maddede diğer uluslararası sözleşmelerde olduğu gibi tek bir imza ile Sözleşme’den çıkılması öngörülüyor. Yani bu madde gereğince Sözleşmeyi fesheden taraf devlete herhangi bir yaptırım uygulanmıyor.
 
‘Girdiğimiz gibi çıkarız’
 
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 20 Mart gecesi yayımladığı kararname ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden tek bir imza ile çekildi. O günlerde İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Atılan adımlar tamamen yasal. Kararımızı verdik. Gireriz, girdiğimiz gibi de çıkarız. Üç ay sonra buradan çıkmış olacağız, bu kadar basit" diyerek verilen kararın hukuki olduğunu savundu. Fesihten sonra yaşan gelişmeleri kısaca hatırlatmakta fayda görüyoruz:
 
Fesihten sonra yaşananlar 
 
20 Mart günü Türkiye’nin birçok yerinden kadınlar eş zamanlı olarak alanlara çıktı ve fesih kararını kabul etmeyeceklerini deklare etti. İstanbul’da bini aşkın kadın Kadıköy İskelesi’nde polisin tüm engellemelerine rağmen bir araya geldi ve “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz. Kararı geri çek Sözleşmeyi uygula” dedi. Eylem sonrası kadınlar Kadıköy sokaklarında uzun süre yürüyüş gerçekleştirdi ve karara karşı seslerini yükseltti. Kadınların eylemine tahammül edemeyen polis kalkan ve coplarla kadınlara saldırdı. 
 
Aynı saatlerde Ankara’da da kadınlar alanlara çıktı. Polisin bütün tahammülsüzlüğüne karşı kadınlar açıklamalarını gerçekleştirdi.
 
İstanbul ve Ankara gibi aynı gün İzmir, Muğla, Denizli, Van ve birçok kentte kadınlar polis engelini aşarak fesih kararına karşı durdu.
 
Avrupa Konseyi’nden ilk tepkiler 
 
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, “Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin kadına yönelik şiddetle ilgili İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğini duyurması yıkıcı bir haberdir" açıklamasında bulunurken, AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Sergey Lagodinsky, "Son 24 saat içinde Türkiye hükümeti, AB ile kalan son ortak konumlarından bir maraton koşusu kadar uzaklaştı. İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmak bunun doruk noktasıdır ve provokasyondur" dedi. Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Direktörü Nils Muiznieks de Türkiye'nin kararını “kadın haklarına bir darbe” diyerek niteledi.
 
Sözleşme’nin feshi dünya basınında da geniş yer buldu. 
 
Kadınlardan eylemsellik kararı
 
Kararın akabinde İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu, eylemsellik kararı alarak Türkiye’nin dört bir yanında her mahalle ve ilçede harekete geçme kararı aldı. Bu kapsamda kadınlar alanlara çıkarak “Sözleşmeden vazgeçmiyoruz” dedi. Kadınlar ayrıca pandemi gerekçesiyle ilan edilen kısıtlamalar sürecinde tepkilerini “ses çıkarma eylemleri” şeklinde göstermeyi sürdürdü.
 
Danıştay’a başvurular
 
Fesih kararından sonra Danıştay’a başvurular da gecikmedi. Sözleşmenin feshinin akabinde ilk başvuru Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği tarafından yapıldı. Dernek 22 Mart günü karara karşı Danıştay Başkanlığı’na iptal başvurusunda bulundu. Ardından siyasi partiler, kadın örgütleri, barolar, hukuk örgütleri ve sivil toplum kuruluşları da fesih kararının geri çekilmesi için Danıştay’a iptal başvurusunda bulundu. Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan ise tutuklu bulunduğu Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden feshin iptali için Danıştay’a başvurdu. Şimdiye kadar Danıştay’a fesih için sunulmuş sayısız iptal başvurusu bulunuyor. 
 
11 Mayıs günü davaya bakan Danıştay 10’uncu Daire, yürütmeyi durdurma kararından önce Cumhurbaşkanlığı’ndan savunma istedi. Danıştay, Sözleşme’nin iptal edilmesinin hem usul hem de esas yönünden gerekçelerini sordu.
 
Bakanlardan akla ziyan açıklamalar
 
Fesih sonrası erkek şiddeti artarken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sözleşme’nin feshinden sonra kadın katliamlarında yüzde 26 azalma olduğunu savundu. Bakan, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün övünerek paylaştığı verilere dayandırdığı açıklamasında, 19 Mart-22 Nisan 2021 tarihleri arasında 25 kadının katledildiğini söyledi. 25 kadının katledilmiş olması gerçeği ile ilgilenmeyen Bakan ve EGM’nin bu açıklaması kadın örgütleri ve kamuoyu tarafından büyük bir tepki ile karşılandı.
 
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya da hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra “yerli ve milli” bir Ankara Sözleşmesi adıyla yeni bir çalışma başlattıklarını duyurdu. Fakat bu çalışmanın detaylarına dair henüz kamuoyuyla bir bilgi paylaşılmadı. 
 
‘Kadın’ı gündemine almayan Bakan, Sözleşme için konuştu
 
O günlerin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı olan Zehra Zümrüt Selçuk ise görevinin son gününe dek kadın katliamları konusunda somut adımlar bir yana dursun gündemine dahi almadığı İstanbul Sözleşmesi için “İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadeledeki tek aracımız değil, birçok aracımız var. Aynı kararlılıkla ve hatta daha etkin çözümler de bularak bu araçlarımızı kullanmayı sürdürüyoruz” iddiasında bulunmuştu. 
 
Daha sonra Zehra Zümrüt Selçuk’un yerine getirilen, aynı zamanda Sözleşme’nin feshinden sonra sessizliğe bürünen Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu üyesi de olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık da Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin egemenlik hakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu, "İstanbul Sözleşmesi, bir taraftan şeytanlaştıran bir taraftan da melekleştiren tartışmaların ortasında gerçek zemininden kaydırılan bir metin oldu. İstanbul Sözleşmesi'nin talihsizliği budur. Sözleşme 'örfünde adetinde sorun varsa düzelt, yoksa devam et' diyor” dedi. Bakan ayrıca Mayıs ayında TBMM'de yapılan “Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu” toplantısında koronavirüs salgını sürecinde kadına şiddet olaylarının artmasına ilişkin "Tolere edilebilir düzeyde bir artış" ifadelerini kullandı. Bakan’ın ifadeleri karşısında kadın örgütlerinin tepkileri yükselirken, AKP zihniyeti bir kez daha kendini açığa çıkarmış oldu.
 
27 ülkeden çağrı 
 
Öte yandan Avrupa Konseyi'nden 27 ülke de Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararına dair ortak açıklama yayımlayarak "Türk Hükümeti'ni fesih bildirimini geri çekmeye ve İstanbul Sözleşmesi'ne olan bağlılığını yenilemeye çağırıyoruz" dedi. Açıklama Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Kıbrıs, Danimarka, Estonya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Malta, Monako, Karadağ, Hollanda, Kuzey Makedonya, Norveç, Portekiz, Sırbistan, Sloventa, İspanya, İsveç, İsviçre, Birleşik Krallık ve Finlandiya tarafından yayımlandı.
 
Kadınlar greve hazırlanıyor
 
1 Temmuz’da Türkiye Sözleşme’den tamamıyla çıkacak. Kadınlar buna karşı ülke çapında kitlesel eylem, buluşma, yürüyüş ve kadın grevi yapmaya hazırlanıyor.  
 
Sözleşme hala uygulanmıyor, kadınlar katlediliyor
 
20 Mayıs günü Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık 2021 yılının ilk 4 ayında 85 kadının tedbir kararı yokken, 10 kadının da tedbir kararı olmasına rağmen katledildiğini açıkladı. Ajansımızın verilerine göre ise bu yılın ilk 4 ayında faili belli 93, şüpheli 46 olmak üzere toplamda 139 kadın katledildi. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kararının ardından ise ilk bir ayda en az 36 kadın katledildi. 
 
İstanbul Sözleşmesi etkin uygulansaydı bugün ismini burada sayamayacağımız kadar çok kadın yaşıyor olacak, çocuklar istismar edilmeyecek, taciz ve tecavüz failleri cesaret alamayacaktı.