Tutsak Ayşe Topçu: Ciddi sağlık sorunu yaşayan arkadaşlarımız var

  • 09:02 2 Haziran 2021
  • Güncel
 
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ayşe Topçu, içinde bulundukları koşulları aktardığı mektubunda, “Bir arkadaş karantinadan çıkıyor, bir diğeri onun yerine karantinaya giriyor. Ciddi sağlık sorunu yaşayan arkadaşlarımız var. Beyninde kitle olup ameliyat olması gereken, tedavi edilmezse meme kanseri olma riski olan, Guatr tedavisi gören, bel fıtığından ameliyat olan vb. hastalıkları olan arkadaşlarımız var” diyerek sağlık sorunlarının giderilmediğine işaret etti.
 
Pandemi koşullarının zorlayıcılığı her insanda farklı bir etki ve rahatsızlığa neden olurken, şüphesiz bu süreçten en ağır etkilenenler cezaevlerinde tutulan tutsaklar. Mevcut koşullara pandemi koşullarının da eklenmesiyle çok sayıda hak ihlali yaşayan tutsaklar, koşullarının bir an önce düzeltilmesini talep ediyor. Öte yandan ülke ve bölge cezaevlerinde tutulan çok sayıda tutsak, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde derinleşerek devam eden tecrit koşullarının son bulması ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 27 Kasım 2020’den bu yana süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemlerini sürdürüyor.
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve binlerce hasta tutsaktan yalnızca biri olan Ayşe Topçu, ajansımıza gönderdiği mektup ile yaşadıkları hak ihlallerini anlattı.
 
Ayşe binlerce hasta tutsaktan biri
 
2015 yılının Eylül ayında Muş’un Varto ilçesinde gözaltına alınan Ayşe, “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla tutuklandı. 5 ay Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ayşe ardından Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. 6 yıldır “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla yargılanan ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Ayşe’nin vücudunda birçok şarapnel parçası bulunuyor. Cezaevi koşullarında risk taşıdığı için ameliyat edilmeyen Ayşe, ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya. Ayşe, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle de birçok defa açlık grevi eylemine girdi.
 
Ayşe’nin ajansımıza gönderdiği mektup şu şekilde:
 
“Yaklaşık 6 yıldır tutukluyum. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne Muş’tan sürgün getirildim. Siyasi tutsağım. Ailemden kilometrelerce uzakta olmam onları hem maddi hem de manevi olarak zorlamaktadır. Birçok arkadaşımın durumun da tıpkı benim gibi. Aynı sorun ve sıkıntılarla yüz yüze kalıyoruz.
 
Tamamıyla içerideyiz hiçbir yere çıkamıyoruz
 
Size buradaki yaşamımızı anlatmak istiyorum. Eminim merak ediyorsunuzdur. Şu an bulunduğum odada 2 kişi kalıyoruz. Diğer odalarda ise 5-6 arkadaşımız kalıyor. Mart 2020’den bu yana birbirimizi göremiyoruz. Pandemi gerekçesiyle oda değişimi yapılmamaktadır. Tabi bu gerekçe yalnızca biz siyasi tutsaklar için geçerli oluyor. Adli kısımlarda oda değişimleri yapılmaktadır. Daha önceleri etkinliklerimiz (kurs, sohbet, spor vb.) varken, ne yazık ki onlar da pandemiden nasiplerini aldılar. Tamamıyla içerideyiz hiçbir yere çıkamıyoruz. İşin ilginç tarafı güya gardiyanlar da dışarıya çıkmıyor, dışarıyla hiçbir şekilde temasları yok. Bizim durumumuz zaten belli, ‘neden etkinliklerimiz iptal ediliyor?’ sorusunu sormuyor değiliz.
 
Koliler 2 ayda bir veriliyor
 
Dışarıda kısmi de olsa iyileştirmelere gidildi ne yazık ki hiçbir şekilde zindanlarda yansımasını göremedik. Hatta daha aksi durumlar oldu. Dışarıyla hiçbir şekilde temasta bulunmayan ya da olmayan bu alanların virüsü bulaştırması söz konusu bile olamaz. Bu durumda bizler neler yapıyoruz? Bol bol okuyup araştırma yapıyoruz. Şimdi ne güzel diyorsunuzdur. Ne yazık ki o da pandemi kısıtlamalarından payını aldı. Adımıza gelen kitap kolileri 2 ayda bir açılmakta. Kitapların geç verilmesinden dolayı, araştırma yaptığımız konuları ertelemek zorunda kalıyoruz. Unutmadan ailelerimizin göndermiş oldukları elbise kolileri de ayda bir açılıyor. E zaten şöyle bir şey var, koliler cezaevine geç ulaşıyor, bir ayda burada bekletilince kışlık gelen kıyafet yaza, yazın gelen kıyafet ise kışa denk geliyor.
 
Yaptıkları keyfi muameledir
 
Pandemiden bu yana alınan tedbirler yönetmelikte varmış. ‘Sağlığınız söz konusu’ olma durumunu birçok defa öne sürseler de yaptıkları keyfi muameledir. Sağlık demişken, sağlığımıza elimizden geldikçe dikkat etmeye çalışıyoruz. Tabi bazı sağlık sorunlarımıza kendimiz müdahale edemiyoruz. Ciddi sağlık sorunu yaşayan arkadaşlarımız var. Beyninde kitle olup ameliyat olması gereken, tedavi edilmezse meme kanseri olma riski olan arkadaşımız, Guatr tedavisi gören, bel fıtığından ameliyat olan vb. hastalıkları olan arkadaşlarımız var. Odalarda altı kişi kalıyor. Bunlardan biri hastalanınca kendi odasında karantinaya girmek zorunda kalıyor.
 
Bir arkadaş karantinadan çıkıyor, bir diğeri onun yerine karantinaya giriyor
 
Oda içerisinde, yani koğuşta başka bir arkadaşın hastaneye gitmesi gerekiyorsa sırasını beklemek zorunda kalıyor. Bir arkadaş karantinadan çıkıyor, bir diğeri onun yerine karantinaya giriyor. Karantinaya girmiş olan arkadaşımız her seferinde 3-4 defa hastaneye gitmek zorunda kalıyor. 3-4 defa gitmesi 1-2 ay karantinada kalması demek. Tabi bu süreçlerde hastaneye gidiş-gelişler hep koğuş içinde olmakta, hasta olmayan arkadaşlarımızın sağlıkları tehdit altındadır. Yaşadığımız bu sıkıntılardan dolayı, arkadaşlarımız hastaneye gidemiyorlar.
 
Umarım bu namem elinize sağ salim ulaşır
 
Bunlar dışında neler yapıyoruz? Biliyorsunuz mektup cezaevlerindeki en önemli iletişim aracımız. Elimizden geldikçe dışarı ve diğer zindandaki arkadaşlarla iletişim içerisinde olmaya çalışıyoruz. Yine ne yazık ki diyeceğim, name gidiş gelişlerde sorun çıkıyor. Gelen namelerin birçoğu sansürlenip öyle veriliyor. Gelen mektuptan bir şey anlamıyoruz. Umarım bu namem elinize sağ salim ulaşır.”