İmralı dava kronolojisi: Bitmeyen hukuk mücadelesi
- 09:01 3 Haziran 2021
- Güncel
Habibe Eren
İSTANBUL - PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, kardeşi ile yaptığı son görüşmede “Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir” şeklinde yaptığı hukuk vurgusu sonrası, Abdullah Öcalan’ın AYM ve AİHM’de devam eden davalarını derledik.
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Kenya’dan getirilişinin üzerinden 22 yıl geçti. Bu süre zarfında İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan avukat, aile ve telefon görüşme hakkından yararlanamıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bu konuda ihlal kararları olmasına rağmen Türkiye tecrit politikasında ısrarını sürdürüyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin AİHM kararlarını yıllardır uygulamaması, kararda yer alan ihlalin ortadan kaldırılması için yasal düzenleme yapmamasına rağmen durum tespiti yapmaması Türkiye’yi AİHM kararlarını uygulamaması konusunda cesaretlendiriyor.
27 Temmuz 2011'den sonra avukatlarıyla görüşemeyen Abdullah Öcalan'la son olarak 12 Ocak 2019'da kardeşi Mehmet Öcalan görüşmüştü. Tecridin giderek derinleşmesi ve İmralı’dan haber alınmaması nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in öncülüğünde 8 Kasım 2018 tarihinde tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi başlatıldı. Açlık grevi sürerken, Abdullah Öcalan ile 8 yıl aradan sonra ilk defa 2 Mayıs 2019 tarihinde avukat görüşmesi gerçekleştirildi. 22 Mayıs tarihli ikinci avukat görüşmesi sonrasında Abdullah Öcalan’ın “Açlık grevi ve ölüm oruçları amacına ulaştı, eylemlerin sonlandırılmasını bekliyorum” açıklamasıyla eylem sonlandırıldı.
Demokrasi deklerasyonu
Açlık grevi sonucunda 2 Mayıs 2019 tarihinde yapılan ilk avukat görüşmesinde Abdullah Öcalan çarpıcı bir şekilde derinleşen kutuplaşma ve çatışma durumuna karşı demokratik çözümün yol ve yöntemini ifade eden 7 maddelik bir demokrasi deklarasyonu ile çıkış yaptı. İmralı’da bulunan diğer üç tutsak ile birlikte “kamuoyu duyurusu” şeklinde kaleme alınan metin, avukatlar tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. Söz konusu metin Türkiye’de ve bölgede demokratikleşme arayışında olan tüm kesimlerde ciddi bir heyecan ortaya çıkarırken, Abdullah Öcalan ortaya koyduğu bu kamuoyu duyurusu ve tartışmaların, kökleşmiş tarihsel sorunların çözümüne dönük derinlikli değerlendirmeler olduğunu, dar ve yüzeysel herhangi bir durumla ilişkili olarak yorumlanmaması gerektiğini de özellikle vurguladı.
‘Üçüncü çizgi’ vurgusu
8 yıl aradan sonra gerçekleştirilen (2 Mayıs ve 22 Mayıs) iki avukat görüşünden sonra 12 ve 18 Haziran 2019 tarihinde bir kez daha görüşme gerçekleştirildi. Abdullah Öcalan bir siyaset anlayışı ve yöntemi olarak Cumhuriyet’in kuruluşundan beri var olan iki kutuplu siyasete karşı HDP’nin demokratik ittifak anlayışını ve üçüncü çizgiyi temsil ettiğini ifade ederken; HDP’nin de cesaretle ve akılla bir katalizör gibi tüm siyasi yapıları demokratikleşmeye çağıracak demokratik müzakere ve çözüm siyaseti geliştirmesi gerektiğini paylaştı.
Savaşla çözüm olmaz belirlemesi
7 Ağustos 2019 tarihinde yapılan avukat görüşmesi ise İmralı’da avukat görüşmesinin yapılabildiği beşinci ve son görüşme oldu. Bu görüşmede Abdullah Öcalan diğer görüşmelerde gündemine aldığı konular ve mevcut çatışma-savaş durumuna ilişkin dikkat çekici uyarı ve değerlendirmelerle birlikte bir çağrıda bulundu. “Türk-Kürt savaşı” olarak bir tuzak kurulduğunu; yıllardır çözümün çatışma ve savaşla olamayacağını rasyonalite ve hakikat ile görecek devlet aklına vurgu yaptığını, ancak devletin bu akıldan uzak olduğunu ifade etti.
Darbe mekaniği ve savaş çizgisine karşı devlet aklını kavrayan Turgut Özal’ın ifade ettiği “Savaşla çözüm olmaz” belirlemesine bugün daha fazla katıldığını belirten Abdullah Öcalan, meselenin anlaşılması için de kendisi ile sorunun çözümü konusunda iletişime geçeceği Turgut Özal’ın başına getirilenleri hatırlatmıştı: “Olağanüstü çabayla devlet aklını çözümlemeye çalışıyorum, Kürtlere yer açmaya çalışıyorum. 1 haftada çatışma durumunu ihtimalini ortadan kaldırım. Önüm açılsın 1 haftada çözecek gücü yaratabilirim. Çözüm için hazır olduğumu söylemiştim. Devlet de devlet aklının gereğini yapmalı.”
8 yıl sonra yapılan beş avukat görüşmesinin ardından Abdullah Öcalan uzun bir süre tekrar avukat, aile ve telefon görüşme hakkından yararlanamadı. Tüm tutuklu ve hükümlülerin yasal olarak haftada bir 10 dakika süreyle aileleriyle telefon görüşmesi yapma hakkı bulunmasına rağmen, bu hakkından yararlandırılmayan Abdullah Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla yüz yüze görüşmesinin engellendiği koşullarda 27 Nisan 2020’de ilk kez bu hakkını kullanabilmişti. Abdullah Öcalan en son sosyal medyada, sağlığıyla ilgili yansıyan kimi iddiaların büyüttüğü kaygılar ve tepkiler sonucu 25 Mart’ta kardeşi Mehmet Öcalan ile telefonda görüştü.
‘Bu hukuki de değil doğru da değil’
Abdullah Öcalan ile telefon görüşmesi yapan kardeşi Mehmet Öcalan görüşmede, Abdullah Öcalan’ın “Bu yaptığınız çok yanlış. Devlet de yanlış oynuyor, siz de. Bu hukuki değil, doğru da değil. Bu asla kabul edilemez. Bu aynı zamanda çok tehlikelidir. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Avukatlarımın buraya gelerek benimle görüşme yapmasını istiyorum. Bu hukuki bir şeydir. 22 yıldır buradayım. Bu sorun gelecekte nasıl olacak? Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir” dediğini aktardı.
Abdullah Öcalan’ın hukuk vurgusu akıllara yargılama sürecinde yaşanılanları ve AİHM sürecini getirdi. Bugüne kadar adil yargılanma hakkı başta olmak üzere infaz koşulları ve hakları için avukatları aracılığıyla AİHM’e birçok başvuruda bulundu. Biz de bu bilgiler ışığında 1999’dan bu yana Abdullah Öcalan’ın yargılama sürecini ve AİHM’e götürülen başvurularını Asrın Hukuk Bürosu’nun “ ihlallere dair yıllık tespit raporları” ışığında derledik.
Dava kronolojisi
* 16 Şubat 1999: Kenya'da uluslararası devletlerin desteği ile Türkiye'ye getirildi. Birkaç gün sonra İmralı'ya götürüldüğü ortaya çıktı.
* Aynı gün Türkiye'den 14, Hollanda'dan 2, İngiltere'den 1 avukat AİHM'ye başvurdu.
* 16-21 Şubat 1999: Güvenlik güçlerince ifadesi alındı.
* 23 Şubat 1999: 3 gıyabi tutuklama müzekkeresi vicahiye çevrildi. Böylece gözaltında geçirdiği süre, o sıradaki mevzuat çerçevesinde 7 gün oldu. AİHM de başvuruyu incelemeye aldı.
* 31 Mayıs 1999: Dava İmralı'da başladı.
* 29 Haziran 1999: Ölüm cezası verildi.
* 25 Kasım 1999: Yargıtay 9. Ceza Dairesi cezayı onayladı.
* 30 Kasım 1999: AİHM infazın uygulanması konusunda yürütmeyi durdurma kararı verdi.
* 21 Kasım 2000: AİHM'de ilk duruşma yapıldı.
* 14 Aralık 2000: AİHM Abdullah Öcalan'ın başvurusunu kabul edilebilir buldu.
* 2 Ağustos 2002: Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde ölüm cezasının kaldırılması ile Abdullah Öcalan hakkında verilen karar, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapse çevrildi.
* 12 Mart 2003: AİHM, Türkiye'nin AİHS'nin üç maddesini ihlal ettiğine karar verdi.
* 9 Haziran 2004: Büyük Daire'de ilk duruşma gerçekleştirildi.
* 12 Mayıs 2005: AİHM Büyük Dairesi nihai kararı açıkladı.
OHAL’den sonra yapılan görüş başvuruları
15 Temmuz 2016’da darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte tecridin derinleşmesi kamuoyunda kaygıları bir kez daha arttırdı. Asrın Hukuk Bürosu tarafından Ocak 2016 tarihinden 15 Temmuz 2016 tarihine kadar yapılan 57 avukat görüş başvurusunun tamamı çeşitli gerekçelerle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından reddedildi. Başvuruların 47’si “gemi bozuk”, 10’u “hava muhalefeti” gerekçeleri ile reddedildi. Aynı tarihler arasında aile bireyleri 26 defa Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüşme talepli başvuruda bulundu, ancak bu başvuruların da tamamı aynı gerekçelerle reddedildi.
21 Temmuz 2016 tarihli Bursa 1’inci İnfaz Hâkimliği tarafından verilen kararla ziyaretçi kabulünden yasaklanmasına, yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmelerinin kısıtlanmasına, dışarı ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanmasına ve hükümlü avukatlarının vereceği belgelerin kısıtlanmasına karar verildi.
Darbe girişimi sonrasında basın yayın organlarında “Darbecilerin İmralı Planları” şeklindeki haberlerinin yanı sıra “15 Temmuz akşamı İmralı Adası’nın bombalanacağı”, yine “Öcalan’ın kaçırılacağı” haberleri üzerine kamuoyunda kaygılar artarken tecrit tepkisi de büyümüştü. Bu gelişmeler üzerine her gün yinelenmeye başlanan avukat görüş başvuruları 21 Temmuz’a dek yanıtsız bırakıldı. Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) 29 Ağustos-6 Eylül 2016 tarihleri arasında Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi ancak İmralı’ya gitmedi. Ziyaret sonrası yayınladığı basın açıklamasında CPT, İmralı’nın durumunun yetkililer ile görüşüldüğünü açıklamakla yetindi.
50 Kürt siyasetçi açlık grevine girdi
Bu gelişmeler sonrası PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alınamaması üzerine 50 Kürt siyasetçi süresiz dönüşümsüz açlık grevine girdi. 5 Eylül 2016 tarihinde başlayan açlık grevi, 11 Eylül 2016 tarihinde Mehmet Öcalan’ın İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir saat görüşmesinden ve sağlık durumunun açıklanmasından sonra sonlandırıldı. 6 Ekim 2014 tarihinden bu yana ilk kez gerçekleşen aile görüşmesi 2016 yılı içerisinde İmralı’da gerçekleşen tek temas oldu.
Görüşme sonrası Asrın Hukuk Bürosu tarafından 15 Temmuz-31 Aralık 2016 tarihleri arasında 62 avukat görüş başvurusu yapıldı, yine aynı tarihlerde 54 aile görüş başvurusu yapıldı. 11 Eylül 2016 tarihli aile görüşü haricinde, başvuruların tamamı Bursa 1’inci İnfaz Hâkimliğinin “Olağanüstü Hal Süresi Boyunca Görüştürmeme” kararı gerekçe gösterilerek reddedildi.
148 başvuru reddedildi
2017 yılının ilk 6 ayında yapılan 56 avukat ve 25 aile ziyareti talebi reddedildi. Avukat ve ailenin dışında, aralarında değişik ülkelerden Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, sendikacı, akademisyen ve insan hakları aktivistlerinin yer aldığı uluslararası bir heyet de Adalet Bakanlığı’ndan randevu talep ederek İmralı Hapishanesi’ni 17-18-19 Şubat tarihlerinde ziyaret etmek istemişti.Ancak söz konusu başvurular da yanıtsız bırakıldı. 2018 yılında da yine İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’ın avukat, aile bireyleri, telefon hakkı ile mektup, faks ve her türlü iletişim aracılığı ile haberleşme hakkı gibi bir dizi hakları istisnasız bir şekilde ortadan kaldırıldı. Bu çerçevede Asrın Hukuk Bürosu’nun 2018 yılında yaptığı 102 avukat, 46 aile ve vasi ziyaret talebinin tamamı reddedildi.
2019 yılında 5 avukat 3 aile görüşmesi yapılmasına izin verilen İmralı için, 98 avukat, 46 aile ve vasi görüşme başvurusu ise kabul edilmedi.
AYM’de devam eden davalar
* 2012 yılında Bursa İnfaz Hakimliğine, hapishane koşullarının hukuka uygun hale getirilmesi ve avukat görüş koşullarının sağlanması için yapılan başvuruya uzun bir süre sonra ret cevabı verildi. Söz konusu başvuru AYM’ye işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinin tespit edilmesi amacıyla yapılırken henüz karara bağlanmadı.
* Abdullah Öcalan’ın 2003, 2004, 2006 ve 2007 yıllarında AİHM nezdinde yapılan dört ayrı başvurusu, birleştirilerek 14 Mart 2014 tarihinde dört birleşik dosya şeklinde tek karara bağlandı, 18 Mart 2014’te karar açıklandı. AİHM, ihlale hükmedilmesi talep edilen bazı maddeleri kabul ederken bazı maddeleri ise değerlendirmedi. Büyük Daire’ye yapılacak itirazın kararı ve içeriği hakkında avukatların savunma hakkı bağlamında Abdullah Öcalan ile görüşebilmelerini konu alan tedbir talepli başvuru yapıldı. Anayasa Mahkemesi karar vermemekle beraber henüz tedbir talebini de karara bağlamadı.
* Abdullah Öcalan, İmralı Ada Hapishanesi’ne uluslararası komplo ile alındığı andan bugüne hiçbir zaman tam teşekküllü bir hastanede sağlık hakkından yararlandırılmadı. 18 yıldan bu yana avukatlarının, ailesinin ve demokratik kamuoyunun bağımsız bir sağlık heyeti tarafından sağlık muayenesinden geçirilmesini talep etmesine rağmen bu talep kabul edilmedi ve Abdullah Öcalan İmralı Ada Hapishanesi’nden hiç çıkarılmadı. Bu anlamda sağlık hakkına erişimin sağlanması ve yılları bulan avukat yasağının son bulması için Asrın Hukuk Bürosu 12 Temmuz 2013 tarihinde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Başvuruların reddedilmesi üzerine 2015 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM), işkence yasağının, özgürlük ve güvenlik hakkının, adil yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının, özel hayatın gizliliği ve korunması hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinin tespit edilmesi talepleri ile bireysel başvuruda bulunuldu. AYM bir süredir 2015 yılında yapılan başvurular hakkında karar verirken Abdullah Öcalan’ın başvurularını sonuçlandırmadı.
* 20 Temmuz 2016 tarihli OHAL ilanından sonra Bursa 1’inci İnfaz Hakimliği kararı ile İmralı’da tecrit giderek ağırlaştı. Söz konusu tecrit düzenlemelerin kaldırılması için yapılan itirazlar reddedildi. Akabinde Anayasa Mahkemesine, Anayasa’nın 17, 20, 22, 36, 13, 15 ve 18’inci maddelerinde yer alan hak ve düzenlemelerin ihlal edildiğinin tespiti için 27 Ekim 2016 tarihli başvuru yapıldı.
* 15 Temmuz 2016 tarihi sonrasında birçok kaynak tarafından İmralı Hapishanesi ve Abdullah Öcalan’ın darbeci askerlerin hedefinde olduğu yoğunca dile getirildi. Bu kaygıları gidermek için “derhal görüşmenin” sağlanması amacıyla ihtiyati tedbir talepli başvuru yapıldı. AYM tarafından tedbir talebi reddedildi, esasa ilişkin ise henüz karar verilmedi.
* Abdullah Öcalan’ın en temel hak ve özgürlüklerden olan haberleşme hürriyeti, özel hayatına saygı ve ifade özgürlüğü hakları aynı zaman da avukat ile telefon aracılığıyla görüşme hakkını da içeriyor. Ancak bu hakkından mahrum bırakılması sebebiyle Eylül 2016 tarihinde AYM’ye yapılan başvuru devam ediyor.
* Abdullah Öcalan’ın AİHM’ne savunma olarak verdiği, uluslararası aleniyet ve meşruluğun sağlandığı “Uygarlık”, “Kapitalist Uygarlık” ve “Özgürlük Sosyolojisi” adlı kitaplarına Van 1’inci Sulh Ceza Hakimliği (Eski 1 Nolu Hakimlik) tarafından konulan yasaklama ve toplatma kararının kaldırılması için 15 Şubat 2016 tarihinde AYM’ye yapılan başvuru hala sonuçlanmadı.
AİHM’de sonuçlanan davalar
* AİHM 2014'te, Abdullah Öcalan'a şartlı tahliye olasılığı olmaksızın ömür boyu hapis cezası verilmesiyle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3'üncü maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Kararda, Abdullah Öcalan'ın 17 Kasım 2009 tarihine kadar İmralı Adası'ndaki cezaevinde tek başına tutulmasına vurgu yapılarak, 17 Kasım öncesi ve sonrası ayrımına gidildi. Bu kararda, herhangi bir tahliye tarihi öngörmeksizin “ölene kadar” sürecek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının işkence ve kötü muamele yasağının ihlalini oluşturduğu sonucuna varıldı.
* Abdullah Öcalan’ın PKK ile gizli bağlantı kurduğu iddiasıyla, Kasım 2011’de 16 kentte eş zamanlı baskınlar düzenlemişti. Baskınlar sırasında elektronik veriler ve çok sayıda malzemeye el konulmuştu. El konulan verileri ve malzemelerin defalarca istenmesine rağmen teslim edilmemesinin ardından İstanbul Barosu üyesi Mehmet Ali Kırdök, Mihriban Kırdök ve Meral Hanbayat 2012 yılında AİHM’e başvuruda bulunmuştu. AİHM, PKK Lideri Abdullah Öcalan hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 2019 yılında verdiği kararla Türkiye’yi mâhkum etti. Avrupa Konseyi’nin (AK) adli kurumu AİHM, “avukat-müvekkil” ilişkisi çerçevesindeki meslek sırrı ile korunan elektronik verilere el konulması ve geri iadesinin reddedilmesi ya da imha edilmesinin “birinci derece sosyal bir ihtiyaca cevap vermediğine” hükmetti. Bunun “demokratik bir toplumda gerekli olmadığını” kaydeden AİHM, Türkiye’nin AİHS’in özel yaşam, aile ve aktarmaya saygıyı içeren 8’inci maddesini ihlal ettiğini söyledi.
AİHM’de devam eden davalar
* Avukatlar 2003 yılında AİHM’e, müvekkillerinin tutukluluk koşullarının “insanlık dışı” olduğunu belirterek başvuru yaptı. Müvekkillerinin içinde bulunduğu durumun AİHS’in işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3’üncü maddesine aykırı olduğunu vurgulayan avukatlar, müvekkillerine uygulanan “sosyal izolasyon”un AİHS’in 5’inci maddesini içeren “özgürlük ve güvenlik hakkı”, 6’ncı maddesini içeren “adil yargılanma”, 8’inci maddesini içeren “özel hayatın ve aile hayatının korunması”, 13’üncü maddesini içeren “etkili başvuru hakkı” ve 14’üncü maddesini içeren “ayrımcılık yasağı”na aykırı olduğunu belirtti.
* 6 Haziran 2016’da Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması için avukatları tarafından AYM’ye yapılan başvuru reddedildi. Başvurunun reddedilmesi üzerine Abdullah Öcalan’ın avukatları, dosyayı AİHM’e götürdü.
* Abdullah Öcalan’ın 2008 yılında hücresinde zorla yere yatırılıp ölümle tehdit edilmesine ilişkin yerel yargı makamlarına yapılan şikâyetlerin sonuçsuz kalmasının ardından 2010 yılında AİHM’e yapılan başvuruda herhangi bir gelişme yaşanmadı. En son 11 Ağustos 2015’te Asrın Hukuk Bürosu tarafından, AİHM’e dilekçe ile başvurunun akıbeti sorulmuş olmasına rağmen başvuru hakkında henüz bir karar verilmedi.
* Ekim 2011 tarihinde yerel süreçlerin sonuçsuz kalması üzerine AİHM’e Abdullah Öcalan ve o dönem yanında “sekretarya” olarak bulunan 5 tutsak adına toplu tecrit başvurusu yapıldı. 2015 yılında başvurunun akıbeti sorulmasına rağmen AİHM, bu dosyada herhangi bir yol almadı.
* AİHM, Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra yapılan ‘99 yargılamalarının, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Yeniden yargılanma hakkını düzenleyen CMK’nın 311’inci maddesi Abdullah Öcalan’ın özel olarak bu haktan yararlanmasının önüne geçmek için düzenlenmişti. Abdullah Öcalan’ın koşullarını taşıyan yüzlerce dosya yeniden yargılanma hakkından yararlanamadı. Kararı izlemekle yükümlü ve yetkili olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise yapılan yargılamanın hukuka uygun olduğuna karar verdi ve dosyayı kapattı. Abdullah Öcalan’ın yararlanmasının önüne geçmek için 2003 yılında yapılan kanuni düzenlemeden olumsuz etkilenen yüzlerce dosyanın haklarının iadesi için 2013 tarihinde yeniden kanun düzenlemesine gidildi, ancak bu düzenlemede dahi sadece ve sadece Abdullah Öcalan’ın yararlanmasının önüne geçecek bir istisna hali konuldu. Kişiye özel kanun düzenlemesinin Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılama hakkını kullanmasının önüne geçilemeyeceği üzerine yerel ve AYM düzeyinde yapılan başvurular sonuçsuz kalınca AİHM’e başvuru yapıldı. Söz konusu başvuru da hala sonuçlanmadı.
* AİHM, 18 Mart 2014 tarihli kararında Abdullah Öcalan’a verilen ve ömür boyu cezaevinde kalınacağını düzenleyen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Sözleşme’nin 3’üncü maddesi kapsamında insanlık dışı ceza ve kötü muamele yasağına aykırı olduğunu belirterek Türkiye’yi mahkûm etmişti. AİHM’in bahse konu bu kararından sonra Türkiye hükümetinin bu cezayı tekrar ele alıp, yasal düzenlemeler ile AİHM kararları ışığında iyileştirmesi gerekirken bugüne kadar hiçbir adım atmadı. Bu hususla ilgili olarak Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının AİHM kararlarını takip ile sorumlu olan AK Bakanlar Komitesi nezdinde girişimleri devam ediyor. AKBK, AİHM’in Abdullah Öcalan ile ilgili verilen bu kararı izleme sürecine aldı. Bakanlar Komitesi’ne 6 Haziran 2016 ve 10 Ekim 2016 tarihlerinde yapılan yazılı başvurular ile AİHM kararının gereğinin yerine getirilmesinin sağlanması için girişimlerde bulunulması ve ihlal kararından sonra son 3 yıldır Türkiye’nin AİHM kararının gereğini yerine getirmediğinin tespit edilmesi talep edildi.
* 2020’de de Asrın Hukuk Bürosu, İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın da aralarında olduğu 4 tutsak ile iletişim engelinin kaldırılması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yaptı.









