AİHM tahliye etti, devlet ise tutukladı
- 09:02 3 Haziran 2021
- Güncel
Şehriban Aslan - Sema Çağlak
DİYARBAKIR - Siyasi tutsaklar için cezaevi şartlarının her geçen gün ağırlaştığını söyleyen tutsak yakını Saadet Sipek, “Oğlum 12 yıldır sebepsiz yere cezaevinde tutuluyor. Bu da yetmezmiş gibi doğru dürüst verilmeyen yemeklerden kurtçuk çıkıyor” dedi. Saadet, oğlu için AİHM’e yaptıkları başvuruda tahliye kararı çıktığını, ancak devletin oğlunu bir kez daha tutukladığını ekledi.
Bölge ve Türkiye cezaevlerinde bulunan siyasi tutsakların yaşam koşulları günden güne kötüye giderken, koşullar pandemiyle birlikte iki kat daha da zorlaştı. Tutsakların aileleri ve avukatları aracılığıyla verdiği bilgiler cezaevlerinde yoğun hak ihlallerinin yaşandığını gözler önüne seriyor.
Öte yandan çok sayıda aile tutsaklarının farklı şehirlerde bulunan cezaevlerinde tutulmasından dolayı açık görüşlere yılda bir iki kere gidebilirken, aileler pandemi nedeniyle neredeyse 1 buçuk yıldır aynı şehirde yaşıyor olmalarına rağmen kapalı görüşlere dahi gidemiyor. Cezaevlerinde keyfi verilen disiplin cezaları nedeniyle tutsaklar sık sık hücrelere konulurken, pandemiyle beraber bu durum daha da arttı. Yine sağlık, temizlik, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında da ihlal yaşayan tutsaklar, cezaevleri yönetimleri tarafından sık sık baskıya ve şiddete de maruz kalıyor.
Tutsak Ömer Sipek’in annesi Saadet Sipek, oğlunun 6 yıl boyunca Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldığını, tahliye edildikten bir yıl sonra ise tekrar tutuklanarak Konya Ereğli Cezaevi’ne gönderildiğini söyledi. Saadet, oğlunun toplamda 12 yıldır cezaevinde sebepsiz yere tutulduğunu ifade etti.
‘Bandrollü kitabı alıp delil yaptılar’
Ömer'in Gaffar Okkan Anadolu Lisesi’nde ve mahallede bulunan öğrencilere folklor dersi verdiğini söyleyen Saadet, oğlunun bu yolla çocukları ve gençleri madde kullanımından uzaklaştırmayı amaçladığını belirtti. Saadet, bir sabah şafak operasyonu ile evlerine baskın yapıldığını kaydederek, “Gözümüzü açtık keleşlerle içeri girenleri gördük. Evi alt üst ettiler. Çocuklarımın kütüphaneden aldığı bandrollü kitabı bile alıp bize karşı delil olarak kullandılar. Ben kötü olunca polislerden biri, ‘korkma oğlunu birkaç gün misafir edip geri göndereceğiz’ dedi ama oğlum 6 yıldır cezaevinde kalıyor. Oğlumun zaten okul hayatı, iş hayatı bitti” dedi.
‘AİHM tahliye etti devlet tutukladı’
6 yıldır görüşe gidip gelmekten, cezaevlerine gidip gelmekten artık ayaklarının nasır bağladığını ifade eden Saadet, oğlunun cezaevinde 3 yıl sonra bedenini ateşe verdiğini ifade ederek, vücudunun yüzde 45 oranında yandığını kaydetti. Ziyaretine gittiğinde ise görüşmesine izin verilmediğini dile getiren Saadet, “’Zaten oğlumun elinde kelepçe var. Ben ya da o ne yapabiliriz’ demem üzerine asla göremeyeceğimi söylediler. Kapı arasından bile görmeme izin vermediler. Oğlum burada 6 yıl boyunca cezaevinde kaldı. Uzun süre tutukluluktan kaynaklı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. Tahliye kararı çıktı. 1 yıl boyunca dışarıda kalıp Çorum’a çalışmaya gitti. Orda da şafak operasyonuyla tekrar gözaltına alıp tutukladılar” sözlerine yer verdi.
‘1 buçuk yıl boyunca her şeyden uzak bırakıldı’
Ömer’in Çorum’dan alınıp Konya Ereğli Cezaevi’ne gönderildiğini belirten Saadet, cezaevi girişinde gardiyanın kendisine, “Senin fikrin nedir” sorusu üzerine oğlunun, “Belli değil mi ben Kürdüm” cevabını verdiğini aktardı. Ömer’in “Kürdüm” demesi üzerine gardiyanların Ömer’i yaka paça hücreye attığını ekleyen Saadet, “1 buçuk yıl boyunca TV’den, gazeteden ve diğer tutsaklardan ayrı tutuldu. O süreçte bizi aradığında onunla konuşunca kekelediğini duyuyordum. Ona sorduğumda ise öyle bir şeyin olmadığını söylüyordu. Sonradan bir buçuk yıldır tek başına ve her şeyden uzak olduğunu ve konuşmayı artık unutma seviyesine geldiğini öğrendim. Yürüyüş yapamadığı için bacaklarına kramp girmiş. Bu devletin yaptığı zulmün ve zalimliğin haddi hesabı yok” şeklinde konuştu.
‘Bu devlet olduğu sürece zulüm göreceğiz’
Şimdi ise koronavirüs pandemisinden dolayı oğlunu göremediğine dikkat çeken Saadet, haftada bir kere aradığını ve 10 dakika konuşma hakkı olmasına rağmen konuşmalarının 10 dakika bile sürmediğini söyledi. Saadet oğlunun 12 yıldır cezaevinde olduğunu, ağır astım hastası olduğunu sürekli hastaneye kaldırıldığını ifade etti. Saadet, “Şu an yanında 5 tutsak daha var. Oğlum açlık grevine girmiş ama yanındaki arkadaşları ona açlık grevine girmemesi gerektiğini, sağlık durumunun bunu kaldıramayacağını söylemişler. Oğlum buna rağmen greve giriyor” diye belirtti.
Polis şiddetine de maruz kaldığını dile getiren Saadet, cezaevi önünde tutsaklar için “adalet” istediklerinden dolayı polisin böbreklerine telsizle vurduğunu ve günlerce böbreklerinin ağrıdığını ve kan geldiğini aktardı. Saadet, “Bu devlet başımızda olduğu sürece bu zulmü çekeceğiz. Rica ediyorum şerefli Kürtler artık ses versin ve bu zulüm bitsin. Her gün gözlerimizi keleşlerle, polislerle, kırılan kapılarla açıyoruz” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
‘Savcılık dilekçeye cevap dahi vermedi’
Saadet, son olarak şöyle konuştu: “Oğlumla en son konuştuğumuzda yemek verilmediğini, verilen yemeklerde ise büyük kurtçukların çıktığını söyledi. Bu Müslümanlığa sığar mı? Bu yapılanlar adalet midir? Kızım kardeşinin görüşüne bir kere gitti durumunun ne kadar kötü olduğunu gördü. Buraya sevk edilmesi için savcılığa dilekçe verdik. Savcılık hiç işleme koymadan cevapsız bıraktı. Bitsin artık bu zulüm. Çocuklarımıza ne dışarıda ne içeride huzur verilmiyor. Bize de öyle. Ama çocuklarımız da pes etmiyor.”









