CİSST Koordinatörü: Cezaevlerinden gelen başvurularda artış var
- 09:01 6 Haziran 2021
- Güncel
Habibe Eren
İSTANBUL - CİSST Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut son süreçte cezaevlerinden işkence ve kötü muamele, koğuş aramalarının sıklıkla ve kalabalık gruplar halinde yapılması, yeterli temizlik malzemesinin verilmemesi, yiyeceklerin sağlıksız olması, keyfi disiplin cezalarının verilmesi gibi konularda da kendilerine çok sayıda başvuru geldiğini aktardı.
Adalet Bakanlığı’nın 2021 yıl verilerine göre Türkiye’de 371 cezaevi bulunuyor. Her geçen gün tutuklu ve hükümlü sayısı artarken tecrit, tek kişilik hücrelere koyma, sağlığa erişim, can güvenliği, kitap kısıtlaması, iletişim ve keyfi disiplin cezaları, işkence ve yargıya erişim en fazla yaşanılan ihlallerin başında geliyor. Koronavirüs salgını ile birlikte söz konusu ihlallerde artış yaşanırken, tutsaklar PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması ve hak ihlallerinin sona ermesi amacıyla başlattığı açlık grevinde 188 günü geride bıraktı.
Cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin Mayıs ayı raporunu açıklayan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) raporunda koronavirüs salgını ile birlikte artan ihlallere dikkat çekti. CİSST Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut, kendilerine gelen bilgiler ışığında cezaevinde var olan ihlallere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Cezaevlerinde virüsle mücadele tamamen kapatma’
Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde virüsle mücadele yöntemi olarak tamamen kapatmayı seçtiğini dile getiren Berivan, tutsakların tüm sosyal aktivitelerini askıya alması ve bu konuda herhangi bir açılıma gidilmemiş olmasının ciddi bir sorun olduğunu belirtti. Atölyeler, spor aktiviteleri ve sohbetlerin yaklaşık bir yıldır çeşitli gerekçelerle yasaklandığının altını çizen Berivan, “Bunun etkisi tüm mahpuslar üzerinde oldukça olumsuz. Güncel durumda sosyal hayatın rahatlatılması gerekliliği kabul ediliyor ve bu yönlü adımlar atılıyorken mahpusların sosyalleşme ihtiyaçları dikkate alınarak maalesef hiçbir düzenlemeye gidilmiyor” dedi.
‘Tek alternatif 10 dakikalık telefon görüşmesi’
Salgının başında tamamen durdurulan aile görüşlerinin şu an ayda bir defa olmak kaydıyla sınırlı sayıda kişi ile kapalı bir şekilde gerçekleştirildiğini anımsatan Berivan, bu sınırlılığa tek alternatifin 10 dakikalık ek telefon görüşmesi getirilmesi olduğunu kaydetti. Berivan, “Örneğin yapılan kapalı görüşlerin süresinin uzatılması veya birden fazla yapılması gibi alternatifler düşünülmüyor maalesef. Hatta birçok kurumda görüş süresi alt sınır olan yarım saat mahpuslara kullandırtılıyor. Bu konuda üst sınırın bir saatten bir buçuk saate çıkarılması yönünde bir yasa teklifi verildi. Bu olumlu olmakla birlikte hala yarım saat alt sınırının değişmesinin yasada olmaması ciddi bir eksiklik bizce” ifadelerini kullandı.
‘Sosyalleşme olanakları yok’
Tutsakların iletişim kanallarını güçlendirme konusunda adım atılmamasının ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Berivan, tüm bu sorunların yanı sıra mektupların verilmemesi, sansürlenmesi, mektupta yer alan ifadelerden dolayı tutsaklara disiplin cezası verilmesi gibi konularda da kendilerine gelen başvurularda artış olduğu bilgisini verdi. Diğer yandan tutsakların dış dünyadan aileleri ve yakınları aracılığı ile haber almalarının zorlaştığını dile getiren Berivan, “Gazetelerin kuruma alınmaması, izlenebilecek TV kanallarında sınırlamaya gidilmesi, radyoların FM bandının yasaklanması gibi birçok uygulamanın olduğu da derneğimize sıklıkla yansıyor. Yine sosyalleşme olanakları bu kadar sınırlandırılmış mahpusların koğuşta bulundura bilecekleri kitap sayılarına getirilen kısıtlamalar ve posta ile kitap almama gibi uygulamada bu dönemde ciddi bir sorun olarak derneğimize yansıyor” diye konuştu.
‘İşkence ve kötü muameleye ilişkin başvurularda artış var’
Berivan, tüm bunların yanı sıra işkence ve kötü muamele, koğuş aramalarının sıklıkla ve kalabalık gruplar halinde yapılması, yeterli temizlik malzemesinin verilmemesi, yiyeceklerin sağlıksız olması, keyfi disiplin cezalarının verilmesi gibi konularda da kendilerine çok sayıda başvuru olduğunu söyledi.
‘Hastaneye sevk yapılmıyor’
Sağlığa erişim konusunda cezaevlerinin her zaman ciddi sorunlar yaşanan kurumlar olduğunu belirten Berivan, bu konuda pandemi öncesi de çok fazla şikayet aldıklarını aktardı. Pandemiyle birlikte ise sorunların ciddi bir hal aldığını ifade eden Berivan, hasta tutsakların maruz kaldığı ihlallere dair şöyle konuştu:
“Öncelikle mahpusların hastane sevkleri çok acil durumlar dışında yapılmıyor maalesef. Aslında pandemi ilk başladığında mahpuslarda hastane sevki talebinde mecbur kalmadıkları sürece bulunmuyorlardı. Ama bu sürecin fazlasıyla uzaması ve hastaneye gitmeyen mahpusların pandemi dışındaki hastalıklardan ötürü hayatlarının tehlike girmesiyle birlikte mahpusların revire çıkma ve hastaneye sevk edilme taleplerinde bir artış oldu. Ama maalesef hapishanelerin bu konuda ki tavrı gerçekten hayati tehlike oluşmadan veya çok acil bir durum oluşmadan mahpusların hastanelere sevk edilmemesi yönünde. Buda beraberinde ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle kronik hastalar ve ağır hastalar söz konusu olduğunda bu durum oldukça ciddi bir tehlike yaratıyor. Bütün ihtiyaç duyan mahpusların hastane sevklerinin yapılması durumunda yeterli karantina alanı mevcut mudur, bunun önlemleri alınmış mıdır bunlarda maalesef cevabını bilmediğimiz sorular.”
‘Adım atılmıyor’
Berivan devamında, “Sağlığa erişim hakkı konusunda yaşanan sorunlar dikkate alınarak, ağır hasta mahpusların evlerinde tedavi imkanlarının sağlanmasını, 16 madde ve Adli tıp raporu konusunda esnemeye gidilmesi, bir an önce önlem alınması gerektiğini vurguladık ama bu konuda da maalesef atılmış bir adım yok” dedi.
‘Karantina hücre cezası gibi uygulanıyor’
Karantina koşullarından ötürü tutsakların hastaneye gitmek istemediğini kaydeden Berivan, “Karantinada kalan mahpuslar genelde koşulların çok ağır olduğunu belirtmektedirler. Örneğin karantina bölümlerinde televizyon, radyo, gazete ve kitap gibi ihtiyaçlar genellikle karşılanmamakta. Kimi kurumlarda mahpuslar telefon hakkını bile kullanmamaktadır. Bazı kurumlarda karantina bir hücre cezası gibi uygulanmakta ve mahpuslar bu sebepten hastane sevklerini istemeyebilmektedir” diye belirtti.
'AB ve CTE'ye başvurularımız oluyor'
Sürecin başından beri periyodik bir şekilde cezaevlerinde koronavirüs vakalarının açıklanmasını ve bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesini talep ettiklerini söyleyen Berivan, bugüne kadar yapılan üç resmi açıklamanın Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) sitesinde mevcut olduğunu söyledi. Berivan, “Şu an var olan hasta sayısını bilmemekle birlikte adalet komisyonuna yaptığı sunuma CTE Genel Müdürü Yunus Alkaç sürecin başından beridir 50 mahpusun Covid-19 kaynaklı hayatını kaybettiğini belirtmiştir. Bu konuda doğrudan temasımız olmadı. Sadece derneğimize yapılan ihlal başvuruları sonrası durumun araştırılması için AB ve CTE’ye başvurularımız oluyor” şeklinde konuştu.









