‘Erkeğin özgürleşmesi için de sistem değişmeli’
- 09:02 11 Haziran 2021
- Güncel
Melike Aydın
İZMİR - Siyasi parti ve STÖ temsilcisi erkekler, kadına yönelik şiddet ve baskının toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayarak, erkek egemen sistemin kökten değişimi ile çözümün geliştirilebileceğini kaydetti.
İnsanlığın özgürlüğünü kaybettiği yerin kadının köleleştiği yer olduğunu ifade eden siyasi parti ve Sivil Toplum Örgütler (STÖ) temsilcisi erkekler, başkasını ezenin kendisinin de özgür olmayacağının altını çiziyor. Kadınlara yönelik her türden baskı ve şiddetin son bulması için erkek egemen sistemin köklü değişimini öngören erkekler, İstanbul Sözleşmesinin feshine ilişkin kendilerinin de daha güçlü itiraz geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Erkek egemen toplumlarda reformlar devrim niteliği taşıyabilir
Kadına yönelik her türden şiddetin ve baskının sitemden bağımsız olmadığını dile getiren İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi yönetiminden Ahmet Çiçek sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını ifade etti. “6284 sayılı yasada ifade edilen durum normatif bir süreçtir ama hiçbir zaman o yasanın doğrultusunda hüküm verilmemiştir” diyen Ahmet, “Demek ki sistemsel bir değişiklik gerekiyor. Sistemin kadını da gören bir yerden erilliğini terk etmesi gerekiyor. Bütün dünyadaki sistemlerde aynı hareketi getirmek gerekiyor. Türkiye gibi ülkelerde yasal reformlar bile devrim niteliği taşımaktadır. Erkek egemen devletlerde davranış şekillerinin bu yollarla değiştirilmesi bile bazı şeylerin süreç içinde değişmesini sağlar” diye belirtti.
‘İstanbul Sözleşmesine karşı erkeklerde söz söyleyebilmeli’
Erkeklerin kadın hareketine duruşlarıyla destek verebileceğini ifade eden Ahmet, “Eylemsel destek de sunabilir. Ama ayrı. Örneğin İstanbul Sözleşmesi sadece kadını ilgilendirmiyor. Sözleşmenin erkek tarafından da ifade edilmesi gerekiyor. Bunu da kadın arkadaşlar gelmesin erkekler tek başına olsun. Sadece buna yönelik değil kadınların özneliğini tanımak gerekiyor. Kadın önderliğini görmek ve erkekler ayrıca savunmalı” diye belirtti.
‘Cinsiyetçi eğitim sistemi değişmeli’
Kapitalizm koşullarında kadınların özgür olduğu bir dünyanın mümkün olmadığını söyleyen Eğitim Sen İzmir Şube yönetiminden Sefa Davarcı, daha iyi bir dünyayı kadınların gerçekleştireceğine inandıklarını belirtti. Toplumsal dönüşümün cinsiyetçi eğitim modelinin değişimi ile başlaması gerektiğini dile getiren Sefa, “Şu an ders kitaplarından cinsiyetçi eğitim başlıyor. Ders kitaplarının yeniden yazılması gerekiyor. Eğitim fakültelerinde öğretmenlerin kadın mücadelesini merkeze alan bir şekilde yetiştirilmesi gerekiyor. Mücadelemize başlarken kadın demekten bile imtina ediyorduk. Bu konuda kendimiz değiştik ve arkadaşlarımızı değiştirmeye başladık. Kadın mücadelesi bu anlamda iyi bir noktaya geldi bize de öncülük etti” şeklinde kaydetti.
‘Erkekler ev içi rolleri üstlenmeli’
Kadının evden çıkamamasının en önemli nedenlerinden birinin ev içindeki rollerden kaynaklandığını belirten Sefa, kadınların sokağa, alanlara çıkabilmesi için erkelerin de evdeki rolleri alması gerektiğini ifade ederek, “Erkek nasıl istediği zaman sokağa çıkabiliyorsa kadın da çıkabilmeli. Aslında bu rollerden kaynaklanıyor. Erkekler de iş bölümünde kadının yapacağı işler olarak ayrıştırmadan yaparsa sorun çözülür” şeklinde konuştu.
‘Kadınlar yasakları boşa çıkardı’
Kız kardeşlik zemininde bir araya gelen kadınların uluslararası çapta erkeklik krizine karşı örgütlendiğini dile getiren Toplumsal Özgürlük Partisi yönetiminden Erkan Gökber ise, “Yaşanan direnişlere baktığımızda kadınların direnişçi, kararlı ve sistemi köklü değiştirme yönleriyle en önde olduğunu görüyoruz. Bu dünya çapında da böyle. Ortadoğu ya da Latin Amerika’da da böyle. Türkiye açısından OHAL sürecinde çoğu yasağı boşa çıkarmış bir durumda. Ortadoğu Rojava Kürdistan açısından da böyle olduğunu görebiliyoruz” diye belirtti.
‘Köklü değişim kadınların özgürlük mücadelesi ile olur’
İnsanlığın on binlerce yıl kadın erkek eşitliğine dayanan, ilkel sosyalizm biçimini yaşadığını ancak mülkiyetin ve sınıflı toplumun ortaya çıkmasıyla birçok ezilme biçiminin süregeldiğini dile getiren Erkan, “Kapitalist patriarka diyoruz bunun ortadan kalkması gerekiyor. Hem erkek egemen düzeni aile biçimini, kadının bedenine, rahmine, emeğine el koyan, ev içine hapseden gündelik işlerin ve emeğin yeniden üretimini sağlayan, belki erkeğe sus payı vermede bile kadının kullanıldığı bir kapitalizm sistemi var. İşçi erkeğin bile kadının köleleşmesini ortaya koyan bir biçimini görebiliyoruz. Bir erkeklik konforu yaratıyor çoğumuza. Bu düzenin köklü bir şekilde değişmesi gerekiyor. Bu da hem kapitalizmin ortadan kalkmasıyla hem de kadınların özgürlük mücadelesi ile olur. Onun talepleriyle ve sosyalistlerin talepleriyle şekillenir” diye belirtti.
‘Her gün yeniden içimizdeki erkeği öldürmeliyiz’
“Erkek doğulmuyor erkek olunuyor” diyen Erkan, erkeklerin ‘eve ekmek getiren cesur, aile reisi’ gibi rollerle biçimlendirildiğini dile getirdi. Erkeklik biçiminden kopulması için herkesin mücadele vermesi gerektiğini ifade eden Erkan, “Sisifos’un her gün kayayı yukarı taşıdığı gibi her gün yeniden kendi içimizdeki erkekliği öldürmemiz gerekiyor. Kadın özgürlük mücadelesine ne şekilde katkı sunabilirsek. Onların istediği düzeyde tabi ki. Öncelikle kabul etmek saygı duymak” diye belirtti.
‘Biçimsel çözümler yeterli değil’
Daha önce erkeklik atölyeleri yaptıklarını dile getiren Erkan, kadın kotası biçiminde kadınların ağırlıklarını arttırmaya çalıştıklarını ancak yüzde 50 kadın kotası gibi çözümlerinde yeterli olmadığının altını çizen Erkan, “Erkekliğin gölge etmemesi lazım ki orada o kadın kotası zaten ortadan kalkar. Kadınlar öncü konumuna zaten yöneliyorlar ve yapıyı da şekillendiriyorlar. Kadın örgütlememiz var o zaman kadınlar orada olsun gibi bir anlayışı da doğru değil. Kadınların hem yapı içinde hem kadınları özgürleştiren hem de toplumsal bağları kuran öncülük eden konuma gelmesi lazım” şeklinde ifade etti.
‘İnsanlık özgürlüğünü kadının köleleşmesiyle kaybetti’
Sınıfsız sömürüsüz bir toplum için kadının kendi öz örgütlülüğünün önemini reel sosyalizmin ortaya koyduğunu vurgulayan Halkların Demokratik Partisi İzmir il yönetiminden Hacay Yılmaz, “İnsanlık özgürlüğünü kadının köleleşmesiyle kaybetmişse bu da kadının özgür olması gerekiyor demektir. Bizim partimize kadın partisi diyoruz. Kadın devriminin olmadığı toplum özgür olamaz” şeklinde belirtti.
‘Birleşik mücadele ile erkek egemen sınıf yok edilecek’
Kadın, sınıf ve kimlik mücadelesinin tüm ezilenlerin ortak mücadelesi olduğunu ifade eden Hacay, “Tüm ezilenlerin ortak birleşik mücadelesi olacak ama tüm ezilenler, eşit koşulda kendi örgütlülükleriyle mücadeleye katılacak. O mücadele erkek egemen topluma kapitalizme karşı verilecek ve birleşik mücadele ile erkek egemen sınıf yok edilecek” dedi.
‘Kadın mücadelesi eşit temsiliyet kazandırmıştır’
Kadın özgürlük mücadelesinin, Kürdistan ve Ortadoğu da tüm zamanların yeniliklerini katan mücadele olduğunu ifade eden Hacay, “Kadın devrimini gerçekleştiren kadın özgürlük hareketi dünya tarihine eşbaşkanlık, eşit temsiliyeti kazandırmıştır. Bu da yeni yaşamın yeni düzenini kadın zaten bugünden göstermiştir. Geleceğin eşit toplumunu bugünden adım adım kazanarak göstermiştir. O anlamda öncülük yapmıştır” şeklinde ifade etti.
‘Başkasını ezen kendisi de özgür olamaz’
HDP’de toplumsal eşitlik ilkesinin bulunduğunu ve özgün kadın mücadelesini savunduklarını söyleyen Hacay, “Kadınların kendi sözünü söylediği ama onların izin verdiği ölçüde onların kriterlerinde onlarla dayanışma sağlanmalı. İstanbul Sözleşmesinin feshinde protestolara erkekler de destek vermeli. Çünkü başkasını ezen kendisi de özgür olamaz. Erkek ezen bir pozisyonda olduğu için kendisi de köledir. Kadınların her alandaki mücadelesi ayı zamanda erkeklerin özgürlük mücadelesidir” diye konuştu.









