Açlık Grevi İzleme Heyeti ikinci raporunu açıkladı

  • 14:14 11 Haziran 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL - Açlık Grevini İzleme Heyeti'nin tecridin kaldırılması talebiyle 197 gündür devam eden açlık grevlerine ilişkin hazırladığı raporda, grevde olan tutsaklara karşı tutumların sertleştiği, baskıların arttığı ve her dönüşüm için ayrı ayrı disiplin soruşturması başlatıldığı belirtildi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması ve hak ihlallerinin sonlandırılması talebi ile 27 Kasım 2020’de 120 cezaevinde başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevi 197’nci gününde devam ediyor. Açlık grevlerinde olan tutsakların durumu ve cezaevlerinde süren hak ihlallerinin tespiti amacıyla oluşturulan “Açlık Grevlerini İzleme Heyeti” Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerine gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında hazırladığı raporu İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde açıkladı.
 
Açıklamaya Açlık Grevi İzleme Heyeti içinde yer alan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD),  İnsan Hakları Derneği (İHD) Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (MATUHAYDER), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, İstanbul Tabip Odası (İTO) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV)  temsilcilerinin yanı sıra HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu katıldı.
 
Açıklamanın yapıldığı salona “Açlık grevleri 197. gününde tecrit işkencesine son verin mahpuslar yaşamda kalsın” yazılı pankart asıldı.
 
Ziyaret gerçekleştirilen cezaevleri
 
Raporu okuyan ÇHD üyesi Meral Hanbayat, heyet içinde yer alan kurumların yanı sıra 15 avukat ile Marmara Bölgesinde bulunan Edirne F Tipi, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi, Silivri 5 Nolu L Tipi, Silivri 1 Nolu Kapalı, Bakırköy Kadın, Maltepe 1 Nolu L Tipi, Gebze Kadın, Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi ve Bolu F Tipi hapishanelerine ziyaret gerçekleştirdiklerini aktardı.
 
Tutsaklara yöneltilen sorular
 
Meral, görüşme yaptıkları tutsaklara “Toplam kaç mahpusun açlık grevine girdiği, hapishanede grev sürecinin nasıl işlediği, açlık grevindeki taleplerinin ne olduğu, idarenin açlık grevine yaklaşımının nasıl olduğu, bu süreçte idare ile açlık grevi özelinde bir görüşme yapılıp yapılmadığı, infaz koruma memurlarının açlık grevine yaklaşımlarının nasıl olduğu, bu sebeple işkence ve kötü muameleye maruz kalan mahpus olup olmadığı, açlık grevi nedeniyle disiplin soruşturması başlatılıp başlatılmadığı, başlatıldıysa disiplin cezası verilip verilmediği, sağlık çalışanları ile revir doktorunun açlık grevine yaklaşımlarının nasıl olduğu, sağlık kontrollerinin yapılıp yapılmadığı, hapishanede daha önce uzun süreli açlık grevine giren mahpusların olup olmadığı, açlık grevi süresince mahpuslara B1 vitamini, tuz, limon, şeker su gibi takviyelerin sağlanıp sağlanmadığı, dönüşüm nedeniyle açlık grevini sonlandıran mahpuslara buna uygun diyet verilip verilmediği, açlık grevine başlarken ve bu süreçte grevi ve talepleri mektup yoluyla bildirdikleri kurumlar olup olmadığı ve idarenin bu konudaki yaklaşımının nasıl olduğu” sorularını yönelttiklerini aktardı.
 
‘Yüzde 90’ı daha önce açlık grevine girmiş’
 
Açlık grevine giren tutsakların yaklaşık yüzde 90’ının daha önce en az 89 günlük açlık grevine girdiğini aktaran Meral,  bununla birlikte yaklaşık tutsağın daha önce 100-170 gün arası açlık grevi yaptığı, ayrıca şu an açlık grevi yapan tutsakların daha önce de birden fazla kez kısa süreli dönüşümlü açlık grevine girdiği bilgisini paylaştı.
 
Edirne F Tipi Cezaevi’nde 50, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 75,  Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 60, Silivri 5 Nolu L Tipi Cezaevi’nde 100, Silivri 1 Nolu Kapalı Cezaevi’nde 5, Bakırköy Kadın Cezaevi’nde 40, Maltepe 1 Nolu L Tipi Cezaevi’nde 23, Gebze Kadın Cezaevi’nde 19,  Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 43, Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 35, Düzce T Tipi Cezaevi’nde 12, Bolu F Tipi Cezaevi’nde 150 tutsağın açlık grevine girdiğini aktaran Meral, açlık grevlerinin devam ettiği cezaevlerinde yaşanan  ihlallere dair ise şu bilgileri paylaştı:
 
“İdarenin ve infaz koruma memurlarının açlık grevine ile birlikte tutumlarının sertleştiği ve hapishanede baskıların arttığı, açlık grevine giren mahpuslar hakkında her dönüşüm için ayrı ayrı disiplin soruşturması başlatıldığı ve disiplin cezası verildiği, cezalara karşı itiraz edilmişse de infaz hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri tarafından itirazların reddedildiği, Sağlık kontrollerinin yapılmadığı, açlık grevine giren mahpuslara B1 vitaminin verilmediği, limon, tuz, şeker, su gibi ihtiyaçların ise düzensiz olarak verildiği, dönüşüm nedeniyle grevi bitiren mahpuslara buna uygun diyet yemeği de verilmediği, bu süreçte Adalet Bakanlığı’na, Meclis İnsan Hakları Komisyonuna, HDP, CHP gibi siyasi partilere, İHD’ye, CPT’ye ve bazı konsolosluklara mektup yazdıkları, mazı mahpusların mektuplarına idare tarafından el konulduğu tarafımıza aktarılmıştır.”
 
Meral, yaptıkları görüşmeler sonucunda yaşanan ihlalleri de şöyle sıraladı:
 
* Ziyaret edilen bütün hapishanelerde açlık grevine giren mahpuslar hakkında her dönüşüm için ayrı ayrı disiplin soruşturması başlatıldığı, şu an için en çok “bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma” cezası verildiği, bununla birlikte tekrar eden durumlarda cezaların “ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma”, “haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama”, “ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” ve “hücreye koyma” şeklinde kademe kademe ağırlaştırılarak verilebileceği, cezalara karşı mahpusların yaptığı itirazların infaz hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri tarafından reddedildiği, birçok hapishanede ilk turlar için verilen disiplin cezalarının kesinleşerek infazına başlandığı, diğer cezaların ise itiraz aşamasında olduğu,
 
* Ziyaret edilen hapishanelerden Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde, Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde, Gebze Kadın Hapishanesinde, Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanelerinde tansiyon, kilo, nabız ölçümü gibi sağlık kontrollerinin hiç yapılmadığı, Düzce T Tipi Hapishanesinde sağlık kontrollerinin infaz koruma memurları tarafından yapıldığı, Edirne F Tipi Hapishanesinde mahpusların talepleri halinde ara ara yapıldığı, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanelerinde hafta içi sağlık kontrolü yapılmadığı, hafta sonu ise talep halinde 112 Acilden ambulans çağırabileceğinin söylendiği, Bakırköy Kadın Hapishanesi ile Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde ise düzenli olarak sağlık kontrollerinin yapıldığı,
 
* Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesi dışında ziyaret edilen hapishanelerde idare tarafından B vitamini verilmediği, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishaneleri ile Gebze Kadın Hapishanesinde mahpusların talebi üzerine B kompleks olarak vitamin verildiği,  bütün hapishanelerde açlık grevine uygun iaşe verildiği, ancak Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi, Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesi, Bakırköy Kadın Hapishanesi, Gebze Kadın Hapishanesi ile Düzce T Tipi Hapishanesi hariç, diğer hapishanelerde dönüşüm nedeniyle grevi sonlandıran mahpuslara buna uygun diyet yemeği verilmediği, Düzce T Tipi Hapishanesinde sadece ilk 3 gün birer öğün, Bakırköy Kadın ve Gebze Kadın Hapishanelerinde ise sadece ilk gün diyet yemeği verildiği,
 
Tutsakların talebinin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve Ceza İnfaz Kanununda güvence altına alınan temek hak ve özgürlükler doğrultusunda Abdullah Öcalan üzerindeki hukuka aykırı tecride son verilmesi olduğunu vurgulayan Meral, “Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüşmesinin sağlanması ve hapishanelerde pandemi bahane edilerek daha da ağırlaştırılan tecride son verilmesidir” çağrısında bulundu.
 
Meral, açlık grevinde olanların yaşam hakkının korunması ve açlık grevinin sonlandırılması, taleplerin karşılanması için Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.
 
‘Aileler yakınları için kaygılı’
 
MATUHAYDER Eşbaşkanı Esin Çelik de son süreçte ailelerden kendilerine çok fazla başvuru geldiğini belirtti. “Tutsaklar cezaevinde ceza içinde ceza yaşarken aileler de aynı şekilde cezalandırılıyor” diyen Esin,  birçok ailenin görüşe gidemediğini ve pandeminin başından beri hiçbir şekilde yakınını göremeyen ailelerin olduğunu aktardı. Esin, “Yine hem hak ihlalleri hem baskılar hem de açlık grevinden kaynaklı aileler yakınları için kaygı içerisinde. Yaşamlarından ve sağlılarından kaygılılar. Özellikle tecrit konusunda adımlar atılması noktasında çağrı yapıyoruz” dedi.
 
‘Meclisi hareketlendirmek istiyorsak sokağı hareketlendirmek zorundayız’
 
HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise hapishanelerde giderek ağırlaşan tecridin yanı sıra hasta tutsakların durumlarının kötüye gittiğini ve her gün cezaevlerinden ölüm haberi geldiğini kaydetti. Hem tecridi hem de cezaevlerinde yaşanan ihlalleri soru önergeleri ile Meclis’e taşıdıklarını aktaran Musa, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Adalet Bakanlığından cevap ve çözüm bekliyoruz, ama hala adım atılmış değil. Sadece TBMM değil genel olarak toplumsal kamuoyu da cezaevleri konusunda gerekli duyarlılığı ortaya koyabilmiş değil. Gündem dediğimizde karşımızda devletin çürümüşlüğü ve kokuşmuşluğu ortaya çıkıyor. Ama ortada çıplak bir gerçek var; Çözüm ile İmralı politikaları arasında doğrusal bir ilişki vardır. Devletin çözüme dair her adımı Türkiye de barışın daha fazla hâkim olması olarak yansıdı. Hapishanelerde uygulamalar sokaktaki uygulamaların başlangıcıdır. Ne zaman ki hapishanelerde baskı ve zulüm arttı da sokakta da artacaktır. Tecrit bu ülkedeki demokratik kesimlerin ortak sorundur. Meclisi hareketlendirmek istiyorsak sokağı hareketlendirmek zorundayız. Biz hareketlenirsek istediğimiz düzenlemeler yapılır.”