Açlık grevinin 200’üncü günü: Sorumluluk gösterilmeli

  • 09:03 14 Haziran 2021
  • Güncel
 
İZMİR - Tutsak yakınları ve hak savunucuları, açlık grevinin 200’üncü gününde kamuoyu, Adalet Bakanlığı ve savcılara seslenerek daha fazla sorumluluk talep etti.
 
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ve onunla beraber kalanlar üzerinden tüm cezaevlerine ve topluma yayılan tecrit uygulamalarına karşı 27 Kasım 2020’de cezaevlerinde başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevleri 200 gününe girdi. Abdullah Öcalan ile görüşmelerin başlatılması, fiziki özgürlüğüne kavuşması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sonlandırılması talebiyle devam eden açlık grevlerine karşı hak savunucuları ve siyasetçiler, demokratik toplum ve Cumhuriyet Başsavcılarına seslenerek yüzlerini cezaevlerine dönmelerini istiyor.
 
‘Tutsakların talepleri son derece insani’
 
Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği (Ege TUHAYDER) yönetiminden Selma Altan: Hukukun ve adaletin işlemediği bir düzeni eleştirmeye çalışan, bu faşist iktidarın zindanlara yansıması ile İmralı’dan başlayan tecridin derinleştirilmesi üzerine içerdeki tutsaklar 27 Kasım 2020’den bu yana süresiz-dönüşümlü açlık grevine başladı. İstekleri başta Öcalan üzerindeki ve giderek bütün cezaevlerine yayılan tecridin kaldırılması, hak ihlallerinin kaldırılması. Son derece insani istekler. Fakat buna iktidar ve toplumun büyük bir kesimi kör ve sağır kalmakta. Geçmişte de çeşitli hak ihlallerine karşı açlık grevi yapıldı. Cezaevlerinden oldukça fazla tabut çıktı. Şu anda da oraya doğru gidiyor. Devlet mahpusların sesini asla duymamakta. İnsani olan her kesimin bu konuda daha fazla duyarlı olması ve ses çıkarması gerekmektedir. Özellikle devlet bu konuyu duymamazlıktan, görmezlikten geliyor. İstediğimiz tutsakların seslerini, taleplerini herkesin duyması. Bu insani ve vicdani sorumluluktur. Onların sesini duyalım ve yüzümüzü zindanlara dönelim.
 
‘Bir daha kayıplar yaşansın istemiyoruz’
 
Tutsak yakını Nilay Güleser: İstedikleri şey üzerlerinde olan baskının ve tecridin kaldırılması. Geçmiş dönemde de kayıplar yaşandı ve tutuklu aileleri olarak bir daha yaşanmasını istemiyoruz. Sesimizi duyurmak istiyoruz. Yetkililere sesleniyoruz. Cezaevlerinde tecridin kaldırılması durumlarında iyileştirme sağlanması taleplerinin dikkate alınmasını diliyoruz.
 
‘Açlık grevi tecride ilişkin çözüm üretilmediği için yinelendi’
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Konak İlçe Eşbaşkanı Hayat İzgi: “İmralı’da büyük bir tecrit var ve bu nedenle açlık grevleri başladı. Tam 200 gün oldu. Ellerinde bedenlerinden başka bir şeyleri yok. Son yapılan açlık grevinde tecride ilişkin hiçbir şey yapılmadı. Bu nedenle bugün yine devam ediyor tecrit. Biz istiyoruz ki bu açlık grevine de kamuoyu dikkat kesilsin, açlık grevi direnişçilerine kulak versin. Annelerin yürekleri bir kez daha yanmazsın.”
 
‘Grevin nedenleri doğru anlaşılmalı’
 
HDP Bayraklı İlçe Eşbaşkanı Ayşe Sılık: Söyledikleri, istediklerine kulak verilmelidir. Zaten cezaevindeler ve ellerinde başka bir şeyleri yok. Tepkilerini sadece bedenlerini açlığa yatırarak verebilirler. Ne istediklerini dinlemek gerekir. Diyalog kurulsun ve İmralı ile görüşmeler başlatılsın istiyorlar. Bunu herkes için istiyorlar. Bizler bir gün bile açlığa dayanamıyoruz. Neden aç kaldıklarını anlamak gerekiyor.
 
Kamuoyuna, bakanlığa ve Cumhuriyet Başsavcılarına sorumluluk düşüyor
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Eylem Zengin: Açlık grevi sebebiyle mahpuslara her greve girişlerinde cezaevleri tarafından çeşitli disiplin cezaları verilmekte. Bu kimi zaman bir ay kimi zaman 3 ay etkinlik yasağı olabiliyor. İHD olarak düzenli şekilde cezaevlerinin takiplerini yapıyoruz. Raporlamasını yaparak belirli aralıklarla bunların paylaşımlarını da yapıyoruz.  Bu noktada Adalet Bakanlığına ve cezaevi idarelerine dolayısıyla da Cumhuriyet Başsavcılarına sorumluluk düşüyor. Ama ne yazık ki ne bakanlık ne cezaevleri idaresi ne de savcılıklar yönünden mahpuslar muhatap alınmıyor, talepleri yerine getirilmiyor.
 
Dönüşümlü olarak giriyorlar bu dönüşümsüz açlık grevine göre nispeten daha iyi ancak kimi cezaevlerinde üçüncü kimisinde dördüncü tur tamamlandı. Her ne kadar dönüşümlü de olsa mahpusların sağlığını özellikle Covid-19 sebebiyle tehdit altında. Cezaevi mahpusların kendi ücretini vererek aldığı B-1 vitaminini mahpuslara vermiyor ki sağlıkçılar Covid-19 sebebiyle B-1 vitaminin yanında D vitamini alınması gerektiğini de söylüyor ancak bırakın D vitaminini B vitaminini dahi vermiyorlar. Dolayısıyla yaşam hakları tehdit altında. Ne yazık ki cezaevleri her zaman olduğu gibi bu toplumun görünmeyen yüzü. Orada bir açlık grevi devam ediyor. Ne yazık ki toplumun büyük bir kısmı bundan haberdar değil. Adalet Bakanlığına ve demokratik kamuoyuna açlık grevlerine sahip çıkılması yönünde çağrımız var.