Gülsüm Elvan: Eminim ki bu halk Berkin'i unutturmaz

  • 09:34 16 Haziran 2021
  • Güncel
 
Sena Dolar-Marta Sömek
 
İSTANBUL - Gezi direnişi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği ile vurularak yaşamını yitiren Berkin için adalet arayışı 8 yıldır sürdürülüyor. Ve Berkin’in annesi Gülsüm Elvan, bu mücadelesindeki ısrarını bir kez daha vurguluyor: “Sokaktaysa sokakta, adliyenin önündeyse önünde sonuna kadar mücadele edeceğim. Çocuğum, çocuktu. Katillerden hesap sormak için ölmeyeceğim, direneceğim.”
 
Berkin Elvan, Mayıs-Haziran 2013’te gerçekleşen Gezi Direnişi’nin sembollerinden biri oldu. Berkin 5 Ocak 1999’da İstanbul’da dünyaya geldi. Ailesi ile birlikte Okmeydanı’nda yaşayan Berkin, bundan 8 yıl önce bugün aynı bölgede Gezi Direnişi’nin sürdüğü sırada bir polis tarafından atılan gaz fişeği ile başından vuruldu. Berkin, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavi altına alındı. Yaşam mücadelesi tam 269 gün süren Berkin için herkesin gözü Okmeydanı’ndaydı. Ancak 11 Mart 2014 gününe, tüm Türkiye ve dünya Berkin’in yaşamını yitirdiği  haberiyle uyandı. Berkin, 14 yaşında 45 kiloyken girdiği komada yaşamını yitirdiğinde 15 yaşında 16 kilodaydı…
 
Berkin’in yitirilişi, 11 Mart sabahı ailenin kullandığı “Berkin Elvan” isimli Twitter hesabından “Halkımıza: Saat 07:00 Berkin Elvan’ı evladımızı kaybettik. Başımız sağolsun.” notuyla duyuruldu.
 
Bu haberin ardından tüm Türkiye ve bölgede halk alanlara çıkarak, Berkin’in katledilmesini ve faillerin yargılanmamasını protesto etti. 11 Mart’tan itibaren alanlardan "Berkin Elvan ölümsüzdür", "Faşizme karşı omuz omuza", "Berkin Elvan mücadelemizde yaşayacak" sloganları yükseldi.
 
12 Mart 2014 günü Okmeydanı Cemevi’nde düzenlenen cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Törenin ardından Berkin Elvan’ın cenazesi vurulduğu noktaya götürüldü. Buradaki törenin ardından omuzlara alınan cenaze kortej eşliğinde Feriköy Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.
 
‘Öldürmeye teşebbüs’ten değil ‘yetkinin aşılması’ndan işlem yapıldı!
 
Dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Berkin’in yaşamını yitirişinden önce 30 Eylül 2013’te Meclis’e sunduğu soru önergesinde, ailenin yaptığı suç duyurusu başvurusunun “işkence ve insan öldürmeye teşebbüs” suçu kapsamında değil, “zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” olarak işleme konulduğunu belirtti. Önergede şunlar yer aldı: “Elvan ailesinin avukatları 25 Haziran günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş ve olayın ‘işkence ve insan öldürmeye teşebbüs’ suçu kapsamında soruşturulmasını talep etmiştir. Oysa avukatların beyanına göre Savcı, dilekçede geçen ‘Taksim’ ifadesini gördükten sonra suç duyurusunu TCK 256 -(1)'deki ‘zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması’ olarak işleme koymuş, dosyayı da Gezi protestoları süresince polis şiddetiyle ilgili yapılan diğer suç duyurularıyla birleştirmiştir. Fakat olayın üzerinden 100 günden fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, dosyada herhangi bir gelişme olmadığı bilinmektedir. Avukatlarının, Elvan'ın dosyasının suç vasfı, olay yeri ve olay tarihi bakımından oldukça farklı olan diğer soruşturma dosyalarından ayrılması isteminin de reddedilmesi, etkin bir soruşturulma yapılmayacağı yönündeki kaygıları artırır niteliktedir.”
 
Gel(e)meyen adalet
 
Berkin Elvan'ın yaralanmasına ilişkin devam eden soruşturmada, ancak yaşamını yitirdikten sonraki gün, yani 12 Mart 2014 tarihinde 4 polis ifade verdi, soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifadesi alınan polis sayısı 18, yargılanarak ceza verilen ise sıfır. Polisin o zamana kadar varlığını inkâr ettiği, olay gününe ilişkin kamera kayıtları da 17 Nisan 2014’te ortaya çıktı. Görüntüler, inceleme için savcılık tarafından bilirkişilere gönderildi. Berkin Elvan soruşturmasında beşinci savcı olarak atanan Mehmet Selim Kiraz, İstanbul Adliyesi’ndeki odasında yaşanan rehin alma olayı sonrasında DHKP-C üyeleri tarafından öldürüldü.
 
Berkin’in yitirilişinden 3 buçuk yıl sonra Berkin’i katleden polis Fatih Dalgalı’nın yargılamasına başlandı. 5 yıldır devam eden yargılama sürecinde hala bir karar çıkmazken, bir önceki duruşmada mütalaa veren savcı katliam faili polisin “bilinçli taksirle insan öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Berkin’in failinin 20’nci kez yargılanacağı davanın duruşması ise 18 Haziran Cuma günü Çağlayan’da bulunan İstanbul 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
 
Ajansımıza konuşan Berkin’in annesi Gülsüm Elvan, davanın uzatılma sebebinin Berkin’i hafızalardan silmek olduğunu belirterek, halkın Berkin’in unutturmayacağını vurguluyor.
 
‘Davanın üstünde bir el var’
 
Davada sona yaklaştıkça duruşmanın sürekli ertelenerek uzatıldığını söyleyen Gülsüm, “Tamamen anladık ki davanın üstünde bir el var. Bilerek isteyerek çocuğumu vurdular. Bu yanlışlık değil. Berkin toplumun vicdanına yerleşti herkesin evladı, ülkeye umut oldu. Davayı halka unutturmak için uzatıyorlar. Ama eminim ki bu halk Berkin’i unutmaz, unutturmaz. Onlar bize adalet vermeyecekler ama biz o adaleti alacağız. Berkin hepsinin evladı ve eminim ki Cuma günü herkes evladını savunmaya gelecek” ifadelerini kulanıyor.
 
‘Berkin adalete aç’
 
Gülsüm, Berkin’i, cenaze töreninde milyonların uğurladığını anımsatıyor ve “Berkin adalete aç. Umarım ki Berkin’i uğurlayanlar, Berkin’e adalet demek için yanımda, adliyenin önünde olacaklar. Bu son duruşma ve çok önemli. 20’nci duruşmadır katil yargılanmıyor, Berkin yargılanıyor.  Eğer ki o torpil silahsa, tehlikeliyse yine devlet suçludur. Bunu bile bile sattırmayacaklar. Her şeyi kılıfına uydurdular. Berkin’in katili bir kişi değil. ‘Emri ben verdim’ diyeni de, yanındakileri de onları yargılamak için Berkin’in için adalet diyoruz” diye ekliyor.
 
‘Katiller bana hesap verecek’
 
Mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğinin altını çizen Gülsüm, bunun için her alanı da kullanacağını vurguluyor: “Sokaktaysa sokakta, adliyenin önündeyse önünde sonuna kadar mücadele edeceğim. Ben yaşıyorsam sırf bunun için yaşıyorum. Benim çocuğuma küçüklüğünü yaşatmadılar. Çocuğum, çocuktu. O katiller bana hesap verecek. Katillerden hesap sormak için ölmeyeceğim, direneceğim.”