‘Kürt kürdün kanını akıtmasın, birliğimizi korumak zorundayız’

  • 09:01 18 Haziran 2021
  • Güncel
 
Selma Oremar - Mizgîn Marînos
 
MAXMUR - Federe Kürdistan Bölgesi’nde süren saldırılara dikkat çeken Maxmurlu kadınlar, bu saldırıların boşa çıkarılması gerektiğinin altını çizerek, “Artık Kürt gençlerinin kanı akmasın. Kürt kürdün kanını akıtmasın. Birliğimizi korumak zorundayız” dedi. 
 
Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarını 54 gündür sürdüren Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), KDP’nin de desteğiyle bölgede bulunan Kürt halkına savaşı dayatıyor.  KDP’nin TSK’ya olan desteğini sürdürmesi bölge halkı ve sivil toplum örgütleri tarafından büyük tepki topluyor. Ancak KDP, tüm çağrılara ve tepkilere rağmen savaş ısrarını sürdürüyor. 
 
Saldırıların en çok hedefinde olan Şehit Rüstem Cudi (Maxmur) Mülteci Kampı’nda yaşayan Cemile Kara, Fatma Kara ve Zeynep Kara isimli kadınlar saldırılara karşı tepki gösterdi. 
 
‘Kölelik yerine mülteciliği seçtik’
 
Cemile Kara, zulüm ve zorbalık yüzünden yönünü Kürdistan Federal Bölgesi’ne döndüğünü ama aynı zulüm ve zorbalıkla yaşamaya devam etmeye çalıştığını dile getirdi. 27 senedir mülteci olduğunu belirten Cemile, “Türk devletinin zulmünden kaynaklı köyümüzü terk etmek zorunda kalarak göç ettik. Korucu olmayı kabul etmedik. Evimizi, bağ ve bostanımızı, yurdumuzu bıraktık. Kölelik yerine mültecileşmeyi seçtik. Burada da bize karşı zulüm var ve her gün savaş uçakları kampımızın üzerinde dolaşıyor. Çocukların oynadığı mekanlar ve çobanlık yaptığımız yerler bombalanıyor” diye anlattı. 
 
‘Kürtler direnmeli’
 
Kürt halkına yönelik bir saldırı söz konusu olduğunu ve buna karşı Kürtlerin birlik olması üzerinde duran Cemile, yetkililere seslendi: “Biz dünyaya, Birleşmiş Milletler’e, kurum ve derneklere, insan hakları ve mülteci hakları savunucularına çağrı yapıyoruz ve kampımıza bakmalarını istiyoruz. Burada neler yaşadıklarımızı bilsinler. İlk başta yer vermediler bize ve birçok yer gezmek zorunda kaldık. En sonunda ise bize yılan ve akrep ile dolu bir yer verdiler. Burada içme suyu da yoktu ve bizi ölümle yüz yüze bıraktılar. Ama büyük bir iradeyle burada yeni bir yaşam yaratmayı başardık. Bana göre Kürt halkı kazanırsa düşman kaybeder. Kazanmak için ise Kürtlerde ulusal birlik oluşmak zorunda. Kürtler direnmeli, birleşmeli ve ittifaklarını güçlendirmeli.”
 
‘Bu kadar zulüm yetmedi mi?‘
 
Maruz kaldıkları saldırı ve baskı politikaları nedeniyle 1990’lı yıllarda göç etmek zorunda bırakılan Fatma Kara, bugüne dek 8 kamp yeri değiştirmek zorunda kaldığını belirtti. Şu an Maxmur Kampı’nda kalan Fatma, yaşadıkları zulmün artık son bulmasını istedi. Fatma, “Türk devleti ve işbirlikçilerinin zulmü yüzünden her seferinde başka bir yere göç etmek zorunda kaldık. Bu kadar zulüm yetmedi mi? Bihêrê, Bêsîvê, Geliyê Qiyametê, Ertûş, Nînova ve Nehdaran kampından Maxmur kampına kadar Türk devletinin saldırıları vardı. Geliyê Qiyamet ve Ertûş kampında da ambargo vardı. Ninova kampında mülteciler katledildi. Nehdaran kampında da aynı ölüm ve saldırılar vardı. Yaşamımız hep bu şekilde devam etti. Kimse bize ‘kandırılmışsınız’ diyemez. Şu an bir gerçeklik ve bu gerçeklik de Kürt halkının artık bir statüye kavuştuğudur. Bu saldırılar buna karşıdır. KDP buna ortak olmamalıdır. Birliğimizi korumak zorundayız” diye belirtti. 
 
‘Birlik olalım’
 
Zeynep Kara ise Kürtlerin birliğini oluşturmaması durumunda çok ağır bir savaşın içine girmenin kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Bu savaşın Kürt halkına çok şey kaybettirebileceğini vurgulayan Zeynep, “Buna ortak olmamalıyız. Kürtler arası bir savaşa izin vermeyelim. Buna zemin hazırlamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeyelim. Artık Kürt gençlerinin kanı akmasın. Kürt kürdün kanını akıtmasın. Erdoğan rejimi başkaldıran her Kürdü zindanlara atıyor, katlediyor. Buna karşı birlik olmamız gerekiyor. KDP sanmasın ki Erdoğan rejimi onunla birlik olacak. Bir gün onun boğazını da sıkacak. İşte o gün onun yanında duracak birilerini istiyorsa bugün bu politikalardan vazgeçmelidir. Saldırıları boşa çıkaracak olan bizleriz. Düşmanımızın oyunlarına gelmesin. Birlik olalım. Topraklarımızda özgürce yaşayalım” dedi.