Demokrasi Konferansı’nda ortaklaşan kadınlar: Adalet için buradayız

  • 12:09 25 Haziran 2021
  • Güncel
 
Habibe Eren-Sena Dolar
 
İSTANBUL - Demokrasi Konferansı’na kadınların adalet mücadelesi damga vurdu. Urfa Adliyesi önünde nöbet eylemini sürdüren Emine Şenyaşar, Cumartesi İnsanlarından İkbal Eren, Barış Annesi Güler Buğday ve Gülsüm Elvan adaleti sağlamak için her türlü mücadeleyi vermeye hazır olduklarını belirtti.
 
Toplumun birçok kesimine ulaşarak talepleri ve mücadeleleri ortaklaştırmayı hedefleyen ve “Ekmek, Özgürlük, Adalet” sloganıyla dün gerçekleştirilen Demokrasi Konferansı’na 220 bileşenin yanı sıra birçok kesimden adalet talebini dile getiren yurttaşlar katıldı. Adaletsizliğin derinleştiği süreçte bir arada olmanın barış, demokrasi ve adalet mücadelesi yürütmenin anlamı olduğunu belirten katılımcılar, “yeni dönemde acıların korkulardan daha büyük olduğunu belirterek mücadeleyi büyütme çağrısında” bulundu.
 
Konferansa katılanlar arasında Barış Annesi Güler Buğday, Urfa Adliyesi önünde adalet nöbeti sürdüren Emine Şenyaşar, Cumartesi İnsanları’ndan İkbal Eren, Gezi direnişi sırasında oğlu Berkin Elvan katledilen Gülsüm Elvan da vardı. Hepsi farklı tarihlerde farklı yerlerde yakınlarını kaybeden kadınlar… Kimisi aylardır, kimisi çeyrek asırdır, kimisi de yıllardır adalet için mücadele ediyor. Adaleti kendi elleri ve halkların desteği ile sağlamaya çalışan kadınlar neden Demokrasi Konferansı’nda olduklarına dair ajansımıza konuştu.
 
‘Adalet için buradayım’
 
Urfa'nın Suruç ilçesinde 24 Haziran 2018 Genel Seçimleri öncesi 14 Haziran'da AKP milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın koruma ve yakınlarının saldırısında eşi ve iki oğlunu yitiren Emine Şenyaşar Demokrasi Konferansı’nda bir kez daha adalet talebini yineledi. Adalet nöbetinde 108 günü geride bırakan Emine, “Çocuklarım için buraya geldim. Tutuklu olan çocuğum serbest bırakılsın. Bu katliamı yapanlar da cezalandırılsın. Çocuklarımı katlettiler. Failler de hiçbiri ceza almadan geziyor. Adalet için buradayım” dedi.
 
‘Herkese serbest olan bahçe bize yasak’
 
Savcılığın gerçekleri açığa çıkarma zorunluluğu olduğunu dile getiren Emine, “Başvuru yaptığımız halde savcı bizi kabul etmiyor. Adalet için nöbet başlattık fakat bizi bahçeye bile almıyorlar. Herkese serbest olan bahçe bize yasaklı oluyor. Cezaevine atılan evladımın çocukları perişan olmuş durumda. Adalet sağlanana kadar nöbet eylemimize devam edeceğiz. Kış boyunca oradaydık, Ramazan geldi orucumuzu orada açtık. Bundan sonra da nöbetim devam edecek. Ta ki suçlular cezalandırılana kadar” ifadelerini kullandı.
 
‘Adaleti kaldırmışlar’
 
“Bir umut adalet olur gerçekler açığa çıkar diye savcının peşinden gittim” diyen Emine, “Ama hiçbir cevap vermediler. Ankara’ya gittim orada da adalet sağlamadılar. Buraya geldim adalet aramak için. Adaletleri yok, kaldırmışlar adaleti. Herkes bize yardımcı olsun. Çocuklarım bırakılsın. Perişan olduk. Devlet katliam yapıyor. Fakir fukarayı tutukluyor. Adalet sağlansın” diye ekledi.
 
‘4o yıldır adalet arıyoruz’
 
Abisi Hayrettin Eren 12 Eylül 1980 askeri darbesinin hemen ardından gözaltına alındıktan sonra kaybedilen İkbal Eren de 40 yıldan fazladır adalet mücadelesini sürdürüyor. 40 yıldır ülkede adalet aradıklarına dikkat çelen İkbal, Demokrasi Konferansı’na neden geldiğini şu sözlerle anlattı: “Günümüzde çürümüşlüğün hat safhada olduğu, adaletin hiç olmadığı bu ülkede biz yıllardır adalet arayan insanlar olarak burada olmamız gerekiyordu. Bu kadar bileşenin ortak talebi adalet ve demokrasinin inşası.”
 
‘Herkesin bir karar vermesi gerekiyor’
 
“Demokrasi için herkesin bulunduğu yerden yapabileceği ne varsa yapması gerekiyor” diyen İkbal her alandan yükselen sesler çoğaldıkça baskıların arttığını dile getirdi.  İkbal, “Ve bazı şeylerin farkına varıldı. Bu nedenle de insanlar seslerini çıkardıkça görüyoruz ki baskılar, şiddet daha da artıyor. İnsanlar oturdukları yerde öldürülüyor. Deniz Poyraz’ın öldürülmesi içimizi çok yaktı. Bu ülkede insanların can güvenliği yok. Sokakta yürürken dahi birisi sizi öldürebilir. Yaşadığımız günler birbirimize ihtiyaç duyduğumuz günler. Hukuk, adalet isteyen, barıştan ve demokrasiden yana olan herkesin bir arada olup ne yapılması gerektiğine dair bir karar vermesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
'Barışın ön koşullarından biri demokrasi ve adalet'
 
Barış Annesi Güler Buğday ise barışın ön koşullarından birinin demokrasi ve adalet olduğunu vurguladı. “Biz nereye gidersek gidelim, nerede olursak olalım; demokrasi, hak ve hukuk demeye devam edeceğiz” diyen Güler, yıllardır bunun için mücadele yürüttüklerine dikkat çekti. Güler, “Umarım milyonlarla birlikte savaşsız, bir toplumu inşa ederiz ve milyonlarla birlikte özgürlükleri dile getiririz. Bu konferansın da sayımızın çoğalmasına vesile olması için geldim” sözlerine yer verdi.
 
Gülsüm Elvan: Birliğe her zaman desteğim olacak
 
İstanbul Okmeydanı'nda Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasında, sanık polis F.D. 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı, tutuklanmadı ve verilen ceza ile adeta ödüllendirildi. “16 kiloya 16 yıl ceza” diye tepkisini gösteren anne Gülsüm Elvan adalet mücadelesini sürdürüyor. “Adalet talebim hala geçerlidir, vazgeçmiyorum” diyen Gülsüm, verilen 16 yıl cezayı da kabul etmediğini vurguladı. Söz konusu kararla devletin katil olduğunun teşhir edildiğine işaret eden Gülsüm, “Sadece fail ile değil emir veren de onun yanındakiler de yargılanana kadar asla vazgeçmeyeceğim. Ben yola çıkarken, Berkin nezdinde bütün kaybettiğimiz, katledilen çocuklarımız için bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğim. Biz anneler, kadınlar bu mücadeleyi yükseltirsek hayatta olan çocukları da güvene almış oluruz. Geçtiğimiz hafta Deniz’i katlettiler. Kadınlar, anneler birleşirse bir şeyler olur ve buna da varım. Umarım bu birlik sürdürülür, sonuna kadar gidilir, desteğim olacak” ifadelerini kullandı.